İbadette Israrcı Olmanın ve Başlanan Ameli Terk Etmemenin Sırrı Var mıdır?

© Aisyaqilumar | Dreamstime.com

Başarıya giden yol azim ve kararlılıktan geçen yoldur. Bir işi yapmak isteyen kimseler o işte ısrarcı oldukları sürece başarıya ulaşmaktadırlar. İbadette ısrarcı olmak da kişiyi ahiret hayatını güzel yaşamaya, dünya hayatında ise mutlu olmaya götürür. Başlanan ameller terk edilmeden, başlandığı gibi kararlılık ve azimle sonlandırılmalıdır.

Dinimizde hayırlı amellere devam etmek, kötü amellerden ise derhal kaçmak gerekir. Başlanan ameller bitirilmeli, yarı yolda bırakılarak iyi ya da kötü başka şeylerle ilgilenerek ameller yarı yolda bırakılmamalıdır. İstikrar, İslam’da başarılı olmak için gereken önemli bir özelliktir.

İbadette ısrarcı olmak: İslam dininde yapılan ibadetlerin değeri değişmektedir. İbadetin durumuna, yerine, zamanına göre kişiler için zorluk ya da kolaylık düzeyleri farklılık gösterebilir. Bu sebeple insanların yaptıkları her şeyden aynı sevabı ve günahı alması beklenemez.

Hz. Muhammed, ısrarla ve devamlı yapılan ibadetler için “Amellerin Allah Teâlâ’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır.” (Müslim) buyurmuştur. Bu hadiste, küçük ya da büyük demeden, farz ya da sünnet demeden yapılabileceği ibadetleri sürekli olarak yapan insanın bu davranışlarının Allah tarafından sevimli bulunduğu anlatılmıştır. Önemli olan yapılan amelin ne olduğu değil, ne kadar sürekli olduğudur.

Hz. Muhammed nasıl ibadet ederdi? Hz. Aişe validemiz, Hz. Muhammed’in kendi ibadetlerini de sürekli yaptığını anlatmaktaydı. “Allah Resûlü’nün ameli, hafif ve devamlı yağan yağmur gibiydi…” (Buhârî) Bu sebeple ibadette ısrarcı olmanın Hz. Muhammed’in bir davranışı olduğu bilinerek, bir sünnet olduğu unutulmayarak yapılmalıdır.

Az fakat sürekli ibadet bazı zamanlarda ibadet eden müminler için yeterli gelmeyebilir. Allah için daha çok ibadet etmek ve ona daha yakın olmak için çok çalışmak isteyebilir. Dünya hayatı bunun için insana uygun zaman ve mekan oluşturmayabilir. Bu durumlarda Müslümanlar ibadetlerinden vazgeçmek yerine daha ısrarcı olarak, az ibadet etseler bile sürekli ibadet ederek Allah’a olan yakınlıklarından vazgeçmemelidirler.

Başlanan ameli terk etmemenin sırrı: Başlanan ameli terk etmemenin sırrı kişinin kendisinde saklıdır. Başladığı amel için attığı adımlar birer yağmur damlası ise, sonunda bir deniz bulunur. Kişi, bu denize ulaşacağını unutmamalıdır. İbadetlerinde daima ısrarcı ve kararlı olan Hz. Muhammed’i örnek alarak, onun ibadet ettiği gibi ibadet etmelidir.

Hz. Muhammedin yaptığı ibadetler nelerdir? Hz. Muhammed farzlarını yerine getirirdi fakat İslam’ı yalnızca farzları yerine getirerek yaşamazdı. Beş vakit namazını kılar, bunun yanında nafile namazlar da kılarak Allah’a olan ibadetlerini arttırırdı.

Hz. Muhammed hem kendisi hem de onan inanan Müslümanlar için çok dua ederdi. Uyurken, uyanırken, bir yere gidip gelirken ve ihtiyaç duyduğu destekler için Allah’a sürekli dua eder, yardımı yalnızca ondan dilerdi.

Hz. Muhammed oruçlarını tutardı. Oruç tutarak nefsi ile mücadele eder, kendisinden daha zor durumdaki insanların halinden anlardı. Hz. Muhammed zekat verecek kadar mal biriktirmemiştir, bu sebeple zekat vermek onun için farz olmamıştır. Fakat o, elindeki her şeyi ihtiyacı olan insanlarla paylaşır, çevresindekilerin gönlünü hoş tutar ve yapabileceği her konuda herkese yardımcı olmaya çalışırdı.

Peygamber Efendimiz, kendisine inen Kur’an-ı Kerim’i okurdu. Kur’an’ı tek bir yöntem ile değil birden fazla yöntem ile, durarak ve anlayarak okurdu. Okumakla kalmaz, aynı zamanda yaşardı. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’i kendine örnek alır, oradaki emir ve buyruklara göre hayatını yönlendirirdi. Hz. Aişe, Peygamber efendimizin Kur’an’ı hem sesli hem de sessiz okuduğundan bahsetmiştir.