İslam Tebliğ Edilmeden Önce Arabistan’da Hangi Dinler Vardı?

Muslim praying hands concept - facing Mecca
Fotoğraf: © Razihusin | Dreamstime.com

İslamiyet tebliğ edilmeden önce Arap Yarımadası’nda egemenlik süren din putperestlik olarak yayılım gösterirdi. Bu bağlamda tapınmaya yarayan putlara insan ve hayvan tarzında şekiller verildiği görülür. Yarımada içerisinde varlık sürdüren her bir kabile kendisi için put inşa eder ve bunun tanrıyı simgelediğine inanırdı. Herkes tarafından kutsallığı kabul edilen Kabe’nin içi de kabilelerin inşa ettiği bu putlarla doldurulurdu.

İslamiyet öncesi kıtada yaygın olan diğer inançlar nelerdir? İslam tebliğ yapılmadan önce Araplar arasında en yaygın olan inanç biçimi putperestlikti. Bu bağlamda insanlar taşlardan tapınacak putlar yaptığı gibi; yenen şeylerden de putlar inşa ederdi. Aynı coğrafya da güneşe ve aya tapan kimselere rastlansa da bunlar azınlık sayılırdı. Hristiyanlık ve Yahudilik de Arap Yarımadası’na ticaret ile giriş yapmış ve varlık sürdürmüştür. Ancak bu iki din, Arap halkının dikkatini çekmeyi başaramamıştır.

Putperestlik hakkında Kur’an-ı Kerim’de ne denir? İslam, Allah’ın birliğine iman etmekle yaşanan bir dindir. Bu bağlamda, dinimizde Allah’tan başka kimseye dua etmek, medet ummak veya kulluk etmek kabul edilemez. Konu ile ilgili Kur’an-ı Kerim ayetlerinde de bu durumu görmek mümkündür. Putları ve onlara tapanları konu edinen bazı ayetler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir.

“İbrahim şöyle dua etmişti: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut! Rabbim! Putlar insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldu.” (İbrahim Suresi, 35 ve 36. Ayet)

“İbrahim’i de (resul olarak gönderdik). Kavmine şöyle demişti: ‘Allah’a kulluk edin ve O’na itaatsizlikten sakının. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız inançlar uyduruyorsunuz…” (Ankebut Suresi, 16 ve 17. Ayet)

Cahiliye devrinde sık karşılaşılan davranış biçimleri: Cahiliye dönemi, Hz. Muhammed’e tebliğ vazifesi verilmesini de kapsayan bir evredir. Bu zamanda Araplar arasında bozulmuş bir ahlak yapısı olduğu dikkat çeker. Bu bağlamda, ölmek ve öldürmek sıradan bir iş olarak görülürdü. Arap kabilelerinden her biri de diğerleri ile kavga halindeydi. Kabileler arası kavgalarda merhametsizlik hüküm sürerdi ve yapılan zulümler de aklın alamayacağı ağırlıktaydı. Canlı hayvanların ağaca bağlanarak oklandığı ve hamile kadınların karınlarının kesildiği sahneler görülürdü.

Bu dönemde bir kimse suç işlediğinde en ağır biçimde cezalandırılırdı. Bu suçlular ağaca bağlanır, vücutları dallar ile delinir ve saçlarından atlara bağlanarak yerde sürülürlerdi. Kişisel mahremiyet duygusu ortadan kalmış ve her yerde hayasızlık yapılır bir duruma gelinmişti. Doğan kız çocukları da değersiz sayılarak, canlı canlı gömülür ve ölüme terk edilirdi.

İslam’ın tebliğ edilmesinden sonra Peygamber Efendimiz, bozulan bu ahlaki yapıya düzenlemeler getirmiştir. Bu bağlamda, kendisine inanan insanlar iman ederek İslam’ın hükümlerine göre yaşamaya başlamıştır. Geri kalan kısım ise alışkanlıklarına aynı şekilde devam ettirmiştir.

Mekke’nin fethi ve putların kırılması:İslam tebliğ edildikten sonra, peygamber Efendimiz ve ona inanan müminler çetin ve zorlu bir sınavdan geçmiştir. Müslümanların Medine’ye hicret etmesi ve bundan sonra yapılan büyük savaşlar sonucunda da Mekke, Hz. Muhammed komutanlığında fethedilmiştir. Bu fetihten hemen sonra İslam öncesinden kalan putlar, şehirden temizlenmeye başlamıştır.

Kabe içerisinde yer alan putlar da bizzat Peygamber Efendimiz tarafından yıkılmıştır. Bu bağlamda, kendisi “Hak geldi, batıl zail oldu. Muhakkak ki batıl yok olup gidicidir.” (İsra Suresi, 81. Ayet) ayetini okuyarak, buradaki putları teker teker yıkmıştır. Neticede Mekke’nin hiçbir yerinde put kalmamıştır.