Hz. Muhammed’e (SAV) Tabi Olmak Nasıldır?

ID 28605815 © Sufi70 | Dreamstime.com

Hz. Muhammed’e tabii olabilmek için insanların onu tüm kalbi ile sevmesi gerekmektedir. Kalplerinin bir kısmında Peygamber Efendimizin sevgisini taşıyan kimseler ona tabi olamazlar. Ancak hayatlarının her alanında Allah’ı ve kendisini hatırlayan, buna göre imanını kuvvetlendiren kişiler ona tabi olabilmektedir.

Hz. Muhammed’e Tabi Olmak Nasıldır? Hz. Muhammed, İslam’ın en güzel örneğidir. Tüm Müslümanlara ise bu güzelliği örnek almak farzdır. Yaptığı davranışlar, söylediği sözler ile Müslümanlar için daima yol gösterici olan Peygamber Efendimize tabi olmak gerekir.

Hz. Muhammed’in yaptıklarını ezberlemek, aynılarını yapmak ona tabi olmak demek değildir. Hz. Muhammed’in davranışlarındaki asıl düşünceyi anlamak, kişinin yaptıklarında bu düşüncelere göre hareket etmesi ise ona tabi olmaktır. Hz. Muhammed yapıyor diye değil, Hz. Muhammed bunu düşünerek yapmış diyerek hareket edilmelidir.

Peygambere uymak Allah’a uymak demektir çünkü Peygamber Efendimiz hayatını Allah’a ve Kur’an-ı Kerim’e uygun olarak yaşamıştır. Hz. Muhammed’e tabi olmak, ona uymak, Kur’an-ı Kerim’de, “De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” buyrulmuştur. (Al-i İmran, 3/31)

Hz. Muhammed’e tabi olmanın alametleri nelerdir? Allah, tüm kullarını sevmektedir. Kullar için de Allah’ı sevmenin yolu, Hz. Muhammed’i sevmek ve ona muhabbet etmekten geçer. Hz. Muhammed’i sevmek ise onu örnek almaktan, İslam’a uygun yaşamaktan geçer.

Hz. Muhammed’e tabi olmak, onun davranışlarından feyz alarak kişinin kendi davranışlarını bulundurmasıdır. Allah’ın en sevdiği kulu Hz. Muhammed olduğu için, kullar Peygamber Efendimize ne kadar benzerse Allah da onları o kadar çok sever.

Dünya hayatında insanı yükselten ve yücelten bazı davranışlar bulunur. Kumar oynamak, alkol kullanmak, bedene zarar vermek, insanlara zarar vermek gibi davranışlar insanı alçaltır. Allah’ı anarak ibadet eden, onu zikreden, Hz. Muhammed’in sünnet ve hadislerini örnek alan, iyi ameller işleyen kimsenin bu davranışları da insanı yüceltir.

Allah, Hz. Muhammed’i örnek almanın gerekliliğini Kur’an-ı Kerim’de “İçinizden Allah’ın lutfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resulullah’ta güzel bir örneklik vardır.” buyurur. (Azhab, 33/21)

Hz. Muhammed’e tabi olmanın dereceleri nelerdir? Hz. Muhammed’e tabi olmanın farklı dereceleri bulunmaktadır. Kişilerin yaşam tarzlarına ve ibadetlerine göre değişebilen bu derece, en çok Peygamber Efendimize olan sevgisi ile değişmektedir. Sevgisi güçlü olan kimselerin ibadetleri çoktur. Yaşamlarını da buna göre değerlendirirler.

Birinci derece, nefsi ile savaşırken zorlukla da olsa ibadetlerini ve şeriatın kurallarını yerine getiren kimselerin bulunduğu derecedir. Sünnete tabi olan bu kişiler, nefisleri ile olan imtihandan çıkamadıkça diğer derecelere yükselemezler.

İkinci derece tarikat mertebesine girer. Bu derecede Hz. Muhammed’i seven kimseler dünya hayatındaki kötü sıfatlardan arınmaya çalışırlar. Ahlakı güzelleştirmek, manevi sıkıntıları çözmek, dünyevi hastalıkları bitirmek bu derecede yer alır.

Üçüncü derece Velayeti hassa makamı ile ilgilidir. Bu makam, Hz. Muhammed’in zevklerini ve iç yaşamını örnek almaktan geçer. Bu mertebenin sonunda insan, nefsi ile olan savaştan tamamen kurtulur ve İslam’ı bütünüyle yaşamaya başlar. İbadetlerini yerine getiren kimseler bu derecede kalmayı başarırlar.

Son ve dördüncü derece, bu mertebelerin en yükseğidir. İslam alimlerine ve bilginlerine ait olan bu derecede Allah ve Peygamber Efendimize olan sevgi olgunluğa ulaşmıştır. Bazı durumlarla nefisleri ile imtihana tabi tutulan bu kimseler imtihanlarını başarı ile tamamladıktan sonra asıl mutluluğa kavuşurlar.