İslam hukukunda fetva konusu nasıldır?

İslam Contributor
Kuran-ı Kerim
Blacklight-Dreamstime

Doğruluğu kesin olmayan, hangi ameli kazandıracağı bilinmeyen işler için İslam hukukunda fetva önem arz eder. Kişiye veya topluma verilebilen bu fetvalar yol gösterici özellik taşıyarak insanlara en doğru olanı gösterir. Günümüzde müftülüklerden alınabilen fetvaları ilk veren kişiler peygamberlerdir.

Fetva ne demektir, kimler fetva verebilir? Verilen fetvaların amacı, yaşanan problemlerin İslam hukukuna bağlı olarak çözülmesidir. Bu nedenle fetva, sorunlar için İslami çözümler üreten bir hüküm veyahut yanıt anlamına gelir. Fetvayı veren kimseler de müftü veya şeyhülislam olarak görevlendirilen kimselerdir.

Bir kişinin fetva verebilecek donanıma sahip olması hayati önem arz eder. Bilgisiz, kendini alim sanan kimselerin verdiği fetvalar insanları kötü yollara sürükleyebilir. Bu nedenle peygamberlerden sonra fetva veren kimselerin İslam konusunda bilgili ve güvenilir olmaları çok önemliydi.

Hüküm değeri gören fetvalarda Kur’an-ı Kerim ve hadislerden yardım alınır. Bireysel olarak hiçbir değer ve düşünce verilen karara yansıtılmaz. Adaletin sağlanması, kul hakkına girilmemesi, doğruluktan ve İslam’dan şaşılmadan ilerlenmesi bir fetvanın ne kadar doğru olduğunu gösterir.

Geçmişten günümüze İslam hukukunda fetva nasıldır?

Hz. Muhammed’in yaşadığı dönemde fetvayı veren kişi yalnızca kendisiydi. Ancak zaman zaman onun da bilmediği sorular, problemler meydana gelebiliyordu. Böyle zamanlarda bilmediğini söyleyen Hz. Muhammed, Cebrail’den cevap aldıktan sonra sahabelerini yanıtlıyordu.

Dört halife döneminde fetva verme, İslam’ın doğru yaşanmasını sağlama işleri halifelerdeydi. Bu sebeple herhangi bir konuda hüküm verileceğinde öncelikle halifelere başvurulması gerekirdi. Bahsi yapılan konular Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer almıyorsa, o zaman halifeler İslam’a en doğru gelen kararı verirdi.

Büyük Selçuklu ve Osmanlı Devletleri için hüküm verme yetkileri Şeyhülislamlara aitti. Şeyhülislamların bulunmadığı yerlerde sultanlar tarafından görevlendirilen kadılar fetva verebilirdi. Yalnızca halkı doğru yönlendireceğinden emin olunan, Allah’ım emirlerinden dışarı çıkmayan kimseler için bu görevler layık görülürdü.

Hükümdarlar da zaman zaman devlet işlerinde kendilerine fetva verilmesine ihtiyaç duyardı. Ayrıca dini konularda yeterli bilgiye sahip olamadıklarını düşündükleri için şeyhülislam makamı bulunurdu. Bu bakanlık günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı makamı olarak görevine devam eder. İslami tüm soru ve sorunlarda halkın her kesimine uygun gelen cevapları vererek yol gösterir.

Hadislerde fetva verme konusu nasıl geçer?

Fetva verirken örnek alınan, hadislerinden ve sünnetlerinden dışarı çıkılmayan kimse Hz. Muhammed’dir. Onunla birlikte başlayan İslam hukukunda fetva dönemi asırlardır müminlere yol göstericidir. Bu sebeple bir kimse bildiği veya bilmediği bir konuda fetva vermek isterse öncelikle hadislere bakmalıdır. Hz. Muhammed şöyle buyurur:

“Alimin bildiğini söylememesi, cahilin de bilmediğini sormaması helal değildir. Çünkü Allah, ‘Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun.’ buyuruyor.” (Taberani)

Hadisten de anlaşıldığı gibi insanların her bilgiye sahip olması mümkün değildir. Bu özellik yalnızca Allah’a aittir, onun yüceliğini gösterir. Bu sebeple bilinmeyen konuları kabul etmek, öğrenmek ve sormak her müminin görevidir.

İslam’da verilen fetvalar bazı olayların sonuca ulaşmasına yardım eder. Bahsi edilen olaylar bir kimsenin imanıyla, canıyla ve malıyla ilgili olabilir. Kalabalık grupların yanlış ibadet etmesi, Allah’a karşı suç işlemesi gibi sonuçlar doğabilir. Bu bağlamda, bilgi sahibi olmayan bir alim fetva vermek için diretmemelidir.

Cahilin ve alimin bilgisizliği tamamen aynıdır. Ancak alimler bilmediklerini kabul edip öğrenmeye çalışırken cahiller bilmediklerini reddederek doğrusunu öğrenmek istemezler. Allah, bildiklerini saklayan alimlerle bilmediklerini reddeden cahilleri sevmez. Çünkü İslam’ın kalbinde yer alan değerlerden biri Allah’ın ilmini öğrenmektir.