Hor görmek, hoş görmek üzerine…

Toplum Contributor
Ahlak
hor görmek
Larm Rmah-Unsplash

Allah katındaki üstünlük ölçüsü, hor görmek kavramını bu dünyada boşa çıkarır. Buna göre kimse bir diğer din kardeşinden üstün değildir. Maddi ve manevi nimetleri sebebiyle de başkasını hor görecek mertebede değildir. Bu yüzden İslam, geniş çapta bir hoşgörü dinidir ve inananlara da hoş görmeyi tembihlemektedir.

Başkasını hor görmek nasıl bir davranış biçimidir?

Allahü Teala, insana ruh üflerken ona türlü nimetler de vermiştir. İslami kaynaklarda yer verildiği üzere kişi iyi hasletlerle donanmayı da tercih edebilir; kötü hasletlerle donanmayı da. Sevgi, yardım severlik, adalet, doğruluk ve buna benzer işler; kişinin iyi hasletleridir. Kibir, üstünlük taslamak, hor görmek, mal ve mülk peşinde koşmaksa Müslümana yakışmayan işler arasındadır.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde açıkça belirtildiği üzere insanların mertebe bakımından tek farkı takvadır. Bu bakımdan dünya nimetlerinin din kardeşleri arasında bir fark yaratmadığı açıkça belirtilmiştir. Salih Müslümanlara düşen başlıca vazife kendi acizliğinin farkında olmak ve kibre kapılmamaktır. İnsanlara hüsn-i niyetle yaklaşmak ve güzel davranmak dünya ve ahiret kapılarını sonuna kadar açmanın bir yoludur.

Kişi insandan başka neleri hor görür?

İnsan fıtratı gereği hor görme eğiliminde olabilen bir varlıktır. Bu eylem kendisinden zayıf gördüğü insanlara karşı olabileceği gibi aslında kendine ve elindeki nimetlere karşı da olabilir. Konuyla alakalı bir hadisi şerifte şöyle buyrulur:

“Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemeniz için daha uygun bir davranıştır.” (Müslim)

Buradan da anlaşılacağı üzere Allahü Teala bütün kullarına birbirinden ayrı rızık ve nimet verir. Kendinden yukarı konumdaki insanlara özenmek, aslında kişinin elindeki nimetleri ve lütufları hor görmesi demektir. Bu yüzdendir ki insana kendinden iyi olanlara değil daha aşağı konumda olanlara bakması öğütlenmiştir.

Hor görmeyle kibir arasındaki ilişki nedir?

Hor görme kavramı netice itibariyle, bir kimseyi; önemsememek, alaya almak ve küçük görmeye dayanır. Bir başka deyişle kişi kendini üstün gördükçe ve kibrini yücelttikçe başkalarını hor görür. Yani insanın kibri kendi vicdanına baskın geldikçe hor görmeye olan eğilimi de artar. Bu bakımdan iki kavram arasında göz ardı edilemeyecek sıkı bir bağ vardır.

Tasavvufta insanın başarıya ulaşması ancak nefsiyle mücadele etmesine bağlıdır. Diğer hasletlerde olduğu gibi kibri öven ve başkalarına yeren de aslında nefistir. Mevlana’nın öğütlerinden anlaşılacağı üzere bu iki haslete sahip olan insanda saygı kırıntısı yoktur. Ona göre insana saygının iki şartı vardır: hor görmemek ve hizmet etmek. Burada bahsi geçen hizmet, herhangi bir çıkar gütmeden ve karşılıksız olarak yapılandır.

Dini kaynakların, özellikle de tasavvufi kaynakların büyük bir bölümünde insanın kendi acizliği üzerinde durulur. Buna göre de kişinin kendi dışında kalanları üstün olarak kabul etmesi öğütlenir. Olgunlaşma yolundaki ilk adım da budur. Tevazu halinde olmak kişinin fıtratında bulunan gururu ve kibri alt etmenin ilk şartıdır.

Kısacası, hata yapma eğiliminde olan insanın kötü vasıflarından biri de maddi ve manevi değerleri hor görmesidir. Bu davranış biçimi ayetlerde, hadislerde ve tasavvufi kaynaklarda yanlış olması bakımından yerilmiştir. İnsanı doğru yola ulaştıracak ameller arasında hor görmeye yer yoktur. Bizlere düşen hor görme eğiliminde olmak yerine hoş görme eğiliminde olmaktır. Unutmamalıyız ki dünya yaşamında elimize geçen tüm nimetler ve imkanlar Allah’tandır.

YAZI: İPEK ATACAN