Her Yönüyle Masumiyet Kavramı ve Namuslu Olmak

anna-kolosyuk-4R6pg0Iq5IU-unsplash
Fotoğraf: Anna Kolosyuk-Unsplash

Namus kavramı anlam itibariyle farklı manalara çıksa da dilimizde “itibar, iffet, ırz, şeref” gibi şekillerde kullanılır. Kur’an-ı Kerim ve bazı hadislerde de namusun bu anlamlarla kullanıldığı görülür. Namus sahibi olan kimseler de bu davranışlarından ötürü övülür. İslamiyet, kadın veya erkek ayrımı yapmadan tüm Müslümanlar’a namuslu olmayı emreder.

Kur’an-ı Kerim’de ele alınan namus kavramı… İslamiyet, kadın ve erkeklerin namus ve şerefini korumasını tembihler. Bunun yanı sıra namuslu ve şerefli olan kimselere iftira atmayı da açık bir şekilde yasaklar. Nur Suresi’nin farklı ayetlerinde hem erkeklerin hem de kadınların namuslu olması gerektiği aşağıdaki gibi işlenir.

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.” (Nur Suresi, 30. Ayet)

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakaların üzerinden bağlasınlar.” (Nur Suresi, 31. Ayet)

Dinimizde, insan nefsinin en güçlü güdülerinden biri de şehvet olarak nitelendirilir. Bu bağlamda meşru yollardan yapılan evliliklere izin verilmiş, diğer türlü olanlar ise zina olarak nitelendirilmiştir. Meşru olmayan davranışlarda bulunmak, namus kavramına uymaz, ayıp ve günah olarak nitelendirilir.

Namus kavramının aile için önemi nedir? Aile, insanların doğup büyüdükleri bir ortam olmaktan çok daha derin manalar taşır. Bu bağlamda aile, yeni nesiller için ilk eğitimin verildiği ortamdır. Çocuk; İslamiyet’i, haram ve helal kavramını, iffetli ve dürüst olmayı ailesinden öğrenir. Bu sebeple de tüm aile üyelerinin karşılıklı biçimde temel ahlak kurallarına uyması gerekir.

Namuslu ve dürüst bağlarla bağlanmak aile temelini destekleyen bir durumdur. Bu sebeple de dinimiz kötü kadınları, kötü erkeklere; iyi kadınları da iyi erkeklere layık görür. Böylece aile birliğinde ileriki dönemlerde oluşabilecek uyumsuzlukların da önüne geçilir.

Namus ve utanma duygusu arasındaki ilişki nedir? Namus, özel ve sosyal yaşamda sergilenen davranışların tümünü kapsayan bir terimdir. Bu sebeple namus ve utanma duygusu arasında sıkı bir bağ vardır. Haya sahibi (utanma duygusu) olan kimseler, namus değeriyle çelişen işleri yapmaktan imtina gösterirler. Bu bağlamda Hz. Muhammed, “Allah’tan gereği gibi haya ediniz.” (Tirmizi) ve “Utanma duygusu insana hayır getirir.” (Müslim) buyurmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere utanma duygusu, iman etmenin bir gereğidir. Kişinin namusu, şerefi ya da haysiyeti ile alakalı bir seçim yapması gerektiğinde haya duygusunu ön plana çıkarması gerekir. Allah’tan utanan bir kimsenin Allah’ın hoşnut olmayacağı bir tavır sergilemesi mümkün değildir.

Namus ve toplum ilişkisi… Namus kavramı dünyanın değişmesi ile birlikte anlamsal bazı dönüşümler geçirmiştir. Bu bağlamda, eski zamanlarda toprak ve mülkiyet için kullanılan bu sözcük günümüzde bedenselleştirilmiştir. Ancak bu dönüşümle sınırlanmamak ve namusu hem erkek hem de kadın için toplumsal bir değer olarak düşünmek gerekir. Böyle düşünüldüğünde namus, iffetli olmanın yanı sıra; güvenilir ve dürüst olmak ile sözünde durmayı da kapsayan bir terim haline gelir.

Aile içerisinde yetişen ve olgunlaşan bireyin toplumdaki yeri küçümsenemeyecek kadar önemlidir. Buna göre bireyin ahlaki değerleri, toplumun ahlak düzeninin oluşmasını sağlar. Ahlaki açıdan problemsiz bir toplum düzeni sağlamak için, bireylerin ahlak ve namus kavramlarını içselleştirmesi gerekir. İffetli, namuslu, güvenilir ve huzurlu bir toplum düzeni sağlamanın birinci şartı budur. Zaten dinimiz de Kur’an-ı Kerim ve hadisler ışığında hem kadın hem de erkeklere böyle davranmayı emreder.