Hz. Muhammed’in (SAV) Buyurduğu Üzere İnsanların Kıymetini Bilemediği İki Şey Nedir?

Photo 172370097 © Odua - Dreamstime.com

Allahü Teala, mümin kullarını hem dünyada hem de ahiret yaşamında türlü nimetlerle donatmıştır. Bu nimetlerin varlığı ise gerek Kur’an-ı Kerim ayetlerinde gerekse de Hz. Muhammed’in hadisi şeriflerinde sık sık dile getirilmiştir. Ancak insan kendisine sunulan ya da sunulacak olan bu nimetleri kullanma noktasında zaman zaman yetersiz kalabilir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed bir hadisinde, “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır. Sağlık ve boş zaman.” (Buhari) İlgili hadisten anlaşılacağı üzere insan sağlık ve boş vakitlerin önemini algılamak konusunda eksiklik gösterir. Peygamberimiz Hz. Muhammed de bu konuya dikkat çekerek bizleri uyarmaya çalışır. Oysa sağlık ve boş zaman kişinin dünya işleri açısından yaşamsal bir değere sahiptir.

Kişinin sağlığına vermesi gereken değer nedir? İnsanlık tarihi boyunca türlü hastalıklar keşfedilmiş ve bunların bir kısmı tedavi edilememiştir. Günümüzde de çok sayıda insan hastalık gerçeği ile yüzleşmiş bir halde yaşama tutunmaya devam etmektedir. Ancak birçoğumuz bu hastalıkları görüp duymamıza rağmen sağlığımız konusunda yeterince hassas davranmayız. Hatta, sağlığa zararlı olduğu bilinip yine de zevk almak için bazı işlerin yapıldığı olur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in sağlık konusunda oldukça titiz olduğu bilinir. Bu bağlamda kendisinin sağlıklı beslenme, ağız bakımı, çevre temizliği ve daha pek çok konuda Müslümanları uyardığı bilinir.

Zamanın kıymeti: Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan bir ayeti kerimede, “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk Suresi, 2. Ayet) buyrulur. Buradan da anlaşılacağı üzere insan yaşamı doğum ile ölüm arasındaki kısa bir zaman diliminden ibarettir. Ölüm hiç gelmeyecekmiş gibi düşünülse de bu vaktin olabildiğince güzel değerlendirilmesi gerekir.

Zamanın ne kadar önemli olduğunu anlamak için Kur’an-ı Kerim’de üzerine yemin edilen bir kavram olduğunu bilmek yeterlidir. Bu bağlamda, bazı ayetlerde ahiretteki azabı gören kimselerin Allahü Teala’dan biraz daha zaman isteyecekleri anlatılır.

İlgili ayetlerde, “…İşte inkarcılığa saplanıp kalmış herkesi böyle cezalandırırız. Ve onlar orada, ‘Rabbimiz! Bizi çıkar da yapmış olduklarımızdan tamamen başka, rızana uygun işler yapalım’ diye feryat ederler. Size düşünecek kimsenin düşünemeyeceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı da gelmişti. Şimdi tadın bakalım! Zalimlerin hiçbir yardımcısı da yoktur.” (Fatr Suresi, 36 ve 37. Ayet) buyrulur. Yani insana verilen ömrün ve vaktin tekrarı yoktur. Ahiret yaşamında huzura ermek isteyenlerin buradaki vaktini İslam’a ve onun gerekliliklerine uygun biçimde geçirmesi gerekir.

Dünyada geçirilen zamanın hesabı, sorgu günü gelip çattığında mutlaka verilecektir. Buna göre işi boş işleri bir kenara atıp hem insanlığa hem de kendi ahiretine nasıl katkı sağlayabileceğini araştırmalıdır. Bu noktada ibadette de aşırıya kaçmamaya özen gösterilmelidir. Aileye bakmak için çalışmak, insanların faydalanabileceği bir ilim ile meşgul olmak ya da din kardeşine yardımcı olmak da birer ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir: Anlamsız, yararsız şeylerden uzak dururlar…” (Müminun Suresi, 1 ve 3. Ayet)

Şükrün önemi: Yaşanmaya başlanan her yeni gün, insana verilen eşsiz bir nimettir. Önemli olan ise bu nimetin değerini anlamak, eskiden yapılan hataları fark etmek ve bunların telafisine başlamaktır. Hataları telafi edebilecek yeni bir güne sahip olmak en büyük şükür sebebidir. Öyleyse bugün sahip olduğumuz sağlık, afiyet ve bolca zaman için şükredelim ve bunları nasıl daha güzel kullanabileceğimizi düşünelim.