Hz. Muhammed’in (SAV) Son Peygamber Olmasıyla İlgili Ayetler…

bence-balla-schottner-lGo_E2XonWY-unsplash
Fotoğraf: Bence Balla-Schottner-Unsplash

Allah, Hz. Adem ile başlayıp insanlarla kendi arasında yine onların içerisinden bazı elçiler, peygamberler tayin etmiştir. Şüphe yok ki, bu vazifeyi kimlerin layığı ile yerine getirebileceğini ve kullarından kimlerin peygamberliğe layık olduğunu yalnızca Allah bilir. Bu bağlamda, her bir ümmet için bir peygamber gönderilmiştir. Bizim ümmetimizin peygamberi de Hz. Muhammed olmuştur.

Hz. Muhammed ile birlikte, Allah peygamber göndermeyi sonlandırır. İslam alimleri bu sonlanmanın altında insanlığın İslam ile birlikte ulaşabilecek son dersleri aldığını savunur.

Hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna işaret eden ayetler var mıdır? Peygamber Efendimiz’in Allah tarafından bu görev ile vazifelendirdiğine Kur’an-ı Kerim içerisinde açıkça yer verildiği görülür. Bu bağlamda, ilgili ayeti kerimede “Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir, fakat o Allah’ın elçisidir ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilmektedir.” (Ahzab Suresi, 40. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere Hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna dair aksi bir iddiada bulunmak mümkün değildir.

Peygamber Efendimiz, kendisi ve kendinden önce gönderilen peygamberler arasındaki ilişkiyi kerpiçten yapılma bir eve benzetir. Bu bağlamda, günün birinde adamın biri bir ev yapar, kerpiçleri üst üste koyarak evi ortaya çıkarır. Ancak bir tanesi noksan kalır ve insanlar keşke bu kerpiç de yerinde olsaymış derler. İşte, Peygamber Efendimiz kendisini bu kerpice benzetir.

Hz. Muhammed’in peygamberlik ilmi: Hz. Muhammed, karanlık bir dönemde insanları sapkın yoldan vazgeçirmek ve onları aydınlığa çağırmak için gönderilmiştir. Kendisi bu uğurda çok sıkıntılı zamanlar geçirmiş ancak insanları Allah’a iman etmeye davet etmekten asla vazgeçmemiştir.

Allah, Hz. Muhammed’i hem dini hem de dünyevi bazı konularda özel kılmıştır. Bu bağlamda ona; dinin gerekliğini, hükümlerini, geçmişte yaşayan ümmetlerin haberini, insan iradesini, kendinden önceki nebi ve resulleri, büyük zalimleri, insan ömrünü ve daha pek çok konuyu öğretmiştir. Yani, Peygamber Efendimiz’in ilmi ile değiştirilen semavi kitaplardaki gizlilikler de ortaya çıkmıştır.

Dünyada yaşamını sürdüren bir kimsenin, dünyevi herhangi bir konuda ilim sahibi olması neredeyse bir ömre denk gelir. Oysa Allah tarafından Hz. Muhammed’e öğretilen her bir söz, insan ilminin ne denli zayıf ve damla misali kaldığının bir göstergesidir.

Peygamber Efendimiz Kur’an-ı Kerim’de başka ne şekilde anılır? Peygamber Efendimiz, İslamiyet’i yayma noktasında hem Mekke hem de Medine’de bulunmuş, bu dönemlerin her ikisinde de çetin mücadeleler vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Alemlerin Rahmeti” sıfatı ile anılan Hz. Muhammed’in ismine pek çok ayette yer verildiği görülür.

Ondan bahseden bazı ayeti kerimeler şu şekildedir: “Sen elbette üstün bir ahlaka sahipsin.” (Kalem Suresi, 4. Ayet), “Ve seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107. Ayet), “Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.” (Tevbe Suresi, 128. Ayet)

Bu ayetlerden de görüleceği üzere Peygamber Efendimiz, yüksek ahlaki değere sahip ve ümmetinin derdi ile üzülen kıymetli bir yapıdadır. Bu özellikleri bakımından da Müslümanlar tarafından sevilir ve saygı duyulur. Allah’ı sevmeye ve O’nun sevgisine erişmeye niyeti olan bir kimsenin Hz. Muhammed’e de gönülden bağlı olması gerekir. Kur’an’da bahsi geçtiği üzere Hz. Muhammed’i sevmeyen ve ona karşı mücadele içerisinde olan bir kimsenin Allah’ı sevmesi de mümkün değildir. Zaten, Allah Resulüne yüz çevirenlerin sonu da ilgili ayeti kerimeler de bildirilir.