Nasıl Mutlu Oluruz?

Photo 18166532 © Metin Cengiz Barış - Dreamstime.com

Nasıl mutlu oluruz; hiç düşündünüz mü? En saf ve net haliyle; imanlı olarak! Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir. Allah’a iman edip, Allah’ın kalplerine indirdiği huzura kavuşmuş olan müminler, ‘gerçek’ mutluluğu yaşamaktadırlar ve diğer kişilerin mutluluk zannettikleri hislerin, anlık ve geçici heyecanlar olduğunun bilincindedirler.

Modern dünya, sunduğu maddi manevi tüm olanaklarla insanlığa mutluluk vaat etmektedir. Ancak inanç dünyasından ve manevi değerlerinden giderek uzaklaşan çağımız insanı, mutluluk arayışına dair sunulan şeylere ve elindeki tüm imkanlara rağmen mutluluğu bulmaktan uzaktır. Bunun en önemli göstergesi, günümüzde gerek fiziki gerekse ruhsal birçok hastalıklar yanında; ümitsizlik, güvensizlik, yalnızlık ve yabancılaşma duygularının yoğun biçimde yaşanmasıdır. Öyle ki bu duruma, maddi refah seviyesi yüksek, gelişmiş ülkelerde daha çok karşılaşılmaktadır.

Allah’a iman etmek kula neler bahşeder?

O’na bağlanmak ve güvenmek, Ondan sakınıp çekinmek, insan hayatını olumlu yönde etkileyen en güçlü dinamiktir. Bu konuda yapılan yüzlerce bilimsel araştırma da bunu kanıtlamaktadır. İman insanda yaşama sevgisi, hayata bağlanma duygusu meydana getirir. İman eden insan, hayata ve varlığa hoş bakar, hayatın Allah’ın bir lütfu olduğuna inanır, doğayı ve toplumu kendini bütünleyen bir parça gibi görür. Bu nedenle kendisine yüklenen misyon tamamlanıncaya kadar hayatına devam etmeyi bir görev sayar.

İnsan nasıl mutlu oluruz; sorusunun cevabını bulabilmeli! İman, Müslüman toplumda hayatı düzenleyen en önemli manevi temellerden biridir. Allah’ın emir ve yasakları, iman eden insanın tüm yaşantısına yansır. Allah’a iman eden kimse yalnızlıktan kurtulur; her an Onun sonsuz rahmeti, ilmi, hikmeti, koruması ve gözetimi altında olduğunu bilir. Her an Ona sığınır, Ondan yardım bekler, kolaylık görür. Hareketlerini kontrol altında tutar, daima iyiye, doğruya, mükemmele yönelir; kötülüklerden uzaklaşır. Şu alemde kendini yalnız hissetmez, kendini yaratan, besleyen, kollayan ve gözeten bir sahibi bulunduğuna inanmakla rahat ve ferahlık bulur.

Allah’a inanan insan, her şeyin dizgininin Onun elinde, her şeyin hazinesinin Onun yanında olduğunu, her şeyin Onun emri ve izniyle halledileceğini bilir. Sadece Ona güvenir, Ona bağlanır, Ondan yardım bekler. Hiçbir varlıktan da korkmaz, hiçbir şeye boyun eğmez, minnet etmez. Böylelikle iman, maddeye kul ve köle olmaktan kurtarır; insana yüksek şahsiyet kazandırır.

Allah’a inanan bir insan aynı zamanda, hayatın bir imtihan, karşılaştığı sıkıntıların da bu imtihanın bir parçası olduğuna inanır ve bu noktada sıkıntılara göğüs germeyi, acı veren durumlara karşı sabretmeyi, hayatın zorluklarına karşı mücadele etmeyi temel karakteri haline getirir. Zira bunlar, Allah’a tam olarak inanmanın ve güvenmenin en önemli alametidir. İman insana yüksek bir kanaat duygusu verir ve onun meta ile mesafeli bir ilişki kurmasını sağlar. İnsanda kanaat etme duygusunu geliştirmesini, onun azla yetinmesini destekler. Böylece kişiyi eksiklenerek bunalıma itecek durumlara düşmekten kurtarır.

İçimizi dolduran Allah sevgisi bizi neye yöneltir?

Bizi daima güzel işler yapmaya yöneltir. Allah’a inanan kişi kendisini sürekli görüp gözeten bir yüce yaratıcının bulunduğunu düşünür. Yaptıklarından sorumlu olacağını ve bir gün hesap vereceğini düşünür. Bu düşünce onu kötü şeylerden uzaklaştırır, kimsenin gönlünü kırmaz, herkese sevgiyle yaklaşır. Allah’ı tanıyıp seversek, mutlu ve huzurlu oluruz. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad, 28. Ayet)

Allah’a olan sevgimizden dolayı insanları ve onun yarattığı bütün varlıkları severiz. Bu büyük ve kapsayıcı sevgi elbette ne bu dünyada ne de ebedi dünyada karşılıksız kalmayacaktır. Dolayısıyla artık bizler de nasıl mutlu oluruz sorusunun yanıtını bulmuş sayılırız.