İslam Ahlakı ve Çocuklara Verilmesi Gereken Terbiye Arasındaki İlişki

Photo 148859079 © Photosvit - Dreamstime.com

Terbiye kavramı, Türkçe literatürde genellikle eğitim ile ilişkilendirilerek kullanılır. Bu anlamın yanı sıra terbiye için “yol göstermek” benzetmesi de yapılabilir. İslam ahlakının temelinde insanın fıtratında yer alan iyi huyların davranışların, terbiye ile birleştirilerek geliştirilmesi yatar.

İslami literatürde ahlak terimi için yapılan yorumlar: İslami anlamda birikimleri olan bazı ahlak düşünürleri, ahlakın insanın fıtratında olduğu çıkarımı yaparlar. Buna göre, ahlak terbiye eğitimi ile gelişmez ya da sonradan kazanılmaz. Ancak bu yaklaşımın tam zıttı görüşler de mevcuttur. Bu görüşlere göre ahlak sonradan gelişmeyecek bir kazanım olsaydı, elçi olarak gönderilen peygamberlerin bu yolda bir görevi olmazdı.

Kur’an-ı Kerim’de, “Ümmilere kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyacak, onları arındıracak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek bir elçi gönderen O’dur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içerisindeydiler.” (Cuma Suresi, 2. Ayet) buyrulur. Buradan da anlaşılacağı üzere peygamberler insanları cehaletten ve sapkınlıktan arındırmakla, onları güzel huy ve davranışlara yöneltmekle yükümlüdür.

Çocuklarda ahlakın gelişimini artırmak için neler yapılabilir? Kişinin yaşamsal tüm aktivitelerinde iyi davranışları tercih etmesi oldukça azim gerektiren bir durumdur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, güzel ahlakın en önemli temsilcilerinden biridir. Kendisi zulme uğrasa dahi, karşıdaki kimseye aynı şekilde karşılık vermemiş ve iyi yönde nasihatlerde bulunmaya özen göstermiştir.

Çocukların ilk eğitim yuvası aile, ilk öğretmenleri de anne ve babalarıdır. Ahlak, insanın fıtratında vardır ancak ailede alınan terbiye eğitimi sayesinde gelişir ve güzelleşir. Bu noktada ebeveynlere düşen en önemli görev, terbiye eğitimini çocuk henüz küçükken vermeye başlamaktır.

Aile içerisinde gözlemlenen davranışların çocuğun ahlakı üzerindeki etkileri nelerdir? Çocuk, uzunca bir dönem ailesini gözlemler ve gözlemlediği olguları taklit ederek kendi yaşamına aktarır. Bu noktada hane içerisinde gözlenen iyi ve kötü tüm davranış biçimleri çocuğun aklına kazınır.

Adalet, merhamet ve sabır ahlakın en değer verdiği kavramlardandır. Bu kavramlara sahip olan ve çocuğuna bunu aktarmayı başaran ebeveynler temel terbiye eğitimi de vermiş sayılır. Yani, bu davranış biçimlerini gözlemleyen çocuklar, ahlaki bakımdan yetişmeye başlar. Ancak bu noktada unutulmaması gereken detay; kıskançlık, kibir ya da cimrilik gibi özelliklerin de çocuğun ahlaki gelişimine eşit katkıda bulunduğudur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, anne ve babalara çocuklarla ilgili türlü nasihatlerde bulunmuştur. Bunlardan birisi de ebeveynlerin çocuk terbiyesinde oynadığı roldür. Bu konuyla ilgili Hz. Muhammed, “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.” (Tirmizi) buyurular. Buradan da anlaşılacağı üzere terbiyeli çocuklar yetiştirmenin yükümlülüğü anne ve babadadır. Bu yükümlülüğü layığı ile yerine getirenler için de Allah katında mutlaka bir mükafat vardır.

Bireyin ahlakı ve toplum arasındaki ilişki: Ahlak ve toplum arasındaki ilişki çift yönlü çalışır. Buna göre aile ve toplum, bir bireyin ahlaki değerlerinin gelişmesinde etkili bir faktördür. Yani, insan yaşadığı toplumdan etkilenerek iyi ve kötü davranışlara yönelebilir.

Ahlak ve toplum arasındaki ilişkinin diğer ucunda ise toplumsal huzur yer alır. Buna göre, ahlak düzeyi gelişmiş bireylerin var ettiği bir toplumda huzur ve güven ortamı vardır. Burada yaşayan insanlar can ve mal tehlikesi için tereddütler yaşamazlar. Hırsızlığın, hilenin ve kargaşanın var olduğu bir ortamda ahlaki değerler çürümeye başlamıştır. Böyle bir ortamda ne toplumsal ne de ferdi huzurdan bahsedilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak ahlaki anlamda gelişmiş olan bireyler, kendilerinden başlayarak yaşadıkları toplum da dahil olmak üzere huzuru yayarlar.