İlahi Aşk…

sergey-shmidt-koy6FlCCy5s-unsplash
Fotoğraf: Sergey Shmidt-Unsplash

 

Aşk; Allah’ın bilinmeyi istedim kainatı yarattım dediği noktada başlar. Peki bu ne demek? Yüce Allah kainatı yaratmadan önce de vardı ama varlığı yoktu. O gizli bir bilinmezlik içindeydi. Kainatı yaratarak varlığının bilinmesini istedi. Kendisini yarattıklarına bu sayede tanıttı. İnsanı da kendisine ibadet ile itaat etmesi için yarattı. Peygamber Efendimiz’i de Allah kendisine nasıl iman ve itaat etmemizi göstermesi için elçi kıldı.

“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü’l-Hafa, II/132)

Aşık kuldur. Maşuk Allah’tır. Aşığın maşuka olan sevgisinin bir sarmaşık misali tüm bedenini ve ruhunu sarılmasına aşk denir. Maşuk hiçbir zaman aşığı yanına istemez. Maşuk ölümsüzdür aşık ise ölümlü. İlahi aşkı kalbinde hisseden aşık Allah’tan başkasına yüz vermez, Hakk’ın rızasına boyun eyer, kimseyi incitmez ve kırmaz. “Aşık”ın tüm hayali bu yüksek mertebedeki aşka erişebilmektir. Allah’a kavuşmaktır tek gayesi. Bir pervane misali döner etrafında vuslata ermek için.

Kalbin İlahi aşka kavuşması için önce acıyı, sevgiyi, coşkuyu hissetmesi gerekir, daha doğrusu kalbin fiziki görevi dışında hisseden olması gereklidir. Aşık olmadan tasavvuf olmaz aşk olmadan da kul olmaz. Sevmeden Allah’a ulaşılmaz. Aşığın ilahi mertebeye ulaşması kolay mesele değildir. Her kula nasip olacak bir hal değildir bu mertebeye yükselmek. Hiç olmayı gerektirir. “En-el Hak” olmayı gerektirir.

“En-el Hak/Ben Hakk’ım, ‘Hak’tan gayrı’ değilim.” demektir. Kulun Allah’la birleşip bütünleştiği, Allah’ın kişide vücut bulduğu veya kulun varlığının Allah’ın varlığının içerisinde eriyip yok olduğu anlamına gelir. İşte İlahi aşka kavuşma meselesi bu kadar derin, ulaşılması zor, meşakkatli bir iştir.

İnsanın çevresi yedi çemberdir. Her çemberde kalp bir büyüme derinleşme haline geçer. Yedi nefis mertebesinde de her nefsin kendine has sevda ve aşk anlayışı vardır. Nefs-i Kamile bunun en yüce mertebesidir. Nesf-i Kamile eren kişi bütün kötülüklerden sıyrılıp manevi olgunluğa eren kişidir. Bu kişinin bütün sıfatları güzledir. Bu mertebede derinleşmek büyümek aşık ve maşuk arasındaki muhabbete bağlıdır.

Aşıklık meselesi kolay bir mesele değildir. İlahi aşk yolunda olan kul nefsine hakim olur, kalbinde kibir, riya olmaz. Aşık mütevazı olur, İlahi aşk kulu mütevazı yapar. Aşık, ibadetinde sadık ve samimi olandır. Kul Allah’ı kendi nefsine tercih eder. Kalbinde Allah sevgisi olmasından dolayı Allah’ın eseri ve mazharı olan her şeyi sever.

“Yaratılanı severim yaratandan ötürü!” (Yunus Emre). Beşeri aşk ile ilahi aşk birbirinden ayrılamaz. Biri olmazsa diğerine ulaşılamaz. Kul, Allah’ın yeryüzündeki halifesiyse kulu sevmek Allah’ı sevmektir. İnsan beşeriyi sevmeden Allah’ı sevemez. İnsan, vatanını, milletini, atasını, anasını, babasını sevmeden ilahi sevgiye ulaşamaz.  Buradaki tüm mesele kalbin bu sevgiyi hissetme meselesidir.

Mecazi (Beşeri) aşk kainatta Allah’tan başka bir varlığa duyulan sevgiye denir, Allah’a karşı duyulan derin sevgiye de hakiki, ilahi aşk denir. İlahi aşka ulaşmak demek; Allah ve peygamberinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir. Mecnunun Mevla’ya giden yolda Leyla’yı son durak etmemiştir. Leyla; mevkidir, makamdır, karşı cinse olan sevgidir. Yani Mecnun’un mevkiye, makama, kadına olan sevdası geçicidir asıl olanın Allah aşkıdır; fakat beşeriye duyulan sevgi ilahi aşka ulaşmanın ilk aşamasıdır.

Aşkın tanımı zordur. Her kişide farklı tezahürü vardır. Herkes farklı hislerle anlatır aşkı, çünkü aşkı kalp anlatır söz değil. Aşıklık mertebesi herkese nasip olan bir şey değildir. Bu mertebeye ulaşan anlatabilir ancak nasıl bir sevgi olduğunu. Allah dostu Mevla’na çok güzel anlatır Allah aşkını. Aşkı anlamak isteye de “Ben ol da bil!” demiştir o hali bildiği için.

İlahi aşka ulaşmak için önce mecazi aşkı yaşamak gerekir. Her şeyde aşk vardır. Allah’ın yaratığı çiçekte, bülbülün ötüşünde, denizde, toprakta, çocukta… Burada, Allah’ın tezahürü olan yarattıklarına duyulan aşk yani ilahi aşk söz konusudur. Yaratılan her şey Allah’ın ruhundandır. İlahi aşkı beşeri aşkın üstünden yaşarız. İnsan insanı sevmeden Allah’ı sevemez. Sevginin bir boyutu eksik olursa kamil sevgiye ulaşılamaz.

Leyla’sız Mevla’ya gitmek de Leyla’yı Mevla’sız sevmek de doğru değildir. Allah’ı sevmek bir bütünlük arz eder. İlahi aşka ulaşmanın yolu mecazi aşktan geçer. Kemale ermek için mecazi aşkla dolu gönüllerimizi ilahi aşkla da doldurmamız gerekir.

Allah’ın huzuruna çıkmak için yanıp tutuşur aşık. Her türlü nefsini terbiye eder ilahına ulaşmak için; fakat Allah’ın hikmetine sual olunmaz ki. O isterse varabilir aşık sevgilisinin huzuruna. Kulun görevi yine de yürekten bağlı kalmaktır sevdiğine, o kapıda durmaktır ısrarla ta ki kabul görene kadar.