Görüş 26-Ağu-2020

Allah’a Güvenmek Ne Demek? İmanın Gücü!

Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a güvenmek ne demek? Allah’a iman etmek, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturan bu kavramın derin manasını gelin birlikte keşfedelim.  Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir. Allah’a iman edip, Allah’ın kalplerine indirdiği huzura kavuşmuş olan müminler, ‘gerçek’ mutluluğu yaşamaktadırlar ve diğer kişilerin mutluluk zannettikleri hislerin, anlık ve geçici heyecanlar olduğunun bilincindedirler.

Modern dünya, sunduğu maddi manevi tüm olanaklarla insanlığa mutluluk vaat etmektedir. Ancak inanç dünyasından ve manevi değerlerinden giderek uzaklaşan çağımız insanı, mutluluk arayışına dair sunulan şeylere ve elindeki tüm imkanlara rağmen mutluluğu bulmaktan uzaktır. Bunun en önemli göstergesi, günümüzde gerek fiziki gerekse ruhsal birçok hastalıklar yanında; ümitsizlik, güvensizlik, yalnızlık ve yabancılaşma duygularının yoğun biçimde yaşanmasıdır. Öyle ki bu duruma, maddi refah seviyesi yüksek, gelişmiş ülkelerde daha çok karşılaşılmaktadır.

Allah’a güvenmek ne demek? Ve bu bize ne kazandırır?

O’na bağlanmak ve güvenmek, Ondan sakınıp çekinmek, insan hayatını olumlu yönde etkileyen en güçlü dinamiktir. Bu konuda yapılan yüzlerce bilimsel araştırma da bunu kanıtlamaktadır. İman insanda yaşama sevgisi, hayata bağlanma duygusu meydana getirir. İman eden insan, hayata ve varlığa hoş bakar, hayatın Allah’ın bir lütfu olduğuna inanır, doğayı ve toplumu kendini bütünleyen bir parça gibi görür. Bu nedenle kendisine yüklenen misyon tamamlanıncaya kadar hayatına devam etmeyi bir görev sayar.

İman, Müslüman toplumda hayatı düzenleyen en önemli manevi temellerden biridir. Allah’ın emir ve yasakları, iman eden insanın tüm yaşantısına yansır. Allah’a iman eden kimse yalnızlıktan kurtulur; her an Onun sonsuz rahmeti, ilmi, hikmeti, koruması ve gözetimi altında olduğunu bilir. Her an Ona sığınır, Ondan yardım bekler, kolaylık görür. Hareketlerini kontrol altında tutar, daima iyiye, doğruya, mükemmele yönelir; kötülüklerden uzaklaşır. Şu alemde kendini yalnız hissetmez, kendini yaratan, besleyen, kollayan ve gözeten bir sahibi bulunduğuna inanmakla rahat ve ferahlık bulur.

Allah’a inanan insan, her şeyin dizgininin Onun elinde, her şeyin hazinesinin Onun yanında olduğunu, her şeyin Onun emri ve izniyle halledileceğini bilir. Sadece Ona güvenir, Ona bağlanır, Ondan yardım bekler. Hiçbir varlıktan da korkmaz, hiçbir şeye boyun eğmez, minnet etmez. Böylelikle iman, maddeye kul ve köle olmaktan kurtarır; insana yüksek şahsiyet kazandırır.

Allah var gam yok!

Allah’a inanan bir insan aynı zamanda, hayatın bir imtihan, karşılaştığı sıkıntıların da bu imtihanın bir parçası olduğuna inanır ve bu noktada sıkıntılara göğüs germeyi, acı veren durumlara karşı sabretmeyi, hayatın zorluklarına karşı mücadele etmeyi temel karakteri haline getirir. Zira bunlar, Allah’a tam olarak inanmanın ve güvenmenin en önemli alametidir. İman insana yüksek bir kanaat duygusu verir ve onun meta ile mesafeli bir ilişki kurmasını sağlar. İnsanda kanaat etme duygusunu geliştirmesini, onun azla yetinmesini destekler. Böylece kişiyi eksiklenerek bunalıma itecek durumlara düşmekten kurtarır.

İçimizi dolduran Allah sevgisi, bizi daima güzel işler yapmaya yöneltir. Allah’a inanan kişi kendisini sürekli görüp gözeten bir yüce yaratıcının bulunduğunu düşünür. Yaptıklarından sorumlu olacağını ve bir gün hesap vereceğini düşünür. Bu düşünce onu kötü şeylerden uzaklaştırır, kimsenin gönlünü kırmaz, herkese sevgiyle yaklaşır. Allah’ı tanıyıp seversek, mutlu ve huzurlu oluruz. Yüce Allah Kur’an’da; “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”(Rad, 28. Ayet) buyuruyor. Allah’a olan sevgimizden dolayı insanları ve onun yarattığı bütün varlıkları severiz. Bu büyük ve kapsayıcı sevgi elbette ne bu dünyada ne de ebedi dünyada karşılıksız kalmayacaktır.

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 31-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 17-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

İnsanı eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olarak kabul eden İslam anlayışı gibi Hz. Muhammed (SAV)’in hayatı da insana verilen değerin en güzel örnekleriyle doludur. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatında insan sevgisi, bizzat uygulamaları ve yaşantısında kendisini göstermiş, her yönüyle örnek olmuştur. Kur’an’da Hz. Muhammed, çok şefkatli ve merhametli olarak anılır.

Devamı Devamı