Hz Ali’nin yaşamı nasıldır? İslam öncesi ve sonrası…

Önemli Şahsiyetler İpek Atacan
sakura
Lily Zhou-Unsplash

Allah’ın aslanı olarak da zikredilen Hz Ali’nin yaşamı Müslümanlar tarafından ilgi duyulan bir konudur. Kendisi; ilk iman eden Müslümanlar arasındadır. Bunun yanı sıra, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in amca oğlu ve aynı zamanda da damadıdır.

Hz Ali’nin yaşamı nasıldır?

Hz. Ali, Hicri takvime göre 600 senesinde dünyaya gelmiştir. Kendisi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in amcası olan Ebu Talib ile Fatıma bin Esed’in oğludur.

Hz. Ali henüz küçük yaşlarda Mekke sınırlarında başlayan kıtlık sebebiyle Hz. Muhammed’in himayesine girmiştir. İslamiyet’in tebliğ edilmesi ve Hz. Muhammed’e peygamberlik vazifesinin iletilmesi de Hz. Ali’nin çocukluk yaşlarına denk gelir. Bu bakımdan Hz. Ali, çocuklar arasında ilk iman kimse olmuştur.

Mekke’den Medine’ye hicret edildikten iki yıl sonra Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi kızı Fatıma ile evlendirmiştir. Bu izdivaçtan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin dünyaya gelmiştir. Kendilerinin Zeyneb ve Ümmü Külsum adında iki de kız evladı olmuştur.

İlmi bakımdan Hz Ali’nin yaşamı detayları nasıldır?

Henüz küçük yaşlarda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in yanında bulunan Hz Ali’nin yaşamı; ilmi bir gelişim, idari ve askeri sorumluluklarla doludur. Kendisi peygamber yanında bulunmasının bir sonucu olarak; vahiy katibi ve hafız olmuştur. Bunların yanı sıra hadis ve fıkıh konusundaki üstün meziyetleriyle de çevreden kabul almıştır.

İslam inancında insanın manevi hakkından nasıl bahsedilir?

Dinimizde Allahü Teala kainatın ve içerisindeki tüm varlıkların yegane yaratıcısıdır ve onlar üzerinde insan aklıyla çizilemeyecek haklara sahiptir. İnsan, bu varlıklar arasında akıl ve iradeyle donatılarak, diğerlerine üstün kalınmıştır. Dolayısıyla da dünya yaşamında yapmış olduğu tercihlerden ve işlemiş olduğu eylemlerden sorumludur.

Hz. Ali, Hz. Muhammed henüz yaşamdayken Kur’an-ı Kerim’in tamamını ezberlemiştir. Kendisinin öğrencilerden olan Ebu Abdurrahman es-Sülemi’nin, Hz. Ali’den daha güzel Kur’an okuyan olmadığını söylediği aktarılır. Hz. Ali, yalnızca ilmi şahsiyetiyle değil aynı zamanda idari ve askeri meziyetleriyle de anılan bir sahabidir.

Kendisinin idari ve askeri bakımdan yaşamı ne şekildedir?

Hz. Ali; Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in döneminde gerçekleşen neredeyse tüm savaşlara katılmıştır. Bu savaşlar esnasında sancaktarlık yapmış ve savaş sırasında yapmış olduğu kahramanlıklarla adından pek çok rivayette söz ettirmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in vefatıyla birlikte Dört Halife Dönemi başlamıştır. Hz. Ali, bu dönemin son halifesi olarak görev yapmıştır. Ancak kendinden önceki halifeler pek çok hususta Hz. Ali’nin de görüşüne başvurmuşlardır. Hz. Ömer’den aktarıldığı üzere konuyla ilgili şöyle denmiştir:

“En isabetli hüküm verenimiz Ali idi.” (Buhari)

Hz. Ali, isabetli hükümlerinin yanı sıra güvenilirliği ve cömertliğiyle de ön plana çıkmıştır. Öyle ki, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Hicret ettiği gece emanetleri teslim etmek üzere yerine Hz. Ali’yi bıraktığı bilinir. Hz. Ali, görevini layığı ile yerine getirdikten sonra yolda hicret edenlere yetişmiştir.

Kısacası, Hz. Ali hem Peygamber Efendimi Hz. Muhammed döneminde hem de kendisinin vefatından sonra ilmi, askeri ve idari konularda ciddi vazifeler almıştır. Kendisi henüz çocuk yaşlarda putlara tapmayı red ederek Müslüman olmuş, sonrasında da İslamiyet adına çokça yarar sağlamıştır. Bu bakımdan Hz. Ali tüm dini kaynaklarda; yüksek ahlakı, idari becerisi, ilmi şahsiyeti ve askeri dehasıyla anılan bir sahabi olmuştur. Kendisi Hz. Muhammed’in aynı zamanda akrabası olması sebebiyle de Müslümanlar arasında pek kıymetlidir.