İslam Gençlik Teşkilatı Fütüvvet

cedric-dhaenens-SeefS5rSLTA-unsplash
Fotoğraf: Cédric Dhaenens-Unsplash

Fütüvvet kelimesinin anlamına bakınca karşımıza gençlik, kahramanlık ve cömertlik çıkıyor. Bu kelime aynı zamanda tasavvuf felsefesinde de dikkat çekiyor. Kur’an-ı Kerim’de fütüvvet sözcüğü geçmese de aynı kökten gelen feta sözcüğü yiğitlik anlamında geçiyor. Buradan yola çıkarak sufiler bu kelimeyi tasavvuf dünyasına taşıdılar. Sufilere göre mert ve cesur bir kişide bulunan özellikler bir sufide bulunuyorsa, o sufiyi feta olarak nitelendirdiler.

Ebu Bekir el-Verrak, fütüvvet sahibi kişinin düşmanı olmadığını, herkesle iyi geçindiğini belirtmiştir. Fütüvvet kelimesi genç bir Müslüman’da bulunması gereken güzel vasıfların tümü olarak adlandırılabilir. Bir başka önemli sufi ve din bilgini olan Hace Abdullah-ı Herevi fütüvveti kötülük yapana bile iyilikle karşılık vermek, Allah’tan başkasına iltifat etmemek ve başkalarının hatalarını görmezden gelmek olarak tanımladı. Tasavvuf anlayışında temel ahlaki değerler ve faziletler fütüvvet kelimesine yüklendi. Fütüvvet tasavvufun temel kavramlarından biri haline geldi.

İslam alimlerinden Ebu Abdurrahman es-Sülemi, fütüvveti 60 küsur ahlaki erdemle ele aldı. Güzel faziletlerin bütününü bir arada harmanlayan fütüvvet kültürü, aynı zamanda ideal bir birey portresi ve sosyal dayanışma ağını ortaya koydu.

Tüm bu olumlu sıfatların yüklendiği Fütüvvet Teşkilatı ne zaman ortaya çıktı? Abbasi halifelerinden biri olan Nasır Lidinillah fütüvvet birliklerinde bulunan gençleri, sosyal bir düzene sokmak amacıyla bu teşkilatı kurdu. O dönemde toplumun içinde fütüvvet birlikleri yaygın olarak bulunuyorlardı, iyi bir itibarları vardı. Halifelik döneminde siyasi ve toplumsal düzenin bozulduğunu gözlemleyen Nasır Lidinillah Fütüvvet Teşkilatı’nı kurarak bir yenilik yapmak istedi. Bu teşkilatın sosyal dengeyi yeniden sağlayacağını düşündü. O dönemde bulunan tüm fütüvvet birliklerini kendine bağlayan Nasır daha sonra Kitabü’l-fütüvve’yi yazdırdı. Fütevvet kitabının yazarı o dönem şeyhler şeyhi olarak adlandırılan Şihabüddin Sühreverdi oldu. Komşu İslam devletlerinde elçiler göndererek onları da bu teşkilata girmeleri için davet etti. Anadolu Selçuklu Devleti de elçi gönderdiği devletler arasındaydı. Fütüvvet Teşkilatı’nda yer alanların bağlı kalmaları gereken kurallar şöyleydi; vefa, doğruluk, güven, emniyet, cömertlik, nasihat, tevazu, tövbe ve af. Yapmamaları gerekenler de şu şekilde listelendi; içki içmek, zina, livata, eşcinsellik, yalan, dedikodu ve hile.  Fütüvvet Teşkilatı İslam dünyası siyasi, sosyal, ekonomik, dini ve ilmi hayatında önemli bir yer edindi.

Selçuklu Devleti’nde fütüvvet hareketinin önemli temsilcilerinden olan Horasanlı sufi Ebü’lHasan Ali oldu. Fütüvet Teşkilatı’nın reislerine  reisü’l-fityan deniyordu. Selçuklular devri, edebiyatının oluşması anlamında fütüvvet kültürü ile bağlantılı olarak verimli bir dönem oldu. Büyük Selçuklular döneminde fütüvvet kültürü, sosyal ve düşünsel alanda etkili olduğu kadar, sosyal yardımlaşma alanında toplum huzurunu sağladı. Fütüvvet Teşkilatı’na gelen gençler el-Mukaddem’den belli bir süre eğitim görürlerdi.

1300’lerin sonuna doğru Anadolu’da bulunan fütüvvet birliklerinin “Ahilik” adıyla bir birlik oluşturduklarını görüyoruz. Ahilik Teşkilatı’nın yaygınlaşmasında I. Alaeddin Keykubad’ın çabaları olduğunu da belgelerden öğreniyoruz. Fütüvvet Teşkilatı’nın gelişim sürecinde Selçuklu Devleti içinde Ahilik ile birlikte mesleki bir cemiyete dönüştü. Fütüvvet Teşkilatı esnaf ve tüccar zümreleri ile ilişki içindeydi. Bu teşkilat, varlık sahibi kesimin fütüvvet kavramı ile tanışarak, toplumun ihtiyacı olan sosyal yardımlaşma ağını kurmalarını sağladı.

Fütüvvet kavramının kendi dönemi içinde yenilikçi bir İslam anlayışı getirdiğini söyleyebiliriz. Fütüvvet Teşkilatı doğrucu bir İslam anlayışı ile yol aldı. Grubun çıkarları ve yardımlaşma esas alındı. Liderlere kesin itaatin gözlemlendiği teşkilat birlik beraberlik duygularını da güçlendirdi.

Bugün kurulan bazı derneklerin, yardım kuruluşlarının kökeninde geçmiş nesillerin kurduğu yapıların iz düşümleri olduğu aşikar.