İbretlik Hikayeler: Filozof’un Körlüğü

tom-winckels-I7oLRdM9YIw-unsplash

Mevlana Mesnevisi, içerdiği ibretlik hikayeler ile insanların bugününe dahi ışık olmayı başarmıştır. Dünyanın çoğu yerinde tanınan Mesnevi, manzum bir şaheser olarak nitelendirilir. Burada yer alan bazı hikayelerse dilden dile ders alınsın diye anlatılır. Filozof’un Körlüğü hikayesi de kişinin ders çıkarması açısından son derece değerlidir.

Filozof’un Körlüğü hikayesi nasıldır?

Zamanın birinde bir adam Kur’an’dan Mülk Suresi’ni okumaya başlar. Son ayeti kerimede şöyle geçer:

“Bir de şunu sor: Suyunuz çekiliverirse size akarsuyu kim getirebilir?” (Mülk Suresi, 30. Ayet)

Tam da bu sırada yoldan geçen bir filozof, bu sözleri duyar. Kibirli bir tavır takınarak “Suyu külünkle biz çıkarırız, bel ve kazmayla da yerin ta dibinden kaynatırız.”

Filozofun bu sözleri üzerine gece rüyasına güçlü ve kuvvetli bir adam girer. Filozofa bir tokat atar ve gözlerini kör eder. Ardından da “Eğer gücün yeterse bu iki gözünü de külünkle nurlandır.” der. Filozof korkuyla ve ağlayarak rüyadan uyanır. Ancak iki gözü birden kör olmuştur. Ağlayıp, inleyip tövbe etseydi Allah’ın büyük merhametiyle gözleri görebilirdi fakat bu yol bağlanmıştı.

İbretlik hikayeler: Hangi dersler çıkarılmalıdır?

Mesnevi’de yer alan ibretlik hikayeler masalsı bir anlatıma sahiptir. Kişi bu yumuşak anlatımla hem hikayeleri okuma arzusu duyabilir hem de bunlardan kendine uygun bir ders çıkarabilir. Filozof’un Körlüğü hikayesinde temelde iki ders vardır. Bunlardan ilki insanın gücünü yalnızca Allahü Teala’nın izin verdiği ölçüde kullanabileceğidir. Yani; dünya zenginliği, evlat çokluğu, otorite ve buna benzer sahiplikler Allah izin vermeden kullanılamaz.

Filozof’un Körlüğü’nden öğrenilebilecek diğer çıkarımsa, tövbe etmenin gücüyle alakalıdır. Bu bağlamda, Allahü Teala sonsuz kudret ve merhametin sahibidir. Kur’an-ı Kerim’de de yer aldığı üzere tövbe kapısı çoğu günah için bir çıkış yoludur. Ancak kişinin tövbesinin kabul olabilmesi de farklı şartlara bağlıdır.

Tövbe hangi şartlarda kabul olur?

Kur’an-ı Kerim içerisinde şöyle buyrulur:

“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan büsbütün sapıtmıştır.” (Nisa Suresi, 116. Ayet)

Buradan anlaşılacağı üzere Allahü Teala’ya şirk koşmayan herkes için bir çıkış yolu vardır. Ancak bu çıkış bazı şartlara sahiptir. İslam inancında günah işleyen ve kötü işler yapan Müslümanlar tövbe etmeye davet edilir. Bu bağlamda, tövbe eden kişinin samimi olması ve işlediği günahı tekrarlamayacağı hususunda kararlı olması gerekir. Nasılsa tövbe ederim diyerek ve bilerek işlenen günahlar için tövbe edilmesininse herhangi bir samimiyeti yoktur.

Günahı işlemekte ısrarcı olmak tövbe kapısını kapatmaya yol açabilecek bir eylemdir. Buna benzer şekilde İslam alimleri ölüm döşeğinde edilen tövbelerin de herhangi bir karşılığı olmadığını beyan ederler.

Kul hakkına girilen günahların durumuysa geri kalan günahlardan biraz farklıdır. Buna göre, kul hakkına giren kimse vakit kaybetmeden söz konusu kişiden helallik istemeli ve verdiği zararı karşılamalıdır. Böyle bir durumun söz konusu olmadığı zamansa hayır ve hasenat işlenerek Allah’tan af dilenmelidir.

Sonuç olarak Filozof’un Körlüğü hikayesinden çıkarılması gereken iki ders vardır: Kibre bürünmemek ve tövbeye geç kalmamak. İnsan, Allahü Teala’nın verdiği nimetlerle donanmış, akıllı bir varlıktır. Ancak, O’nun karşısında ne kadar aciz olduğumuzu unutmamamız ve herhangi bir günaha bulaştığımızda tövbe etmemiz gerekir. Öyleyse çok geç olmadan tövbe edelim ve Allah’tan af isteyelim.

YAZI: İPEK ATACAN