İslam inancında şefaat nedir?

Dua 07 Nis 2021 Contributor
şefaat
Theo Gottwald-Dreamstime.com

Dini kaynaklar göz önüne alındığında İslam inancında şefaat, birinin aracılığını istemek manasına gelen bir terimdir. Bu sözcüğün kökeni “şef” kelimesine bağlıdır. Buradan yola çıkıldığında da şefaat için bağışlanma amacıyla birinin yardımını isteme denmesi mümkündür.

Kur’an-ı Kerim içerisinde şefaat kavramı nasıl işlenir? İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim içerisinde şefaat teriminin farklı yerlerde geçtiği görülebilir. Bu ayeti kerimelerin ortak noktası, şefaatin yalnızca Allahü Teala’da olduğu yönündedir. Ancak, O’nun izin vermiş olduğu başka kimselerin de şefaatçi olma durumu vardır. Söz konusu ayeti kerimelerden birinde şöyle buyrulur:

“Allah katında, O’nun izin verdiği kimselerden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Sonunda kalplerinden korku giderilince, ‘Rabbiniz ne buyurdu?’ derler. Onlar da şu cevabı verirler: Hak olanı buyurdu. O yücedir, uludur.” (Sebe’ Suresi, 23. Ayet)

İlgili ayeti kerimenin tefsirinde, ahirette bir kısım insanın başkalarına şefaatçi olma; bir kısmın da bu şefaate nail olma arzusuyla heyecana ve korkuya kapılacakları yer alır. Ancak bundan sonra beklenen izin çıkacak ve bundan sonra korkular zail olacaktır.

İslam inancında şefaat nasıldır?

Kur’an-ı Kerim ayetleri ve sahih hadisler ışığında İslam inancında şefaat kavramının yerini anlamak mümkündür. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, bir hadisinde şöyle buyurur:

“Her peygamberin (mutlaka kabul edileceği vaad edilen) bir duası vardır. Bütün peygamberler o dualarını bu dünyada yaptılar. Ben ise duamı kıyamet günü ümmetime şefaat etmek için sakladım. Bu şefaatim inşallah ümmetimden, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan vefat edenlere fayda verecektir.” (Müslim, Buhari)

Bu hadisten de anlaşılacağı üzere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed şefaat etme konusunda Müslümanların umududur. O’ndan başka kimlerin şefaatçi olacağını bilen de Allahü Teala’dır. Dinimizde geçtiği üzere şefaat, bu dünyada işlenmiş olan bazı günahların ahirette azap olarak dönmemesi için aracı olmak ve bir başkası adına bağışlanma dilenmektir.

İslam dışında kalan inançlarda da şefaat inancı var mıdır?

Şefaat kavramı, İslam dışındaki din ve inançlarda da görülen bir konudur. Ancak şefaatin niteliği, inanç biçimine bağlı olarak bazı değişiklikler gösterir. Dinlerin çoğunda, yaşarken kutsal sayılan kimselerin, öldükten sonra şefaatçi olabileceğine inanılır. Burada, söz konusu kişi öteki dünya için af talebinde bulunur.

Çin gelenekleri ve Hristiyanlık dini de şefaat konusunun işlendiği inanç türleri arasındadır. Buna göre, Çin geleneklerinde ruhban sınıfların şefaatçi olma yetkisi vardır. Hristiyanlıkta ise şefaatin boyutu mezhepsel manada değişikliğe uğramaktadır.

Tüm inançlar göz önüne alındığında şefaatin, söz konusu inançta kutsal sayılan ya da mertebe bakımından üstün bir kimse tarafından af dilemek amacıyla yapıldığına inanılır. İslam inancında, Kur’an-ı Kerim ayetleri göz önüne alınarak, şefaatin yalnızca Allah’tan olduğu kabul edilir. Ancak Allahü Teala, dilediği takdirde varlıklar arasından dilediğini de şefaatçi yapabilme kudretine sahiptir.

Hadis kaynakları incelendiğinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ümmeti için kıyamet gününde ve ahirette şefaatçi olacağına dair bazı bilgilere ulaşmak mümkündür. Kendisi, yalnızca peygamberlere verilen ve mutlak surette kabul edilecek olan duasını bu yönde sakladığını bildirmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in şefaatin faydalanacak olan kimselerin hiçbir surette Allahü Teala’ya şirk koşmamış olması gerekir. Öyleyse, bizlere düşen bu şefaate layık olmak için; doğru yoldan şaşmamak, salih bir kul olmaya çalışmak ve her ne olursa olsun şirkin hiçbir türlüsüne bulaşmamaktır.