Hz. Muhammed’in (SAV) İslamiyet’e Davet Mektuplarının Önemi

Photo 118871948 © Roman Volskiy - Dreamstime.com

Hudeybiye Anlaşması yapıldıktan sonra Mekkeli putperestler ile Medineli Müslümanlar arasında bir barış ortamı sağlanmış ve İslam Devleti Mekkeliler tarafından hukuki olarak tanınmıştır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de sağlanan refah ortamını değerlendirerek, yakın çevrede bulunan bazı yerlere İslam’a davet mektupları göndermeye başlamıştır.

İslam’a davet mektupları isminden de anlaşılacağı üzere dini bir içeriğe sahiptir. Mektuplar, genel olarak Arabistan Yarımadası’nda bulunan ve nüfuz sahibi kimselere iletilmiştir. Davet mektuplarında yer alan konular nelerdir? Hz. Muhammed tarafından gönderilen davet mektuplarının ana konuları şu şekildedir: İslamiyet’i kabul etmeye davet, dinin getirdiği emir ve yasaklara uyulması konusunda uyarı, ahlaki konular ve zekat.

Davet mektuplarında ağırlıklı olarak dini konulara yer verilmesine rağmen, zaman zaman siyasi ilişkilerin işlendiği de görülür. Bu bağlamda; savaş ve barış durumu ile devlet sınırları da İslam’a davet mektuplarında karşılaşılan bazı içeriklerdir.

Cizye meselesi: Cizye, İslam Devleti içerisinde yaşam süren gayrimüslimlerin erkek olanlarından alınan bir tür vergidir. Kur’an-ı Kerim içerisinde cizye hakkında, “Ehl’i kitaptan Allah’a ve ahiret gününe inanmaya, Allah ve resulünün yasakladığını yasak saymayan ve hak dinine uymayan kimselerle, yenilmiş olarak ve kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe Suresi, 29. Ayet) buyrulur.

Kur’an’da açıkça belirtilen cizye ayetinin nüzul olmasından sonra, İslam’a davet mektuplarına cizye konusu da dahil edilmiştir. Bu bağlamda mektuplarda, İslamiyet’e girmeyi kabul etmeyenlerden cizye alınacağına dair bir bilgiye de yer verilmiştir.

Davet mektuplarını taşıyan elçiler kimlerdir? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, davet mektuplarını iletirken hem diplomatik gelenekleri hem de bu mektupları taşıyan elçiler hakkında dikkatli davranmıştır. Buna göre, mektuplar kendisine ait bir mühür ile kapatılmış ve elçiler de özenli bir biçimde seçilmiştir.

Hz. Muhammed, davet mektuplarını taşıyacak olan elçileri seçerken, bu kişilerin mektubu götüreceği bölgeyi tanımasına dikkat etmiştir. Bunun yanı sıra seçilen elçilerin; hitabet yeteneği olmasına, dili güzel kullanmasına ve ahlaki bakımdan yeterli olmasına da özen gösterilmiştir.

Hangi bölgelere davet mektubu gönderildi? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed başlangıç olarak; Habeşistan, Yemen, Sasani Devleti, Gassaniler, Bizans Devleti ve Mısır’a mektup göndermiştir. Bu bölgelere giden mektuplarsa sırası ile; Amr b. Ümeyye ed-Damri, Selit b. Amr el-Amiri, Abdullah b. Huzafe es Sehmi, Şüca b. Vehb el-Esedi, Dıhye b. Halife el-Kelbi ve Hatıb b. Ebi Belte’a el-Lahmi tarafından taşınmıştır.

Kisra’ya gönderilen davet mektubu: Hudeybiye Anlaşması’nın hemen ardından altı adet davet mektubu hazırlanmış ve Habeşistan, Yemen, Sasani Devleti, Gassaniler, Bizans Devleti ve Mısır’a gönderilmiştir. Buradaki yetkililerden bir kısmı daveti kabul edip İslamiyet’e girmiş, bir kısmı da teklifi geri çevirmiştir. Ancak davet mektupları Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in vefatına kadar devamlı olarak gönderilmiştir. Bu davetlerin gönderildiği yerler arasında İran da vardır.

O dönemde İran Kisra’sı olarak görev yapan Perviz, mektuptaki hitabetten hoşnut kalmadığı için mektubun tamamını bile dinlemeden yırtıp atar. Bunun üzerine de Hz. Muhammed’in saraya getirilmesi için emir çıkarır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de bu tavrın üzerine Kisra’ya beddua eder. Yemen valisinin memurlarının da şahit olduğu bu olay neticesinde Kisra kendi oğlu tarafından öldürülür.

Memurların da şahitliği ile birlikte İran valisi ve emrindeki adamlar vakit kaybetmeden İslam’a girdiler. Hz. Muhammed’in gösterdiği bu mucizesi de kısa bir süre içerisinde tüm halk tarafından duyuldu.