Dinde Aşırılık ve İtidal Çizgisi   

Photo 114673968 © Chokchai Namthip - Dreamstime.com

Dinde aşırılık ve itidal sınır nedir? İnsan, diğer varlıklardan daha farklı özelliklerle donatılarak yaratılmış; itidal ve aşırılık arasında bir istikamet üzerinde konumlandırılmıştır. İnsanın varoluş sebebi ve sorumluluğu diğer yaratılanlardan farklıdır. Allah Teala, insan türünü tüm varlıklar arasından kendine sorumlu ve muhatap olarak seçmiştir. Fiziksel özelliklerinin yanında insan, ruhsal ve manevi bir yaratılışla bütünleştirilmiştir.

İtidal kısaca her hal ve harekette Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uymak, aşırıya kaçmamak, sapmamak, orta bir yol izlemek, ölçülü, dengeli ve ılımlı olmak anlamına gelmektedir. Bu anlam dahilinde istikamet ise İslam’a uygun çizgiden sebat ederek yürümek, Sırat-ı Müstakim’den ayrılmamak demektir. İslam’ın emir ve yasakları bellidir. İtidal sınırlarını Allah’ın ölçüleri belirler. Eksiltmeden ve de artırmadan bu ölçülere bağlı kalmak, aşırılıklardan uzak durmak Allah’ın istikametinden ayrılmamaktır.

Dinde aşırılık ve itidal dengesi nasıl korunur?

Melekler bile davranışlarında aşırı gideceği, yeryüzünde fesat çıkararak kan dökeceği için insanın yaratılışına itirazda bulunmuştur. Fakat Yüce Allah, insanı en güzel şekilde ve mutedil bir çizgide yaratacağını bildirmiştir. Öyle ki dünya hayatı iyi veya kötü hal ve amellerin sergilendiği bir imtihan yeridir. İnsana Kur’an’da doğru yolun ne olduğu bildirildiği halde bazılarının şükrettiği bazılarınınsa nankörlük ettiği ifade edilir. Onlar, istikametten sapmalarına ve aşırılıklarına yani itidal çizgisinden çıkmalarına göre iyilik ya da kötülüğü seçmiş olmaktadırlar. Ancak Allah’ın rızası doğru yol üzerinde olanlardan yanadır.

İtidal insanın bütün hal ve hareketlerini kapsayan bütüncül bir kavramdır. Yalnızca din ve ibadet alanında değil, yaşamın her alanında itidal üzere olmak gerekir. Dinimiz, itidal üzere olmayı, kişisel ve sosyal hayatın tümüne yansıtmayı amaçlamış, bu yönde sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi öğütlerde bulunmuştur.

İtidal kelimesi Kur’an-ı Kerim’de geçmez. Ancak anlam ve gayesi baştan sona her alanda bir itidal ve adalet üzerinde olma öğretisidir. İslam yeme, içme konusundan, kazanç elde etme ve onu harcamada, ödül ya da ceza vermede, barışta ya da savaşta itidal ve adaletli olmayı, aşırılık gafletinden sakınmayı öngörür. Kur’an-ı Kerim’in ahlakıyla bütünleşen Hz. Muhammed (sav)’ın gerek kendi hayatı gerekse vahyin ışığında imar ettiği toplumsal ve siyasal yapı itidal üzere olmanın en örnek halidir. Peki, dinde aşırılık ve itidal arasındaki dengeyi nasıl kuracağız?

Yabancılaşma neden olur?

Çağımızda modern insan olarak tanımladığımız değerlerine ve fıtratına yabancılaşmış insan, İslam öğretisinin temelini oluşturan bu itidal ve adalet üzere olma halinden oldukça uzaklaşmış, kendi mutluluğunu kendi eliyle yok etmiştir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de mutsuzluğun başlıca sebebinin her konudaki aşırılık ve itidal noktasından uzaklaşma eğilimi olduğunu açıkça görebiliriz.

Kur’an, Müslümanları vasat bir ümmet olarak niteler. Bundan kasıt; aşırılıktan ve tefritlerden korunarak inançta, ahlakta, bütün tutum ve davranışlarda doğruluk, dürüstlük ve adalet çizgisinden ayrılmayan; tutarlı, ölçülü, insaflı ve uyumlu bir toplumdur.

Gaflete düşmeyi nasıl önleriz?

Kur’an, bireyden topluma her koşulda itidal üzere olmayı ve aşırılık gafletine düşmemeyi emreder. Ölçülü konuşmak, ölçülü yemek, ibadet etmek ve ölçülü dinlenmek konuları Kur’an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulduğu konulardır. İnsan nefis denen öyle bir düşmana sahiptir ki her an her konuda insanı ölçüden sapma konusunda imtihana vesile yaratır.

Bu yüzden insan tuzağa düşmemek için her an dikkat kesilmeli itidal noktasında hassas davranmalıdır. İnsan için ölçülü, dengeli ve istikrarlı olmasını sağlayan değerlerin başında; iman, ilim, ibadet, adalet, ahlak, çalışma ve doğruluk gelmektedir. Hud Suresi, 112. Ayette şöyle buyurulmaktadır: “Seninle yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol! Aşırı gitmeyin; çünkü Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir.”  Bu ayette işaret olunan ‘hak yol’ kavramı ile “bütüncül, devamlı, tutarlı bir anlayışla İslam’a tabi olma ” anlamı ifade edilmektedir. Böylelikle İslam’ın temelini oluşturan iki önemli prensibe dikkat çekilmiştir; dosdoğru olmak, sapmamak ve haddi aşmamak, ölçülü ve itidal üzere bulunmak.

 

İlgili makaleler
Mezopotamya Uygarlığı, Mardin. Tarih Şebnem Kırcı 20-Eki-2020 Mezopotamya Uygarlıkları Nelerdir? A happy man. Burçak tarlasında kollarını iki yana açmış adam. Haftanın En İyi Konuları Buket Cengizalp 19-Eki-2020 İç Huzur Nasıl Sağlanır? diego-jimenez-VDOHQLuYwy8-unsplash Tarih Şebnem Kırcı 12-Eki-2020 Çin’de İslamiyet ve İslam Dini Tarihi
Görüş
Görüş 30-Eyl-2020
İpek Atacan
Yazar

Kuran-ı Kerim, İslamiyet’in temel unsurudur ve ayetlerin tefsir yorumlaması yapılırken tarihten faydalanılır. Tarih, insan toplumlarının geçmişten bugüne taşıdıkları olay ve tecrübeler bütünüdür.

Devamı Devamı