Görüş 26-May-2020

“Her Canlı Ölümü Tadacaktır” Ayetini Unutmak…

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

İnsanoğlunun kelime anlamlarından birinin de “nisyan” yani “unutmak” kelimesinden geldiğini hatırlatarak başlamak isteriz satırlarımıza. “Ölüm” kelimesi soğuk bir kelime insan için. Korkutucu. Ne olduğunu bilmediğimiz bir aleme göç zorunluluğu, eninde sonunda yaşayacağımız gerçek.

Ölümün yarattığı tedirginlik hepimizde o kadar yoğun ki laf arasında geçtiğinde bile hemen irkilerek “Allah korusun” deyiveririz. O kadar korkuyoruz ki hepiniz öleceksiniz diyen ölümün sahibinden çaresizce yine ona sığınma ihtiyacı duyarız.

Fakat Kur-an’ı Kerim’i okuyup anlamaya çalışanlar bilir ki ölüm anı ya da sonrasını anlatan ayetler dehşetli ifadelerle doludur. Fakat kim için? Hayatı ölümü unutarak yaşayanlar için elbet. Ölüm korku olarak hepimizin içinde iken bir taraftan onu hatırlamak akıldan çıkarmamak nasıl olacak peki? Bu insana zor gelecek bir iş. İşte bu yüzden günlük hayatlarda bu olguyu yok sayıp sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak üzerine bir kurgu oluşturmuştur çoğu insan. Aslına bakarsanız modern hayat bunu körüklemiş “anı yaşa” sloganı hayatın her alanında insanın da işine gelmiştir. Ta ki bir yakınını kaybedinceye kadar uzun bir mesafe koyar insan ölüm ile arasına. Her cenaze evinde klasik laflar edilir, “İşte hayat, hepimiz geldik gidiyoruz”, “Hepimiz öleceğiz, Allah hayırlısını versin” gibi…

Ama hemen sonrası günlük hayatın debdebesi içinde ölümü yine yok sayarak anı yaşamaya başlarız. Ne mi yaparız? Ticaretimizde hile yapmaya, dedikodu kazanlarını kaynatmaya, zayıfları ezmeye, iş yerlerimizde birilerinin ayaklarını kaydırmak için planlar yapmaya, eşimizi dostumuzu aldatmaya, “Vur patlasın çal oynasın” tarzı hayatlarımıza kaldığımız yerden devam ederiz. Ama unutmazsak ölümü daha ölçülü oluruz, bin söyleyecekken bir söyleriz, elimiz titrer terazinin ayarını bozmaya giderken, bir hakkında konuşurken bir daha düşünürüz, yalan söyleyecekken belki hemen vazgeçeriz, kendimize çeki düzen veririz. Sonrasını düşünmeye başlarız. İşte bu yüzden unutmamalıyız buna göre yaşamalıyız. Belki araştırma bile yapacaksınız ölen insan vücudunda gerçekleşmeye başlayan fiziksel değişimler konusunda. Yavaş yavaş alışacaksınız onu düşünmeye. Korku yerini kabullenmeye bununla da belki biraz sakinliğe bırakacak.

Bir anlamda biz ölümden kaçmaya, onsuz yaşamaya çalıştıkça o bize daha korkutucu görünmeye devam edecek. Zincirli Kuyu Mezarlığı girişine yazılan Prof. Dr. İlber Ortaylı hislerimize tercüman olarak ünlü kimliği ile bunu çok güzel dillendirmişti bir dönem: “Her nefis ölümü tadacaktır ayetini bankalara ve makam koltuklarına yazmalı. Tabutlara mezarlıklara değil.” diyerek günlük hayatımıza sokuvermişti bu düşünceyi.

Bize her canın öleceğini haber veren ayetleri okuyarak bitirelim yazımızı:

“Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metaından başka bir şey değildir.” (Al-i İmran Suresi 185. Ayet)

“Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vade takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.”
(İsra Suresi, 99. Ayet)

“Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar?”
(Enbiya Suresi, 34. Ayet)

“Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.”
(Enbiya Suresi, 35. Ayet)

“Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.”
(Mü’minun Suresi, 15. Ayet)

“Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.”
(Ankebut Suresi, 57. Ayet)

“Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak.”
(Rahman Suresi, 26. Ayet)

“Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak.”
(Rahman Suresi, 27. Ayet)

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 06-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Biliyoruz ki insanoğlu var olduğundan bu yana giyinme/örtünme, barınma, yeme, içme ihtiyacı da vardır. Tarihi bulgularda çok eski zamanlara ait giysiler, barınak şekilleri, çok eskilerden kap kacak bulunmuş, mağaralarda günlük yaşama dair saydığımız gereksinimlerin en eski halleri resmedilmiştir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 19-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Eski Ahit’te Kral Davut’un krallığının merkezi olarak Kudüs şehri için “Siyon” ismi kullanılmıştır. Fakat zaman geçtikçe bu isim tüm İsrail topraklarına verilen isim olmuştur. İşte Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefini gerçekleştirmek üzere oluşturulan siyasi hareketin adı “Siyonizm” buradan gelmektedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 17-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Arapların 711-1492 yılları arasında hüküm sürdükleri İber Yarımadası’nda bulunan bölgelerin genel adıdır Endülüs. Dile kolay, 781 senelik bir hakimiyettir bu. Abbasilerin Emevi hakimiyetine son vermesinden sonra Emevi sülalesinden Hişam’ın torunu I. Abdurrahman’nın İspanya’ya giderek Endülüs Emevi Devletini kurması ile başlamıştır. Ve bu devletin merkezi Kurtuba’dır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 16-Haz-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Allah katında din İslam’dır! Ancak zamanla medeniyetlerin çeşitliliği, yorum farklılıkları ve en önemlisi din alanında hakimiyet kurma istekleri bugün andığımız kitabi dinlerin ayrışmasına sebebiyet vermiştir. İlk vahiy zamanlarında tüm dinlerin mesajı aynı olup Hristiyanlık, Yahudilik gibi dinler günümüze kadar maalesef bağlıları tarafından tahribata uğramış ve ana hedeften şaşırtılmıştır.

Devamı Devamı