İnsanın En Büyük Nimeti Olan Aklın ve İradenin Gayesi Nedir?

ID 166076793 © Alexandra Barbu | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 166076793 © Alexandra Barbu | Dreamstime.com

İslam’ın temel gayesi insanlığa hem dünya hem de ahiret yaşamında huzura giden doğru yolu göstermektedir. İnsana da bu yolda diğer varlıklardan farklı olarak akıl ve irade verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bu nimetlerin yalnızca tek bir sorumluluk için kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.

İlgili ayeti kerimede, “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istiyor değilim. Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır.” (Zariyat Suresi; 56, 57 ve 58. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere akıl ve iradenin gayesi Allah’a layığı ile kulluk etmektir.

İnsanın yaradılış amacı nedir? İnsanın yaradılışın amacı dünya yaşamı boyunca iyi amellerde bulunmak ve ahiret yaşamında mutluluğa kavuşmaktır. Bu sebeple de Allah tarafından verilen akıl ve irade lütfunun uygun şekilde kullanılması gerekir. Bu nimetleri; kibirlenerek, İslam’ın ahlak kurallarının dışına çıkarak ya da ferdi menfaatler doğrultusunda kullanmak da mümkünüdür. Ancak ömrü bu şekilde harcamak, fani dünyanın boşa geçirilmesinden başka bir şey değildir. Bu davranışlar, ebedi yaşamda erişilecek huzurdan ve Allah’ın rızasından uzaklaşmaya sebep olur.

İnsana verilen aklın gayesi, bunu Allah’ın işaret ettiği şekilde ve kişinin kendi iradesinden de destek alarak kullanılmasıdır. Allah’ın işaret ettiği yolda en başta farz ibadetlerin yapılması vardır. Bu ibadetler; namaz kılmak, oruç tutmak, zekat ile sadaka vermek ve hacca gitmektir. Ancak fiziki ibadetlerin dışında insana bazı manevi ibadetlerin de eşlik etmesi gerek.

Allah’a teslim olmak, O’na tevekkül etmek, şükür ve sabır göstermek; ruh ile yapılan ibadetlerdir. İnsan, dünya yaşamındaki zaaflarını bir kenara bırakıp; hem maddi hem de manevi ibadetlerini yaptığı takdirde aklının ve iradesinin sorumluluğunu yerine getirmiş ve Allah’a layığı ile kulluk yapmış olur.

İnsanın zaafları nelerdir? Allah insanı akıl ve irade gibi büyük nimetlerle donatmış, ancak her bir kuluna da farklı noksanlar ve zaaflar vermiştir. Kişinin fani dünyadaki en büyük sınavı; bu zaafları kontrol etmek, harama ya da günaha bulaşmamaktır.

İnsanın yaradılışında bulunan bu zaaflara Kur’an-ı Kerim’de de değinilmiş ve kendisinden şöyle söz edilmiştir: “İnsanoğlu pek eli sıkıdır!” (İsra Suresi, 100. Ayet); “İnsan pek acelecidir.” (İsra Suresi, 11. Ayet); “Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.” (Ahzab Suresi, 72. Ayet); “O, mal sevgisine aşırı derecede kapılmıştır.” (Adiyat Suresi, 8. Ayet).

Aklı ve iradeyi doğru kullanmakta terbiyenin önemi nedir? İnsanın Allah tarafından kendine verilen sorumluluğu, doğru bir şekilde yerine getirebilmesi için kendisini her alanda terbiye etmesi gerekir. Nefsi, aklı, ilmi, ahlakı ve dini terbiye; kişinin kendini eğitmesi gereken başlıca alanlardır.

Nefsi riyazet ve mücadele ile terbiye etmek, kişinin iradesini güçlendirmesidir. Güçlü iradeye sahip olan kimseler günaha kolaylıkla meyletmezler ve ibadetlerinde de ısrarcı davranırlar. Aklı terbiye etmek, aklın İslam dışı fikirler ile bulanmaktan korumaktır. Akli terbiye ile kişi, düşüncelerini koruma altına alır.

İlmi terbiye ile akli terbiye desteklenir. Buna göre akıl, türlü ilim ve bilgi ile donatılarak güçlendirilir. Ahlakın terbiye edilmesi, güzel işleri alışkanlık haline getirmektir. Ahlaki terbiye alan bir kimse aynı zamanda çevrede saygı duyulan bir kimsedir ve yüksek kişilik özellikleri taşır. Dini terbiye ise diğerlerinin maneviyat ile birleştirilmesidir. Allah, kendini terbiye eden, ona gösterildiği şekilde yaşayan ve ibadetlerini aksatmayan kulları için türlü mükafatlar ve bitmez nimetler sunmuştur.