İbn-i Haldun’un Bolluk ve Açlık Anlayışı Nasıldır?

ID 179490226 © Chamaiporn Kitina | Dreamstime.com

Bolluk ve açlık yüzyıllardır insanlığın en büyük sınavı olmaya devam ediyor. Bugün hala açlıktan ölen insanlar var. Bu kayıplara sivil toplum kuruluşları ve bireylerin bilinçlenmesi ile engel olunabilir, siz de bu konuda bir şey yapmak isterseniz mutfağınızda ve alışverişinizde israfı önleyerek tahmin etmediğiniz kadar önemli bir katkı sunabilirsiniz. Karbon salınımına yol açarak uzak ülkelerden gelen yiyecekler yerine de ülkemizde ve yöremizde olan ürünleri seçmemiz de önem taşıyor. Ekin ve bitki yetişmeyen sıcak coğrafyalar her zaman açlıkla mücadele ediyorlar. Bolluk içinde içinde olan yerlerde bekleyen ürünlerin salgılarının insana iyi gelmediği tespit edilmiş.

İbn-i Haldun bu konuyla ilgili  “Kötü buharları beyne değin varacağı için zihinleri, düşünceleri nemli sisler bürür.” diyor.  Varlık içinde olunsa da ürünleri fazla alarak bekletmek ve tüketim koşullarına dikkat etmek gerekiyor.

İbni Haldun notlarında, bolluk içinde sürülen, ekini ve  bitkisi bol,  katıklık ürünü, meyvesi çok  olan bölgelerin haklarının, algılama güçlerinde gerilik,  derilerinde sertlik olduğuna dikkat çekmiş. Katıklık ve ekmeklik toprak ürünleri içinde olan   Berberlerin durumunu da bu şekilde tanımlamış.

Dar, sıkıntılı bir yaşam içinde, yalnızca arpa ve darıyla geçinmek zorunda kalan Masamide toplumunun ise akıl yönünden daha yeterli, vücut yönünden de daha güzel olduğunu tespit etmiş.

Bugün hayvansal gıda ile beslenmenin yükselişte olduğu bir kesim var. İbni Haldun hayvansal gıda ve yağları ile beslenen toplumlar üzerinde de gözlem yapıyor.  Bunun sonucunda az miktarda hayvansal gıda kullananların iç organlarındaki temel ve doğal nemin hiç eksilmediği sonucuna varıyor. Kendi döneminde keçi ve tavuk etinden beslenen kentlilerin özellikle hayvansal yağı hantallaştırdığı için tercih etmediklerini belirtiyor.

Kendini böyle beslenmeye alıştıranların bağırsaklarında, besinlerin değişmesi yüzünden bir kuruma ve normalden uzaklaşma meydana gelmiyor. Buradan yola çıkarak İbni Haldun, bolluk dönemlerinde gereğinden çok beslenmenin yanlışlığına dikkat çekiyor. Besinlerin mümkün olduğunca az işlem görerek tüketilmesi tavsiyesi 15. yüzyıldan günümüze uzanıyor. Ünlü düşünüre göre biz bedenimizi neye alıştırırsak, onu ararız. Tahıl ağırlıklı beslenirsek tahılı, süt ağırlıklı beslenirsek sütü arıyoruz tam da bu sebeple her şeyden az tüketmenin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Bu bilgiden yola çıkarak İbni Haldun açlığa alışan insanın da açlığı sürdürebildiğini, Mevlevilerin çile sırasında aç kalabilmelerini bu duruma alışmak olarak tanımlıyor. “Bir kimse herhangi bir şeyle uyuşur ve bütünleşirse, o şey, o kimsenin yapısı ve yaratılışından doğal bir parça durumuna dönüşür, çünkü insan doğası çok renklidir.  Öyleyse yavaş yavaş, çile yöntemleriyle, açlık bir alışkanlık durumuna gelirse , artık insan için olağan ve doğal bir şeydir o. ” demiştir.

Din açısından kendi dönemi için değerlendirme yapan İbni Haldun, yokluk çeken kimselerin, zenginlik ve bolluk içinde yaşayanlara oranla din yönünden daha ileri olduklarını söylemiştir. Yokluk çeken kimseler ibadetlerine daha düşkündürler. Ona göre bolluk ve çok yemek gönül gözümüzün kapanmasına sebep olur. Kıtlık gören kimseler hayata karşı daha mücadeleci, güçlü oluyorlar. Zor bir dönem geldiğinde onunla nasıl baş edeceklerini bilebiliyorlar.

Bilgisiyle her şeyi kuşatanın Allah olduğunu söyleyen ünlü düşünür. Az beslenmenin ve beslendiğimiz ürünleri seçmemizin önemini vurguluyor. Bugün bilimadamları da aynı görüşteler. Et tüketiminin nasıl olması gerektiği sorusu her geçen gün daha da inceleniyor. Algılarımızı, açık tutmak, gönül gözümüzü açık tutmak, ibadetimizde güçlü olmak için yokluk varlığı karşısında yükseliyor.

 

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
176377777 © Muhmed | Dreamstime.co Yaşam İpek Atacan 08-Ağu-2020 İslam İnancında Önem Verilen Temizlik Alışkanlığını Çocuklara Kazandırmanın Yolları Yaşam İpek Atacan 08-Ağu-2020 Kur’an’da Yer Alan İfadelere Göre Örnek Bir İnsan Nasıl Olmalı? 66994843 © Studio Grand Web | Dreamstime.com Yaşam İpek Atacan 07-Ağu-2020 Çocuğun Yaşadığı Toplumun Ahlaki Değerleri Arasındaki İlişki
Görüş
Görüş 06-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
İpek Atacan
Yazar

Kişilik nedir? Kişilik, kişinin öz yapısını oluşturan özelliklerin tümüdür. İnsanın aldığı tutum ve yaptığı davranışlara denmektedir. Öne sürülen farklı görüşler, olaylara verilen değişik tepkiler kişilikten kaynaklanmaktadır.

Devamı Devamı