Helalinden Kazanmak…

warren-wong-J33qmCVr02A-unsplash
Fotoğraf: Warren Wong-Unsplash

Helal kazanmanın İslam’a göre sınırı az da olsa çok da olsa harama bulaşmamaktır. Bu bağlamda, dinimizin emek verilerek elde edilen her türlü kazanca saygı duyduğu görülür. Ancak bu kazancın kesinlikle meşru yollardan ve helal bir biçimde alınması gerekir. Allah’a layığı ile kul olabilmek için helal bir yaşam sürdürmek şarttır. Helal yaşamın temelinde ise dünya kazancının helal olması yatar.

Helal kazanç nedir? İslamiyet, inanan insanlara tembellik yapmamalarını ve çalışmalarını emreder. Bu bağlamda, alın teri ile emek vererek çalışan ve İslam’ın şartlarına uyanlar helal kazanç elde ederler. Bu konuda gerek Kur’an-ı Kerim ayetlerinde gerekse de Peygamber Efendimiz’in hadislerinde insanların kesin bir dille uyarıldığı görülür. Konuyla ilgili bir ayette “Ey İnsanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helal ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.” (Bakara Suresi, 168. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere, kişiyi helalden uzaklaştırarak harama yöneltmek şeytan işidir. Şeytanın vesvesesine uymamak ise mümin bir kişinin en önemli vazifesidir.

Helal kazanmanın şartları nelerdir? İslam inancında; ticaret, sanat dalları ya da ziraat ile uğraşmak helal kazanç yolu olarak kabul edilen iş kollarıdır. Kişi, bu işlerde fikirsel ya da bedensel roller üstlenebilir. Ancak elde edilen kazancın helal olabilmesi bazı prensiplere bağlıdır. Bu prensipler, Kur’an-ı Kerim ve hadislerde haram olduğu belirtilen işlerden uzak durmaktır. Bu bağlamda; faiz almak ve vermek, hırsızlık yapmak, rüşvet alıp vermek, yetim malı gözetmemek, ölçüde hile yapmak ile bunlara benzer işler kazanca haram karıştırır. Bu davranışların miktarı ne olursa olsun helal kazanca kötü yönde tesir eder.

Helal kazanç, hayırlı bir Müslüman için dini bir vazifedir. Bu vazifeyi hakkı ile yerine getirmek işlerin de en iyi verimli biçimde yapılmasını sağlar. Toplum içerisinde yayılan helal kazanç bilinci ile de bu verimlilik iş hayatında huzuru artırır. Kişiler arasında güvenilirlik esaslı alışveriş yapılmaya başlar ve üretilen ürünlerin kalitesi de artar. Peygamber Efendimiz, helal kazanan Müslümanların mükafatının cennet olduğunu bildirmiş ve şöyle demiştir: “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir.” (Buhari)

Helal kazanç ile maneviyat arasındaki ilişki: Peygamber Efendimiz, bir hadisinde “Ey insanlar! Allah’tan sakının ve rızkınızı güzel yoldan arayın. Hiç kimse rızkı elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan sakının ve rızkınızı güzel yoldan arayın. Helal olanı alın, haram olanı bırakın.” (İbni Mace) İslam, insanın maddi ve manevi ihtiyaçları için helal ile haram arasında kesin bir sınır çizer. Bu bağlamda, müminlerin helal kazanmaları ve haram olan diğer şeylerden kendilerini sakınmaları emredilir.

Helal lokma yiyen bir Müslümanın kalbi huzurlu ve maneviyatı da güçlüdür. Oysa harama bulaşan her şey kalbi sıkıntıya sokar ve kişiye kasvet verir. Bile bile haram yiyen bir kimse günah işlemeyi normal kabul eder ve günden güne ibadet etmekten uzaklaşır. İbadetten ve Allah’a kulluk etmekten uzaklaşan bir kimse zamanla nefsinin vesvesesini susturamaz olur. Bu kimseler yalnız kendi menfaatleri için yaşamaya başlar, merhamet ve şefkat gibi duygularını da kaybeder. Sonuçta da dinimizin tembihlediği ahlaki değerlerden uzaklaşmış olur. Bu bağlamda, kalbini karartmak istemeyen herkesin azami derecede helal kazanmaya ve ailesine de helal lokma yedirmeye çaba göstermesi gerekir. Bu noktada emek verilerek kazanılan az miktardaki helal kazanç, daha çok olan haram kazançtan daha hayırlıdır.