Müminlerin Emiri Ne Demek? İbn-i Haldun’un Bakışıyla!

Photo 44970559 © Omei26 - Dreamstime.com
Kuala Lumpur Camii, Malezya. 44970559 © - Dreamstime.com

Müminlerin Emiri ne demek? Ebubekir halife olduğunda, Hazreti Muhammed’in çevresi ve diğer Müminler ona “Peygamberin halifesi” dediler. Ona verilen bu adı vefatına kadar sürdü. Ondan sonra onun veliaht olarak gösterdiği Hazreti Ömer halifelik görevine gelince ona “Peygamberin halifesinin halifesi” dediler.

Bu durum daha sonra gelen halifelerde de sıfat eklemesiyle devam edince, durum içinden çıkılmaz bir hal aldı. Böylece halife için farklı bir isim bulma arayışı doğdu. Bu arayışın sonunda bulunan isim “Müminlerin Emiri” oldu. O dönemde sefere çıkarılan askeri birliklerin başındaki komutanlara “emir” deniyordu. Bu kelime emaret sözcüğünden geliyordu.

İslam öncesi dönemde Peygamber “Mekke Emiri” ya da “Hicaz Emiri” isimleri ile anılıyordu. Müminlerin Emiri ne demek oluyor aslında? Yakın çevresi ise Müminlerin emiri tamlamasını kullanıyordu. Bunun bir sebebi de Kasidiye Savaşı’ndaki orduya önderlik etmiş olmasıydı. Hazreti Ömer’de Müminlerin emiri olarak anıldı. O’na ilk defa bu şekilde seslenen Cahş oğlu Abdullah oldu.

Hz. Ömer’e Müminlerin Emiri diyen ilk kişi kimdir?

Bir başka görüşe göre Hazreti Ömer’e Müminlerin emiri diyen ilk kişiler El Asi oğlu Amr ve Şu’be oğlu Muğire olmuşlardı. Savaş birliklerinden gelen bir haberci, ordunun başarısı ile ilgili bir haber getirmişti, Medine’ye geldiğinde “ “Müminlerin emiri nerede?” diyerek Hazreti Ömer’i sordu.Bu seslenişi işitenler bu isimi doğru ve güzel buldular.

Hazreti Ömer ve sonrasında bu san halifelere miras olarak kaldı. Halifeler dışında kimse bu sana sahip olmadı. Emevi Devleti’nde bile bu san halifeler dışında kimseye verilmedi. Şii’ler Hazreti Ali’ye “İmam” sanını verdiler. Hazreti Ali ve ondan sonraki halifelere “İmam” dediler. Devleti egemenlikleri altına alana kadar bu böyle devam etti, daha sonra onlar da “müminlerin emiri” sanını kullandılar.

Müminlerim Emiri ne demek?

Abbasoğullarının yandaşları da müminlerin emiri sanını kullanıyordu. Batı Afrika’da İdrisoğulları da devletin kurucusu İdris ve ondan sonra başa geçen oğlu Küçük İdris’i de İmam sanı ile andılar. Daha sonra İdrisoğulları da başa geçenleri “müminlerin emiri” sanı ile anmaya başladılar.

Müslümanlar, Hicaz’a, Şam’a, Irak’a, Arapların yaşadığı ülkelere, devlet, millet ve fetih merkezlerine egemen olanlara, hep bu sanı verdiler. Halifeleri birbirinden ayırabilmek için Abbasi Devleti’nin ilk ve ilerleme dönemindeki halifeleri için ayrı bir san daha kullanıldı. Mümilerin emiri sanı tüm halifelerin arasında ortak bir sandı. Bunun için Abbasiler, halifelerin adlarını korumak amacıyla “müminlerin emiri” ne ek olarak “seffah, mansur, mehdi, hadi, reşid gibi nitelikleri eklediler.

Abbasiler Dönemi’nden sonra ne oldu?

Abbasi Devleti sona erinceye kadar bu nitelemeler devam etti. Batı Afrika, Mısır Ubeydileri de Abbasilerin yolunu izlediler. Doğu Emeviler bu nitelemeleri kullanmayı tercih etmedi. Onlar Araplıktan ve Arap davranışlarından uzak durdu. Endülüs Emevileri, Doğu’daki Emeviler’e uymayı tercih ettiler. Arap ve İslam toplumlarının kökeni olan Hicaz bölgesine egemen olamamak, onlarda bir eksiklik yaratmıştı. 1. Abdurrahman ve 3. Abdurrahman “E’d- Dahil” olarak anıldılar.

Senhace emirleri, Ubeydilerin halifelerince, kendilerine verilen “nesirü’d devle”, “mıizzü’d-devle” gibi yüceltici sanları kullandılar. Abbasiler tarafından da benzer sanlarla anıldılar. Kendileriyle halifelik arasına uçurum girene dek böyle devam etti, daha sonra daha sonra bu tür sanları unutarak “sultan” sanı ile yetindiler. Batı Afrika’da Meğravilerin tutumları da aynı şekilde oldu.

Abdülmümin ve Ebuhafsoğulları’nın Batı Afrika’daki egemenlikleri sona erince Zenate kabileler topluluğu onları egemenlikten uzaklaştırdılar. Zenata kabileler topluluğu ilk dönemlerin özelliklerini korumak istediler, bunun sonucu olarak “müminlerin emiri” sanını kullanmayı uygun gördüler. Müminlerin emiri sanı böylece tekrar değerli bir san olarak yerini korudu.