İnsan Hayatı ve Duaların Gücü

İnanç Şebnem Cengizalp 04-Eyl-2020
Photo 79025148 © Wanida Prapan - Dreamstime.com

Her yaşam değerli, ama insan hayatı değerli olduğu kadar bir amaca, kulluğa hizmet ettiği için daha da anlamlı diyebiliriz. Dua, kulla Rabbi arasındaki gizemli bir yoldur; insan, dua ile hayat boyu Rabbine yalvarır, yardım ve af diler, sığınır. Son derece saf, içten ve aracısız iletişim şeklidir dua. Rabbi ile konuşan insan hayat denen imtihan alanı içinde Yüce Rabbine dua ederek güç ve güven bulur. Bu sebeple insan, ilahi kılavuzu olan Kur’an-ı Kerim’le hayat boyu birlikte olmalı, tüm yaşamını yüce kitabımızda ki kurallara göre yaşamalıdır.

Dua, Kur’an-ı Kerim’de vurgulanan ve insan için hayat boyunca Rabbimiz’le hiç kopmayacak bağ kurulmasını sağlayan kutsal görevdir. Yüce Allah’a dua etmeden ne insan ne de yaşanılan hayat Rabbimiz tarafından değer görmeyen verimsiz toprak misalidir. Rabbimiz insan denen yeryüzündeki halifesine her fırsatta Allah’ı anmasını, dua etmesini ve ahiret hayatı için dünyadaki hayat sınavını başarıyla vermesi gerektiğini yineler. Nitekim Kur’an-ı Kerim Fatiha suresiyle başlayıp Felak ve Nas sureleriyle biterken bize dua ile başlayıp dua ile bittiğinin mesajını vermektedir belki de. İnsan, hayat ve dua böyle iç içe olduğu takdirde anlamlı verimli toprağa dönüşecektir.

İnsan hayatı dua ile daha da kıymetlenir

Hayat mecrasında dua ile hemhal olup dua ile yaşadığı takdirde ahiret hayatını ödül olarak alacaktır. Allah’a yakarmanın esasları ve insan denen varlığın hayat boyu dilinden düşürmemesi öğütlenen dualar yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim’de ilahi kaynaktan gelen nimetler olarak verilmiştir. Bunlardan biri vardır ki insan ve sınırlı hayatı içinde kırk yaşına erdiğinde okuması öğütlenen “kırk yaş duası”dır. Diğer dua örneklerinden farklı olarak bu dua emrinde yaş kavramı geçmektedir. Demek ki insan, kırk yaşına eriştiğinde hayat sınavında bir merhaleyi geçmiş başka merhaleye gelmiştir.

“Nihayet insan, yiğitlik çağına gelip kırk yıla erdiğinde şöyle der: “Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdiğin nimetlere şükretmeye, hoşnut olacağın iyi işler yapmaya yönelt! Benim soyumdan gelenler için de barışı gerçekleştir. Sana yöneldim ben, sana teslim olanlardanım ben!” (Ahkaf Suresi, Ayet)

Elbet bu ayet okunduğunda acaba insan hayatında kırk yaşın önemi nedir diye düşünmek gereklidir. Ayete göre insan, kırk yaşa erdiğinde olgunluk çağına gelmiş olmaktadır. O zamana kadar edindiği tecrübeler ve hayat dersleriyle Rabbine dönüp bu duayı edip etmeme bilincine gelmek o ana kadar nasıl yaşadığıyla ilgili olsa gerektir. Bu durumda yaşadığı ömrü olgunluk çağına erinceye kadar şükürle dua ile geçiren insan, hayatının bundan sonrası için de sahip olunanlara şükür, sonradan gelecek nesle de barış ve esenlik dileme şansı elde etmiş oluyor diyebiliriz. Bizler için kırk yaş kemal yaşıdır. Yani ruhen, bedenen ve manen edinilen birikimlerin verdiği olgunlukla hayat, geri kalanının planlama ve geleceğe yönelik iyi işler yapma bilincinin gelişmiş olduğu hale gelmiş olmaktadır.

Her anın değerini nasıl bilmeli?

Peygamberimiz Hz. Muhammed de dahil olmak üzere birçok peygambere elçilik görevinin kırk yaş ve sonrasında verildiği bilindiğinden, bu yaşa “peygamberlik yaşı”da denilmektedir. Ortalama bir insan ömrünün yarısı denilebilecek yaş olan kırk yaşa eriştiğinde bazı insan sorgulamanın yarattığı kararsızlık ve bunalım hallerine girebilmektedir. Bu duyguyu yaşayan insanların kırk yaş sendromu olarak bilinen ruh haliyle daha önce yapmadıklarını yapmak, az bir zamanın kaldığı düşüncesiyle boşvermişlik hissine kapılarak bambaşka bir hayat yaşamaya başlamak gibi tepkileri olabilmektedir.

Elbette bu, o çağa kadar nasıl bir hayat yaşandığıyla alakalı bir durum gibi gözükmektedir. Şu kısacık hayat mücadelesinde insan, yüce Rabbimizin hikmeti ile sürekli duaya yönlendirilmektedir. Kırk yaş duası da bunlardan biridir.