Hz Ali Kimdir? İlim Beldesinin Kapısı Hz Ali

Photo 48249935 © Photosampler - Dreamstime.com

Hz Ali kimdir? İlk Müslümanlardan olan Hz. Ali b. Ebi Talip, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in amcasının oğlu ve damadıdır. Hz. Ali (ra) 599 yılında (hicretten 23 yıl önce) Recep ayının 13. gününde Mekke´de Kabe´nin içinde dünyaya gelmiştir. Babası, Hz. Muhammed (sav)’in amcası Ebu Talip, annesi ise Esat Kızı Fatime´dir. O yıllarda Hz. Muhammed efendimiz Ebu Talip’in evinde kalıyordu ve Hz. Ali’ye “Ali” ismini de O vermiştir. Hz. Ali (ra), Hz. Muhammed’e ilk iman edenlerdendir. Hz. Hatice validemizden sonra Müslüman olan ikinci kişidir.

Çocukluğunu ve gençliğini Müslüman olarak yaşamış, çocukluk çağından itibaren hiç puta tapmamış, şerefli ve itibarlı bir hayat sürerek İslam’ın ve Müslümanların daima yüz akı olmuştur. Hz. Muhammed (sav), Hz. Hatice´yle evlendikten sonra, amcası Ebu Talip´in yükünü hafifletmek ve ona minnet borcunu ödemek düşüncesiyle Hz. Ali (ra)’ı yanına aldı, terbiye ve himayesini bizzat kendisi üstlendi. O sıralar Hz. Ali (ra), 4-5 yaşlarında idi. Henüz 15 yaşında iken, Hz. Muhammed’in akrabalarına yaptığı davete tek başına icabet ederek, “Şahit olun, Ali benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Onu dinleyin ve itaat edin” dediği halifesidir.

Hz Ali kimdir ve İslam tarihindeki önemi

Hz. Ali (ra) hayatının her anında Hz. Muhammed’in yanında oldu. Onu kötülüklerden korumak için pek çok fedakarlık yaptı; müşriklerin zarar vermesini engellemek için sürekli onlarla mücadele etti. İslam için savaştı ve İslam’ın yayılmasında büyük gayretleri oldu.

Hicri takviminin 2. Senesinde Peygamberimiz Hz. Muhammed, kızını Hz. Ali ile evlendirdi. Hz. Fatıma’ya büyük sevgi ve saygı besleyen Hz. Ali, mutlu bir evlilik geçirdi. Hz. Fatıma ile evliliğinden beş çocuğu oldu. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Muhassin adında üç oğlu; Zeynep ve Ümmü Gülsüm adında da iki kızı dünyaya geldi.

Hz. Ali, Hz Muhammed vefat ettiğinde 33 yaşındaydı ve O’nun vefatı sırasında yanında bulunanların başında geliyordu. Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildiği sırada Hz. Ali (ra) Resulullah’ın hücresinde tekfin ile meşgul idi. Hz. Muhammed döneminde gerçekleşen savaşların çoğunda, Müslümanların zaferi, Hz. Ali’nin kılıcıyla gerçekleşmiş, bu savaşlardaki fetihleri nedeni ile Hz. Muhammed (sav) “Ali´den yigit ve Zülfikar’dan başka kılıç yoktur” diyen hadisinde Hz. Ali’yi övmüştür. Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’dan sonra 4. halife olmuş; İslam devletini 656-661 yılları arasında yönetmiştir. Hz. Ali (ra) Kufe Mescidinde suikaste uğrayarak 661 yılında şehit edilmiş, bu olaydan sonra da İslam’da halifelik dönemi sona ermiştir.

Hz. Ali, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in vefatından sonra, hilafet konusunda ortaya atılan tartışmalara bakmaksızın kendisinden önce yönetime gelen üç halifeye de en büyük desteği göstermiş ve yardımcı olmuştur. Kendisi halife olunca, devlet adamlığı ve idarecilikteki üstün meziyetleriyle, o dönemdeki mevcut karışıklıklara karşı başarılı şekilde mücadele etmiştir. Cesaret ve kahramanlığın sembolü olan Hz. Ali, ilmin ve adaletin de timsali olarak bilinmiş ve kendisinden adaletle ilgili günümüze kadar ulaşan birçok söz nakledilmiştir. Onun yönetim ve adalet anlayışı, kendisinden sonra gelen devlet idarecilerine rehber olmuştur.

Tam anlamıyla bir alimdir

O, aynı zamanda ashab-ı kiram arasında Kur’an, hadis ve özellikle fıkıh alanındaki bilgileriyle kendini kabul ettirmiş bir otoritedir. Kur’an-ı Kerim konusundaki derin bilgisinden faydalanmak isteyenleri kendisine soru sormaya teşvik eder, ayetlerin nerede ve ne zaman nazil olduğunu çok iyi bilirdi. Hz. Muhammed daha hayatta iken Kur’an-ı Kerim’in tamamını ezberlemiş ve onun meselelerine hakkıyla vakıf olan sayılı sahabilerden biriydi.

Hz. Ali, şaşmaz bir ölçü ile iktidara gelenlere günümüze dahi rehberlik edecek birçok nasihati bulunmaktadır. O’nun şu sözü İslam’ın önderliğindeki yönetim anlayışının temeli niteliğindedir: “Dünya geçiş yurdudur, yerleşme yurdu değildir. Orada bir kısım insanlar nefsini satıp azabın hedefi olur, bir kısım da nefsini satın alıp kurtuluşa ererler. Bunun bilincinde olan herkes, tüm imkanları seferber ederek halka hizmet etmenin yollarını aramalı ve kendilerini ebedi hayatın sıkıntılarından kurtarmaya çalışmalıdırlar.”