SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Huzurun ilk şartı nedir?

Dua 16 Şub 2021
huzur
S&B Vonlanthen-Unsplash

Mutluluğun ve huzurun ilk şartı insanın davranışlarına hakim olmasıdır. Kendini bilmeyen, tanımayan, kontrol edemeyen kimseler huzura kavuşamazlar. Bu nedenle hem yaşamlarında hem de Allah’la olan ilişkilerinde çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Ancak huzurlu kimseler sahip oldukları iki dünyayı da en iyi şekilde değerlendirmeye çabalarlar.

Bireysel anlamda huzurun ilk şartı nedir?

Huzurlu olmak gelip geçici bir durum olmak yerine insanın hayatında sürekli olarak kalmalıdır. İçinde bulunan ortamlarda kesintisiz huzurun ilk şartı ise insanın kendi içinde huzurlu olmasıdır. Bu durum ancak davranışları kontrol ederek, Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak sağlanır.

Huzur, insanın ahiret yaşamında kurtuluşa ermesini sağlayan faktörlerden biridir. Huzurlu kimseler şeytanın vesveselerinden uzak şekilde yaşarlar. Yaşadıkları olaylar karşısında çözümsel ve yapıcı davranışlarda bulunurlar. Öfkelerini kontrol ederek karşılarındaki insanların kalplerini kırmazlar.

Huzurun sağlanabilmesi için kişinin kendini tanıması önemlidir. Yaşayabileceği olayları tahmin ederek hareket etmesi gerekir. Öfke sorunları yaşanabilecek, kötü alışkanlıklar edinebilecek, iftira ve zulme maruz kalınabilecek ortamlardan uzak durulmalıdır. Doğru arkadaşlar edinerek Allah yolunda birlik içinde ilerlemek gerekir. Huzurun ilk şartını şöyle özetlemişlerdir:

“Harislerin, yani dünyayı çok sevenlerin göz testileri hiç dolmaz. Sadef de kanaat edici olmayınca, içi inci ile dolmaz.” (Mevlana)

Mevlana’nın sözünden anlaşılabileceği gibi huzuru sağlayan ilk şart nefsin müdafaa edilmesidir. Nefse yenik düşmemek, aç gözlü olmamak, yalnızca dünya hayatını düşünerek yaşamamak gerekir.

Toplum içinde nasıl korunur?

Kişinin iç dünyasında olduğu kadar dış dünyasında da huzuru sağlaması gerekir. Bu bağlamda, toplumun en küçük bireyi olan ailede saadet elde edilmelidir. Ailede yaşanan her durum insan davranışlarıyla topluma yansır. Bu yansıma iyi yönlü olursa toplumda huzur elde edilir.

Aile bireylerinin birbirlerini koruyup kollaması, ev içinde iş bölümü yapması gerekir. Sorunlar karşısında birlikte hareket edilmeli, huzuru kaçıracak işlerden kaçınmalıdır. Akraba ilişkilerine yeterli özeni göstererek toplum adına hayırlı işler yapılmalıdır.

Toplumda birlik ve beraberliği sağlayan en etkili yöntem ibadettir. Allah, komşuluk ilişkileri hakkında verdiği hükümlerde toplum huzurunu ön planda tutar. Bu bağlamda malla yapılan ibadetler insanlar arasında maddi sınıf farklılıkları oluşmasını engeller.

Yardımlaşma, dayanışma, sevgiyle hareket etme gibi davranışlar insanların birbirini sevmesini sağlar. Yaşanan olaylarda diğerlerinin ayıbını örtmek, dedikodu yapmamak huzuru koruyan etkenlerdendir. Ayrıca yardıma ihtiyacı olan kimselere yardım etmek veya yapılan iyiliklere vesile olmak da önemlidir.

Toplumda sağlanması gereken huzur, kişinin iç dünyasıyla paralel olarak ilerler. Eğer bir kimse huzursuzsa çevresindekilerin mutsuz olmasını ister. Ancak kendisi mutlu olan kişiler diğer insanlarla mutluluğunu paylaşır. Kimse hakkında kötü düşünmeyerek kalbini temiz tutar. Bu sayede toplumdaki bireyler her şeye rağmen huzur içinde yaşarlar.

İbadet etmenin etkisi nedir?

Aslında ibadetlerin etkilerinden biri manevi temizliğin sağlanmasıdır. Sürekli ibadet eden kimseler nefislerini kontrol edebilir, kötü işlerden uzak olurlar. Allah’ın hoşuna gidecek işleri yaparak daima huzurlu kalırlar. Kendilerini manevi anlamda temizledikleri için kalplerinde kötülük barındırmazlar.

Esasen ibadet edilen ortamlarda Allah sevgisi ön planda olur. İbadet eden veya edilmesine vesile olan kişiler Allah’ın rızasını kazanırlar. İşleri daima rast gittiği için yaşayabilecekleri sorunlar azalır. Bu durumlarda huzurları Allah’ın koruması altına girmiş olur.

Huzura en büyük etkiyi şükretmek verir. Haline şükreden, Allah’a teşekkür halinde olan kimseler hiçbir durum karşısında ümitsizliğe düşmez. Yardımın Allah’tan geleceğini bilerek daha kötüsünü yaşamadıkları için devamlı şükür halinde olurlar.

YAZI: İPEK ATACAN