Görüş 17-Ağu-2020

Hz. Muhammed’in İnsan Sevgisi

no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

İnsanı eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olarak kabul eden İslam anlayışı gibi Hz. Muhammed (sav)’in hayatı da insana verilen değerin en güzel örnekleriyle doludur. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hayatında insan sevgisi, bizzat uygulamaları ve yaşantısında kendisini göstermiş, her yönüyle örnek olmuştur. Kur’an’da Hz. Muhammed, çok şefkatli ve merhametli olarak anılır.

İslam’ın ilk yıllarında Hz. Muhammed’in çevresinde toplanan kimseler içerisinde az sayıda varlıklı insan olmasına rağmen, çoğu fakir ve yoksul insanlardı. Kureyş’in ileri gelenleri, statü ve değerler açısından bu kişileri küçümsüyor, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in fakir ve yoksul Müslümanlarla ilgilenmemesini istiyorlardı. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Mekke toplumunun ileri gelenlerine “Ben bu insanları kovamam!” diyordu. Bu sefer toplumun ileri gelenleri, o halde biz gelince, onları ayrı bir yerde oturt, biz onlarla aynı mekanda, aynı şartlarda bir arada bulunamayız teklifinde bulunmuşlardı. Toplumun seçkin insanları bu konuda baskı yapmaya kalkınca Peygamberimiz Hz. Muhammed’e şu vahiy geldi: “Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!” (En-am, 52. Ayet)

Hz. Muhammed’in insan ve eğitim anlayışında sosyal tabakalar arası farklılık yoktur. İnsanlara statü ve ekonomik durumları nedeniyle üstünlük tanınmaz. Üstünlük sadece takvadadır. “Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirini ki tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Allah bilendir, haberdardır.” (Hucurat, 13. Ayet) İslam’ın insana bakışı budur. İnsanların iktisadi ve fiziki yapılarına değil, kalplerindekine, imanlarına ve amellerine değer verilir. Hz. Muhammed hayatı boyunca insanlar arasında ayırım gözetmemiş, herkese karşı ihsan ve ikramda bulunmuştur. Hatta genç yaşlarında bile, İslam öncesi cahiliye döneminde haksızlığa ve zulme uğrayan insanların hak ve hukuklarını korumak üzere kurulan “Hilfül Füdul” derneğinin en aktif üyesi olarak vazifelerde bulunmuştur.

Hz. Ali (ra) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i şöyle anlatmaktadır: “İnsanların en iyi kalplisi, en cesuru ve en doğru sözlüsü idi. O ahlak bakımından herkesten üstün, güzel ilişki yönüyle de herkesten daha geçimli idi. Onu aniden gören ondan heybet duyardı; onu tanıyanlar yürekten severdi. Onu anlatan şöyle derdi: ’Ben ne ondan önce ne de ondan sonra onun gibisini görmedim.” (Tirmizi) Hz. Muhammed’i, krallardan, hükümdarlardan farklı kılan tavırlardan biri, işte böylesi mütevazı tutum ve davranışları idi. Bir söylediğinin iki edilmeyeceği, tüm Arabistan’ın hakimi konumunda bulunduğu ve bütün milletin gönlünde taht kurduğu zaman dahi çok mütevazı bir hayatı tercih etmiştir. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş bulunan Hz. Muhammed’in bu rahmetinin en önemli alanı, hiç şüphesiz insanı kapsamaktadır. Çünkü onun tebliğ ettiği dinin muhatabı insandır. Kur’an, insanlar için indirilmiştir. İslam’a göre insan yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Bunun için Hz. Peygamber, insanlar arasındaki ilişkilerin temelini sevgi ve saygı üzerine kurmuştur. “Küçüklerimize merhamet ve sevgi, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizi) der.

Şefkat Peygamberi Hz. Muhammed’in bu içtenlikli insan sevgisini, insana düşkünlüğünü Kur’an şöyle dile getirmektedir: ”Ey insanlar! Ant olsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir, üstünüze titrer, müminlere ise son derece merhametli ve şefkatlidir.” (Tevbe,128. Ayet)

Uhud Savaşı’nda, kendisini öldürmek isteyen müşriklerin helak edilmesinden endişe edince, “Allahım! Kavmimi bağışla; çünkü onlar bilmiyorlar.” diye dua etmişti. (Buhari) Herkese karşı şefkatle, merhametle hareket etti; asla öfkesine yenilmedi. O, peygamber (Hz. Muhammed) olarak kendisinden söz ederken, “Ben lanet edici olarak gönderilmedim; sadece rahmet olarak gönderildim.” buyurdu. (Müslim)

 

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 31-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 26-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı