Hz. Muhammed’in Mihmandarı Eyüp Sultan Kimdir?

Photo 161808976 © Ali Cobanoglu - Dreamstime.com

Eyüp Sultan Kimdir? Eyüp Sultan Hazretleri, Medine yerlileri Ensarlar arasında İslam’ı ilk kabul edip Müslüman olanlardandır. Ebu Eyüp el-Ensari, ömrü boyunca Hz. Muhammed (sav)’in yanından hiç ayrılmadı ve yapılan bütün savaşlarda yanında yer aldı. Medine’ye hicret ettiğinde Hz. Muhammed’i evinde ağırlayan Eyüp Sultan, bu sebeple İslam tarihinde ‘Mihmandar-ı Nebi’ olarak anılmaktadır.

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Eyüp Sultan Cami ile adı özdeşleşen Ebu Eyüp el-Ensari, Medine’nin Hazrec kabilesinin Neccar koluna mensup olup Hz. Muammed ile dedesi Abdülmuttalib’in annesi tarafından akrabalığı vardır. Hz. Muhammed (sav)’e en sadık Müslümanlardan biri olarak savaşlarda O’na zarar gelmemesi için yanından ayrılmaz, geceleri çadırının önünde nöbet tutardı. Ayrıca Hz. Muhammed (sav)’in önde gelen vahiy katiplerinden biri olarak Kur’an-ı Kerim ayetlerinin bir araya getirilmesine hizmet etti. Derin ilmi bilgisiyle birçok dini konu hakkında fetva verdi.

Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye göç edince Medineli Müslümanların hepsi onu evinlerinde ağırlamak istedi. Hz.Muhammed ise onları gücendirmemek ve aralarında adil davranmak için devesi kimin kapısında çökerse o eve misafir olacağını buyurdu. Kusva isimli devesi önce bir yerde çöktü fakat ardından kalkıp başka bir evin önünde çöktü. Hz. Muhammed, dedesi Abdülmuttalib’in annesi ile akrabalık bağı bulunan Eyüp Sultan hazretlerinin evinde misafir olarak yedi ay kaldı. Hz. Muhammed (sav)’in misafirliği buyunca Eyüp Sultan hazretlerinin evi İslamiyet’in öğretildiği bir irfan yuvası haline geldi.

Yardımsever bir kul

Mekke’den kendisiyle birlikte hicret eden muhacirlere yemek ve yardım dağıtırdı. Hz. Muhammed, evinde ağırlandığı Eyüp Sultan hazretlerine dua ederek bolluk, bereket, huzur ve afiyet dileklerinde bulunurdu. Hz. Muhammed bu misafirlikten öylesine hoşnut kalmıştı ki kendi evi yapılıp oraya taşındıktan sonra bile Eyüp Sultan hazretlerinin evine sık sık ziyarette bulunurdu.

Eyüp Sultan hazretleri, hem Hz. Ebu Bekir hem de Hz. Ömer halifeliği dönemlerinde Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs seferlerine katılarak İslam ordusunun en önde neferlerinden biri oldu. Hariciler ve Muaviye ile yapılan savaşlarda Hz. Ali’nin yanında savaştı. Sağlığı yerinde olan herkesin Allah yolunda savaşmaktan kaçmaması gerektiği inancıyla ileri yaşlarında bile savaşlara katıldı. Sonuncu seferi ise Müslümanların ilk İstanbul kuşatması oldu. Eyüp Sultan, kuşatma sırasında hastalandı ve 669 yılında vefat etti. Vasiyeti üzerine İstanbul’da surlara yakın bir yere defnedildi. Bizans imparatoru kuşatma sonrasında onu kabrinden çıkarıp vahşi hayvanlara yem edeceğini söyledi ancak İslam ordusu komutanı, eğer böyle bir şey yapılacak olursa İslam ülkesindeki Hristiyanların ve kiliselerin zarar göreceğini bildirince bu vahşet bertaraf edildi.

Eyüp Sultan kimdir?

Eyüp Sultan hazretlerinin kabrinin daha sonraki zamanlarda türbe haline dönüştüğü, kıtlık, kuraklık gibi zor dönemlerde kabrini ziyarete gelen Hristiyanların onun hürmetine yağmur istediği ve bu kabre büyük saygı göstererek koruduğu rivayet edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Eyüp Sultan hazretlerinin kabrinin yerini Akşemsettin rüyasında gösterilmesi yoluyla belirlendiğini beyan eden Osmanlı tarihi belgelerinde bu kabrin Hristiyanlarca korunduğu da ifade edilmektedir. 1204 yılında İstanbul’un Latinler tarafından istila edildiği dönemde yapılan yağmalar ve kutsal yerlerin yakılıp yıkılması sırasında Eyüp Sultan kabrinin de tahrip edildiği bu yüzden kaybolduğu düşünülmektedir.

1453’de Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra Eyüp Sultan hazretlerinin kabrinin bulunması için çalışmalar yaptırmış; Fatih’in hocası Akşemsettin hazretlerine rüyasında işaret edilmesi yoluyla mezar yeri tespit edilmiştir. Akşemsettin, kabrin olduğu yerin başucu ve ayakucuna birer fidan diktirip ertesi gün tekrar gelmek üzere gitmiştir. Fatih Sultan, kalbinin mutmain olması için gece vakti fidanları başka bir yere diktirir. Yüzüğünü ise fidanların dikildiği ilk yere gömdürür.

Ertesi sabah erken saatlerde Akşemsettin geldiğinde doğrudan önceki gün fidanları ilk diktirdiği yere giderek Fatih’in yüzüğünü çıkararak kendisine iade eder. Rivayetlere göre o bölge kazılınca Eyüp Sultan hazretlerinin hiç bozulmamış naaşına ulaşılır. Akşemsettin Fatih’in ağaçları diktirdiği sonraki yerin de Eyüp Sultan hazretlerinin cenazesinin yıkandığı yer olduğunu bildir. Bunun üzerine bugün Eyüp Sultan Cami çevresinde  bulunan çeşmeler yaptırılır. Fatih tarafından türbenin yaptırıldığı bu bölgeye fetihten beş yıl sonra 1458 yılında Eyüp Sultan Cami yaptırılır. Ancak 1766 yılında büyük bir depremle yıkılınca III. Selim emriyle 1800 yılında Eyüp Sultan Cami aslına uygun şekilde yapılarak ibadete açılır.