SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

İslam’ın ve ilmin ışığında yol almak

Dünya 21 Nis 2020
Görüş
alfons-morales-YLSwjSy7stw-unsplash
Alfons Morales-Unsplash

İslam’da bilimin önemi tartışılmaz. Öyle ki ilk ayet “Oku”dur. Peki, ilmin ışığında yol almak nasıl mümkün olur?

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”  (Zümer Suresi, 9. Ayet)

İlim, İslam’ın kadın erkek her Müslüman’a farz kıldığı, evrene ait tüm bilgilerin sistematik şeklidir. İlim sayesinde toplumlar gelişmişlik düzeylerini artırarak hoşgörü ve adalet yolunda gelişim sağlar.

Mücadele Suresi 11. Ayette şöyle buyrulur:

“Allah içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilmiş olanları derecelerle yükseltir.”

Peki, ilmin ışığında yol almak neden önemli?

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed ise ilme verdiği değeri, “Alimin abide üstünlüğü benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir” (Tirmizi, İlim, 19.) sözüyle bildirmektedir.

Dinimizin ilk şartı okumaktır, öyle ki insanlığa doğru yolu göstermek için indirilen Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “Oku”dur. İslam’da okumaya büyük önem verilmiş ve ilim tahsili her Müslüman’a farz kılınmıştır.

Nitekim Allah; “Ancak alim olanlar Allah’tan korkar!” (Fatır Suresi, 28. Ayet) buyuruyor. Çünkü insanoğlunun ilmi, bilgisi arttıkça idrakı da imanı da artar, Allah’a yakınlaşır.

İslam’a göre her türlü kötü davranışın, şirkin ve sapkınlığın asıl sebebi cehalettir. İlim küfrü ve sapkınlığı ortadan kaldıran, yolumuzu aydınlatan bir ışıktır.

Yüce Allah’ın bir ismi de “Alim”dir, Rabbimiz her şeyi her yönüyle bilir; kullarına da öğrenmeyi ve okumayı emreder. Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde; “Nerede ilim var ise orada Müslümanlık da vardır. Nerede ilim yoksa, orada kafirlik vardır.” buyurmuştur.

İslam tarihinde ilmin kapısı olarak bilinen Hz. Ali de ilim konusunda hepimizin bildiği “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözüyle ilim ve alime verdiği önemi ortaya koyar.

Yüce kitabımız birçok vesile ile inananlara aklı kullanarak alemdeki varlıklar ve olaylar üzerine düşünmelerini buyurmaktadır. Yerlerden, göklerden, yıldızlardan, yağmurdan, buluttan, rüzgardan, aydan, güneşten, bitkilerden, hayvanlardan, denizlerden, karalardan ve daha nice şeylerden bahseden Kur’an-ı Kerim, bunlardan ibret almaları yönünde insanları uyarır.

Mısırlı tefsir alimi Tantavi Cevheri, Kur’an-ı Kerim’de ilme teşvik eden ve ilimden bahseden ayetlerin sayısının 750 kadar olduğunu söyler.

Medeniyet nasıl mükün?

Bedir Savaşı’nda, alınan esirler yapılan istişareler doğrultusunda fidye ödemek koşuluyla serbest bırakıldı. Fidye ödeyemeyecek durumda olanlar ise Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in emriyle okur-yazar olanların her biri, on Medineli çocuğa okuma yazma öğretmek koşuluyla serbest bırakıldı. Onlar da fidyelerini çocuklara ilim öğreterek ödemiş olacaklardı. Bu olay, Mekke’den Medine’ye birçok kimsenin Müslüman olmasını sağladı.

Müslümanlar, ilme sarılmışlar, ilimlerin her dalında ilerleyerek medeniyete hizmet etmişlerdir. Bu bağlamda Müslümanlar, dini ilimlerde olduğu gibi diğer ilim ve fen dallarında da değerli çalışmalar yapmışlardır. Nitekim ilk göz ameliyatı, cerrahi aletlerin keşfi ve ilk defa kullanılması, astronomi, matematik, fizik, kimya alanlarında çok değerli keşiflere imza atmışlar, bütün insanlığın hizmetine sunmuşlardır. Örneğin, İbn-i Sina’nın tıp alanında temel eser kabul edilen kitabı ile kimyanın babası olarak anılan Fahreddin Razi’nin kimya alanındaki kitabı Avrupa’da tam üç yüzyıl ders kitabı olarak okutulmuştur.

Ancak ne acıdır ki, önceleri mevcut olan bu hamleci ruh, sonraları aynı inanç ve şevkle devam etmemiş, Müslümanlar’dan ilim ve teknoloji bayrağını alan Avrupalılar, bu yarışta onları geçmişlerdir. Maalesef günümüzde Batı dünyasının kültürel ve teknolojik hakimiyeti altında yaşamak zorunda olmamızın temelinde de bu vardır.

İslam dünyası olarak bizler bilim ve teknolojiye; bilgi üretme, bilgiyi güncelleme, değere dönüştürme ve hayata kılavuz yapma konusunda daha fazla mesai ayırmalıyız. Doğru bilgiyle yaşadığımız çağın sorunlarına çözüm üretmek zorundayız. Nesillerimiz üzerinde bilgiye, ferasete, şuura ve ahlaka dayalı bir dindarlığı geliştirmek ve güçlendirmek başlıca hedefimiz olmalı. Aksi halde; aklı ve doğru bilgiyi yok sayan bir din anlayışı marjinal alanlarda İslam’ın ve Müslümanlar’ın geleceğini tehdit eden boyutlara ulaşmaktadır. Bu yüzden yeniden ilim ile İslamı bütünleştirerek insanlığın aydınlık geleceğine katkıda bulunmayı ibadet ve sorumluluk sayan bir bilincin inşasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.