İslam Çerçevesinde Çocuk Yetiştirme Üzerine

ID 15239178 © Stangot | Dreamstime.com
ID 15239178 © Stangot | Dreamstime.com

Çocuk yetiştirme üzerine İslam’da ne tür bilgiler yer alır? Çocuklar yüce Rabbimizin bizlere emaneti ve hediyesidir. Onların maddi ve manevi ihtiyaçları ebeveyn olarak bizim sorumluluğumuzdadır. Çocuklarımızın hem dünya hem de ahiret hayatını tehlikelerden korumak anne babanın en önemli görevidir.

Günümüzde çocuk yetiştirmek giderek zorlaşmaktadır. Bozulan, yozlaşan toplum yapısı, jet hızıyla gelişen teknoloji büyükten küçüğe herkesin başını döndürmekte tüm değerlerimizi alt üst etmektedir. Bu kaotik dış dünya, ister istemez aileyi oluşturan bireylerin de büyük bir yabancılaşma içine düşmelerine sebep olmaktadır. Bu durumdan en çok etkilenenler de maalesef çocuklardır. Gelin birlikte Çocuk yetiştirme üzerine dinimizin buyurduğu kavramları inceleyelim.

Çocuk yetiştirme üzerine

Anne ve babalar, modern hayatın çarkları içerisinde var olma mücadelesi verirken gözbebekleri olan çocuklarının yeme içme barınma ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarına odaklanıp asıl emek ve sabır isteyen değerler eğitimi kısmı çoğu zaman ıskalanmaktadır. Karnı tok, sırtı pek olan çocuklarımız, kendi ellerimizle teslim ettiğimiz dijital dünyanın sarmalında en verimli çağlarını heba etmektedir.

Oysa Yüce Allah bize; “Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir imtihandır.” (Teğabun, 64. Ayet) buyuruyor. Rabbimizin bizlere lütfettiği birer emanet olan çocuklar, neslimizin devamı ve yarınlarımızın umududur. Bu sebeple onları sevmek, korumak, kollamak ve iyi yetiştirmek zorundayız.  Allah’ın bizlere verdiği en büyük nimetlerden birisi olan çocuklarımızın en büyük imtihan vesilesi olduğunu da unutmamak gerekir.

Peygamberimiz (sav) “Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, ana-babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Putperest yapar (Cenaiz 79) buyurarak aile ve çevre faktörünün çocuğun yetişmesi üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu ifade etmektedir.

Sevgi her şeyin başı…

Çocuklarımızı sevmek demek, sadece onlara en iyi maddi imkanları sağlamak değildir. Peygamberimiz (sav) onlara bırakılabilecek en iyi mirasın “güzel ahlak” olduğunu bildirmiş; çocuğun hem dünya hem de ahiret mutluluğunu gaye edinen terbiyeye dikkat çekmiştir. Çocuklarımızı daha küçük yaşlardan itibaren ibadetlere alıştırmalı, zihinlerine ve kalplerine Allah ve peygamber sevgisini yerleştirmeliyiz.

Onları her türlü kötü alışkanlıktan, zararlı fikir ve akımlardan korumalı ve kollamalıyız. Çocuğun, ailesine, topluma faydalı bir şekilde yetişmesi, ihtiyaç duyduğu bütün insani ve ahlaki davranışları, din, inanç ve değerleri öğrenmesi ve yaşaması, ruhsal ve fiziksel bakımdan sağlıklı, bilgili ve yetenekli olabilmesi için ana-babanın özveriyle gayret sarf etmesi gerekir.

Aklın dini İslam

İslam dini; aklın, nefsin, malın ve dinin korunması yanında, neslin de korunmasını hedeflemiştir. Buna göre, çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı yönünden korunması, dinimizin bize yüklediği bir sorumluluktur. Onların geleceğini tehdit edebilecek her türlü olumsuzluğa karşı tedbir almak, hepimizin görevidir. Bu nedenle çocuklarımızın iyi birer Müslüman olarak yetişmeleri için azami özeni göstermeliyiz.

Günümüzde toplumların, amaçsız kitlelerden ibaret olduğunu görüyoruz. Bir çocuğun yetişkin olduğunda hayata karşı sağlam bir duruşunun ve mutlu, huzurlu olabilmesi için, ilk önce şu temel sorulara cevap bulması gerekir:

İnsan nedir? Nasıl bir varlıktır?

Yeryüzüne nereden gelmiştir? İnsan nereye doğru gidiyor? Hayatın asıl gayesi nedir? Bu sorulara verilebilecek en doğru ve tatmin edici yanıtlar ise tabi ki yüce dinimiz İslam’dadır.

Anne-baba çocuğun dünyasını düşündüğü gibi ahiretini de düşünmelidir. Çocukların genel eğitimi içinde, din eğitiminin de dikkate alınması önemli bir gerçektir. Dini eğitimle insanlar güzel ahlak sahibi olur.

Kişinin hem kendisine, hem de başkalarına faydalı olmasını sağlar ve böylece çocuk dünya ve ahirette mutlu huzurlu bir hayat yaşar. Peygamberimiz şöyle buyurur: “İnsanoğlu öldüğünde üç şey hariç, amel defteri kapanır. Bu üç şey: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendine dua eden salih evlat.” (Ebu Davud) Anne-babaya düşen en önemli görev, çocuklarını iyi bir Müslüman olarak yetiştirmektir. Böyle bir evlat, ölümlerinden sonra anne-babasına kendisi dua ettiği gibi, başkalarının da dua etmesine vesile olan işler yapar.