“İki Günü Birbirine Eşit Olan Ziyandadır, Aldanmıştır!”

diane-helentjaris-TNCzF-sa3jA-unsplash
Fotoğraf: Diane Helentjaris-Unsplash

“İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır.” (Tirmizi) Peygamber Efendimiz’in (SAV) bu hadisi şerifi insanın kamil olma yolunda atacağı adımlarda yönünü belirleyen bir başka unsurdur. İnsanın hem dünyevi hayatını hem de ahiret hayatını inşa etmesi için tembellikten, miskinlikten kurtulup çalışması ve ilerlemesi gerekmektedir.

Allah’ın müminlere elçi olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz’in (Sav), hayatını yaşayış biçimi müminin doğru davranış ve İslam kurallarını öğrenmesi açısından önemli bir örnektir. Peygamber Efendimiz (Sav) zamanının çoğunu çalışarak geçirmiş ve her anını planlayarak yaşamıştır. İslam dini zamanı üç temel parçaya bölmemizi emreder. İbadet, rızkın kazanılması, murakabe ve tefekkürdür.

Allah’ın rızkı veren olması mümin buna dayanarak çalışmaması ve tembellik etmesine sebep olmamalıdır. Rızkı veren Allah’tır; ancak onu kazanan mümindir. Çalışmak da bunun temel esasıdır. Nasılsa Allah rızkımı verir deyip çalışmamak gaflete düşmektir. İnsanın önce çalışması, mücadele etmesi ve işinin sonucunu Allah’a bırakması gerekir.

Kişi, İslam dinin tembellikten uzaklaştırıcı felsefesi sayesinde ilerlerler ve kendisini geliştirir. Çok çalışmak önemlidir; ancak eksik bir anlayıştır. Kişi çalışırken planlı olmalı zamanını doğru yerde ve etkili şekilde kullanmalıdır. Yaptığımız her işte hedefe ulaşmak için çok çalışmanın yanın sıra nitelikli çalışmanın başarıyı getirdiğini unutmamalıyız.

Başarılı insan zamanını verimli kullanan insandır. Plansız çalışmak o kadar iş yükü arasında kalıp, olduğumuz yerde saymaktan başka bir işe yaramaz. Düzenli çalışan insanın verimliliği artar ilerler ve gelişir. Çünkü planlı çalışma sayesinde kişi eksiklerini, hatalarını görür ve onları düzeltir. Bu da kişinin bir günün diğer günden farklı olmasına vesile olur.

Efendimizin bu hadisindeki çalışmanın önemini sadece dünyevi işler açısından ele almak eksik bir değerlendirme olur. İnsan, hem dünyevi hayatı hem de ahiret hayatı için çalışmayı hedeflemelidir.  Sadece rızkının temini için çalışan mümin olgunlaşmayan bir anlayışına sahiptir. İnsan ulvi bir varlıktır. Sadece dünyalığını kazanmak için çalışan insanın maneviyatı eksik olacağından mutsuz olur. Ahiretinin güzel olmasını için bu dünyada ibadetine zaman ayıran kişi, hem bu dünyada hem de öteki alemde mutluluğa ulaşmış olur. Vaktimizi en iyi şekilde planlamak bütün bu amellere ulaşmamıza vesiledir.

Kıyamette, herkes ömrünü ve gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmi ile amel edip etmediğinden sorguya çekilecektir.) (Tirmizi) Tek düze bir yaşam hedeflemek, her gün aynı şeyleri yaparak hayatı yaşamak bir süre sonra kişiye keyif vermez. İnsanın mutlu olması için sürekli bir amaç uğruna çalışması gerekir. Amacı olmayan insanın umudu ve beklentisi olamaz. İlerlememiz için önümüzde hedeflerimizin olması gerekir.

“Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya devam et” (İnşirah Suresi,7. Ayet) ayetinde de emredildiği gibi müminin bir işi bitirdikten sonra yenisine başlaması ve sürekli bir çalışma içinde olması gerekir.

İnsanın ömrünün her gün aynı geçmesi amaçsızlığına bağlıdır. Amaçsız insanın bu hayatta umudu ve beklentisi olmaz. Amaç insanı hayata bağlayan sebeptir. Ahirete inanan insan hesap günü vereceği hesabın telaşına düşer onun endişesini yaşar. Cennetini arzulayan insanın bu dünyada hayırlı işlerle meşgul olması gerekir. Peygamber Efendimiz “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Buhari) demiştir. İnsan ahireti içi bu dünyada çalışmazsa çoğalamaz ve eksilmeye mahkûm olur.

Cennetini arzulan insanın İslam’ın emrettiği ibadetleri yerine getirmesi gerektiğini hepimiz çok iyi biliyoruz; ancak müminin “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır.” hadisindeki çok namaz kılan ibadet eden kişi kurtulmuştur anlamı çıkarmamız yanlış olur. Bugün on rekat namaz kılan yarın on iki rekat kılmalıdır gibi zihniyetin oluşması hatalıdır. Burada anlatılmak istenen: Müslümanın bugününün çalışarak, ibadet ederek ve Allah yolundan ayrılmayarak dünden daha iyi bir Müslüman olmayı amaçlamasıdır.

Çalışmanın ve gelişmenin önemine belki de İslam dininden başka hiçbir dinde bu kadar atıfta bulunulmamıştır. İslam’daki konuların hala güncelliğini koruması bu dinin evrenselliğinin başka bir göstergesidir. İslam dininin modern ve güncel konuları işlemesi onu her dönemin dini yapmıştır.