Hz. Muhammed ve kardeşlik hukuku

İslam 14 Şub 2021 Contributor
kardeşlik hukuku
Nico Van Zwet-Dreamstime.com

Hz. Muhammed (sav), hiçbir ayrım gözetmeksizin insanları İslam’ın kardeşlik hukuku çerçevesinde birleştirip kaynaştırmayı ve bu anlayışın önündeki engelleri ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Peygamberlik hayatı boyunca, kim ya da hangi ırk, kabileden olduğuna bakmaksızın İslam’a yönelen herkesi eşit kabul etmiş; kabile kardeşliğinin yerine İslam kardeşliği anlayışını yaymıştır. İnsanlara Allah’ın varlığını ve birliğini anlatırken, bir yandan da bu inanç etrafında birleşenleri din kardeşliği altında kaynaştırmıştır.

Din kardeşliğinin temelleri nasıl atıldı?

İslam kardeşliği hukuku, Habeşli köle ile Kureyşli asilzade arasındaki farkı ortadan kaldırıyordu. Hz. Muhammed, din kardeşliği yoluyla Ensarla muhacirler arasında ortak bir kimlik ve anlayış oluşturmuştu. Bu örnek sosyal birlik ve dayanışma ile İslam’ı seçtikleri için işini ve tüm servetini bırakarak Mekke’yi terk etmek zorunda kalan muhacirlere maddi manevi destek sağlamıştı. İslam’ın yayılması ve Müslümanların güç kazanmasıyla İslam kardeşliği anlayışı da güç kazanmış huzurlu barışçıl ve refah bir toplumun temelleri atılmıştı.

İslam anlayışındaki kardeşlik hukuku içerisinde en temel noktalarından birisi de insan hakları boyutudur. Daima can, mal ve ırz güvenliği gibi temel insan haklarının korunmasına önem veren Hz. Muhammed, sadece Müslümanlar arasında değil diğer dinlere mensup olanlara karşı da aynı hassasiyetin gösterilmesini istemiştir.

“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini mümin kardeşi için sevmedikçe gerçek mümin olamaz.” (Buhari)

Bu hadisinden de anlaşılacağı üzere Hz. Muhammed, Müminler arasında kötü niyet ve düşünceleri, kin ve nefreti ortaya çıkaran tutum ve davranışlardan sakınılması gerektiğini öğütlemiştir. Kendimiz için dilediğimiz iyilik, güzellik ve hayırları, Mümin kardeşlerimiz için de istememiz, kardeşlik hukukunun esasıdır.

İslam’da kardeşlik hukuku ne anlama gelir?

Birbirinin canına, malına, iffetine saygılı olmak, selam vermek, davete icabet etmek, hastaları ziyaret etmek, cenazeye katılmak, yardım, dayanışma, diğergamlık gibi hassasiyetler kardeşlik hukukuyla doğrudan ilgili davranışlardır.

İslam kardeşliği müessesesi ancak bu esaslar, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi; kardeşlik ahlakını zedeleyecek söz ve davranışlardan kaçınılmasıyla ayakta kalır. Kardeşlik müessesesi, fertlerin ve toplumun barış, huzur, güven, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamasını sağlayacak temel değerdir. Birbirini aldatmayan, hor görmeyen, haklarını ihlal etmeyen bireylerin oluşturduğu bir toplumun inşası için elzemdir.

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a, İslam’a) sımsıkı sarılın; dağılıp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz bir zamanlar birbirinize düşman idiniz; O gönüllerinizi birleştirdi, O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.” (Al-i İmran, 102. Ayet)

İslam kardeşliğinden ne anlamalıyız?

Yüce Allah ırk, dil, milliyet, cinsiyet, mevki, zengin ya da fakir gözetmeksizin İslam’a inanan, bu eksende birleşen tüm müminleri kardeş ilan etmiştir. Müslümanlar arasındaki kardeşlik, iman temeline dayanan İslam kardeşliğidir. İman ve takva kardeşlik müessesesini oluşturmada en güçlü bağdır. İman birliği çıkar ve menfaat beklentisi taşımaz. Bu nedenle iman birliği, bu birlik etrafında kenetlenen kardeşlik bilinci, kalıcı ve sürekli olması yanında, bu duyguyu oluşturan diğer bağlardan önde gelir.

Bu anlayış doğrultusunda dünyanın hangi farklı bölgesinde olurlarsa olsunlar Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. İslam kardeşliği, aynı ana-babadan olma kardeşlikten daha ulvi, daha kapsamlı bir kardeşlik anlayışıdır. Dünya üzerindeki tüm Müslümanları birbirlerine gönül bağıyla bağlayan bir anlayıştır. İman birliğini esas alan İslam kardeşliği, sınır tanımaz. Yüreklerin yandığı her yerdedir; Filistin’de, Myanmar’da, Suriye’dedir.