İnsan Rızkını Aramalı mı?

arka-roy-s1lp-dVTP_0-unsplash
Fotoğraf: Arka Roy-Unsplash

İslam inancında yenip içilebilen maddi şeyler rızık olduğu gibi, kişiye fayda sağlayan manevi değerler de rızık olarak kabul edilir. Kur’an-ı Kerim’in farklı yerlerinde rızık terimine yer verildiği görülür. Bunların çoğunda da rızkı verenin yalnızca Allah olduğu vurgusu yapılır. Bu bağlamda, Allah’ın insanların rızkına kefil olduğu konusu şöyle anlatılır: “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerine olmasın! Allah onların halen bulunduğu yeri de emanet olarak konulacağı yeri de bilir; hepsi apaçık kitapta vardır.” (Hud Suresi, 6. Ayet)

Rızık ve kader arasındaki ilişki nedir? İnsanların dünya üzerinde nefes alacağı gün sayısı nasıl belliyse, dünya nimetlerinden hangi miktarda faydalanacağı da ezelden beri bellidir. Bu bakımdan, canlıların rızıkları Allahü Teala tarafından dağıtılır. Bir kimsenin diğerinin rızkını yeme hakkı yoktur. Ayrıca kişiye ayrılan rızkın artması ya da azalması da mümkün değildir. Rızkın Allah’ın güvencesinde olduğu Kur’an-ı Kerim’de açıkça dile getirilir. Ancak insanlara da rızıklarını elde etmek için çalışıp çabalamaları tembih edilir.

Rızka inanç nedir? Rızkı kazanma konusu temelde bir inanç meselesidir. Bu bağlamda, kişi rızkının Allah’tan geldiğinin bilincinde ise bu manevi bir inançtır. Ancak rızka inanç konusunda insanları beş farklı sınıfa ayırmak mümkündür. Bu sınıflar aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

Kafirler: Rızkı çalışarak elde ettiklerine inanırlar.

Müşrikler: Rızkı Allah’ın verdiğine inanırlar. Ancak bunda çalışmanın da bir payı olduğunu düşünürler.

Münafıklar: Rızkın Allah tarafından geldiğini bilirler. Ancak buna rağmen kendisine rızık verilip verilmeyeceğinden endişe duyarlar.

Fasıklar: Rızkı Allah’ın verdiğini bilirler ama çalışma esnasında O’na asilik yaparlar.

Salih kullar: Rızkı Allah’ın verdiği bilincindedirler. Çalışmanın bu konuda bir araç olduğunu bilirler ve helal yolla kazanç elde etmenin peşindedirler.

Rızkı aramak nasıl olur? İslam inancı rızkın Allah’tan geldiğini ifade eder. Ancak insanlara aynı zamanda rızıklarını kazanmak için çalışmaları emredilir. Allah’ın rızka kefil olduğu inancı ile çalışmadan rızık beklemek, doğru bir davranış biçimi değildir ve Allah’ın emirlerine de ters düşer. Çalışmak, kişinin rızkını artırmaz. Bu olay, rızkı elde edebilmek için ancak bir aracı olabilir. Çalıştığı halde rızkı az olan kişinin Allah’a asi gelmesi de dinimizce hoş karşılanmayan bir durumdur. Bu durum Peygamber Efendimiz’in bir hadisinde, “Hak teala, çalışan bir kuluna az rızık verse, o kul da, isyan etmeyip fakir haline sabretse, Hak teala, bu kulla iftihar edip, meleklerine ‘Şahit olun, bu kulumun her lokmasına Cennet-i a’lada bir köşk ve bir derece ihsan ederim’ buyurur.” (İslam Ahlakı) şeklinde anlatılır.

Rızıkta helal ve haram ayrımı: İslamiyet; mala, cana ve gelecek nesillere zarar verebilecek her türlü şeyi haram kılmıştır. Sarhoşluk veren içkiler, kumar, hırsızlık ve adam öldürmek; haram kılınan en temel noktalardır. Bunların azına ya da çoğuna bulaşmak haramdan herhangi bir şey eksiltmez. Bu bağlamda, aç kalırım korkusu ile harama karışmak; İslam’ın temel kuralları ile çatışan bir durumdur. Allah’ın rızka kefil olduğu konusu da burada devreye girer. Kişi, elindeki helal rızık az da olsa, onunla yetinmesini bilmelidir. Allah’ın rızası ancak bu şekilde kazanılabilir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde rızık ile ilgili dile getirilen bir kavram da berekettir. Bu bağlamda, bereket için yapılan dua ve ibadetler; elde edilen kazancın bol olmasına vesile olur. Rızık ezelden beri bellidir. Bu bağlamda rızkı artırmanın ya da azaltmanın bir yolu yoktur. Ancak rızkın bereketli olması için dua edilebilir.