Her Müslüman Erkek, Kadın Kıymeti Bilmelidir

febri_sym_unsplash
Bütün kadınlar çiçektir. Fotoğraf: Febri Sym-Unsplash

“Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır.” (Buhari, Nikah 43; Müslim, Fedail 68)

Asırlar öncesinden bugüne dünyanın her yerinde kadına karşı şiddet ve adaletsizlik konuşulup tartışılır. Yukarıdaki sahih hadis İslam’ın kadına bakışını çok basit ama aynı zamanda net ifadelerle açıklar. Dahası dinimizde koskoca bir Ayet-i Kerime’ye kadının ismi verilmiştir; Nisa suresi adeta o devirde kadın reformu niteliğindedir.

Cahiliye devrinde neredeyse insan yerine konulmayan kadın, İslamiyet’le birlikte olması gereken konuma getirildi. Dinimiz evvela o dönemin sosyal adaletsizliğine el koymuş ve kadını toplum içinde olması gereken yere getirmiştir. Bu yeni durum kadının erkekle eşit haklara sahip olduğu, onurlu bireyler olarak yaşamını sürdürebileceği bir düzen anlamına gelir.

“Kadın Allah’ın kulu olması bakımından erkekle eşit seviyededir; dini hak ve sorumlulukları da aynı düzeydedir.” (Al-i İmran 3/195; et-Tevbe 9/71).

Burada “eşitlik” kelimesinin altını çizmek isteriz, her zaman tartışma konusu olan İslam hukukunun erkeğe tanınan imtiyazlardan kadını mahrum ettiği tartışılır. Aslında İslam hukukunu incelediğimizde kadın haklarını gözeten ve hatta ona öncelik tanıyan birçok hüküm karşımıza çıkıyor.

En çok tartışılan miras hukukunu ele alalım: Erkeğe kadının iki katı pay düşer hükmünü! Burada erkek evlenirken mihir ödemekle yükümlüdür ve bu mihir mukaddem pay ve muahhar pay olarak ikiye ayrılır. Mukaddem pay evlenirken geline altın veya taşınır, taşınmaz mülk olarak verilir. Bu pay kadın tarafından belirlenir. Muahhar pay ise kadına boşanma olursa veya erkek öldüğünde teslim edilir ve bu hak mukaddes hak addedilir ki mirası pay ederken öncelik konumundadır. Erkeğin bu maddi sorumluluğu miras hukukundaki erkeğin iki katı pay alışını çok net açıklar burada kadın, babasından erkek kardeşinin yarı payını hak ederken eşinden kendi özgür iradesiyle belirlediği muahhar mihrini miras edinir.

Dinimizde kadının saygı sevgi ve iltifata layık olduğu sayısız kutsi hadis ve Ayet-i Kerime’de apaçık mevcutken, dinimizin kadına ikinci sınıf insan muamelesi ettiğini iddia etmek, açık bir gaflet ve cehaletten ibarettir.

Burada Peygamber Efendimiz’in kız çocuklarına verdiği öneme de değinmek isteriz. Peygamber Efendimiz, kızı Fatıma’nın evinde kaldığı bir gün, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin, kendisinden su ister. Allah Rasulü önce Hazreti Hasan’a su verir. Bunun üzerine Hazreti Fatıma, Peygamber Efendimiz’in Hazreti Hasan’ı daha çok sevdiği kanaatine varır. Efendimiz ise; “Hayır, ilk önce Hasan su istedi.” buyurur. (Ahmed, I, 101) Sonra da; “İkram ve ihsanlarınızla çocuklarınıza eşit muamelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” buyurur. (Heysemi, IV, 153; İbn-i Hacer, el-Metalibü’l-Aliye, IV, 69)

Ehl-i beyt ve sadat-ı kiramın annesi Hazret-i Fatıma Validelerimiz, İslam’da hanımlara verilen ehemmiyeti ve hiçbir menfi ayrıma taba tutulmadıklarını gösterir.

Erkek ve kadının yaratılış açısından eşit olmamaları verilen görevlerin ve beklentilerin farklı olmasına yol açmıştır. Bu durumun yarattığı bir eşit olmama durumu vardır. Kadın yapısı itibari ile daha hassastır. Fizik açısından erkekler kadar güçlü değildir. Bunun yanında merhamet, şefkat ve sevgisi erkeğe oranla çok güçlüdür. Kadınların özellikle de çocuk yetiştirirlerken erkeklere oranla ne kadar güçlü oldukları biliniyor.

Kadınlara yapılan övgüler dinimizde açıktır:

“Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesai, Cihad, 6)

“Sizin en hayırlınız, ailelerine en güzel muamelede bulunanınızdır.” (İbn-i Mace, Nikah, 50; Darimi, Nikah, 55)

“Kadınları dövmeyiniz! Kadınlarını döven kimseler, sizin hayırlınız değildir.” (Ebu Davud, Nikah, 42; İbn-i Mace, Nikah, 51)

Kadının hayatın içindeki büyük rolü her zaman İslamiyet’te öne çıkarılarak takdir edilmiştir.