İslam ve İnsan İlişkilerine Bakış Açısı

usama-k10WjQcoMuE-unsplash
Fotoğraf: Usama-Unsplash

İnsan, fıtratı gereği tek başına yaşam sürdüremeyen bir varlıktır. Aile ve iş yaşamı ile akraba ve komşuluk ilişkileri düşünülünce toplumsal hayat, göz ardı edilemeyecek bir gereklilik olarak kabul edilir. Kur’an-ı Kerim içerisinde eş durumu şöyle anlatılır: “Sizi bir tek candan yaratan, kendisiyle mutlu olsun diye ondan da eşini yaratan O’dur.” (Araf Suresi, 189. Ayet) Buradan da anlaşılacağı üzere Allah, insanı eş olarak yaratmıştır. Bu bağlamda, insan başta eşi ve ailesi olmak üzere toplumda yer alan her bir birey ile değişik bağlar kurar.

İslam ve aile ilişkileri… İslam dininde evlilik ve aile kurumuna büyük bir önem verilir. Bu aile içerisinde doğan çocukların temel anlamda eğitilmesi de anne ve babaların sorumluluğuna verilir. Peygamber Efendimiz, geçlere hitaben şöyle buyurur: “Evlilik yükümlülüğüne gücü yetenleriniz hemen evlensin. Çünkü evlilik, gözü ve ırzı harama karşı daha fazla korur.” (Buhari) Hz. Muhammed’in evliliği işaret ederek söylediği sözlerden anlaşılacağı üzere sinimizde gençlerin evlenmeleri teşvik edilir. Kurulan bu yuvalarda ise sık sık Allah’ın anılması ve yeni nesillerin de dini bilinç ile büyütülmesi tembih edilir. Bu noktada çocukların evdeki davranışları taklit ettiği ve ebeveynlerinin insan ilişkilerini kendine örnek aldığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Dinimiz akraba ile ilişkiyi kesme konusuna nasıl bakar? Dinimiz akraba ile ilişki kesmeye ya da diğer insanlardan tamamıyla uzaklaşmaya hoş bakmaz. Hatta Müslümanların en fazla 3 gün süreyle küs kalmalarına izin verilir. (Ebu Davud) İslamiyet’te küs ve dargın olan kişilere affetmeleri teşvik edilir. Diğer Müslümanlara da özellikle bayram günlerinde küs olanları barıştırmaları tembih edilir. Bu bağlamda, aile ve akraba ilişkilerinin sürdürülmesi de İslam açısından oldukça önemlidir. Ancak bu noktada akraba ilişkilerinin neden kesildiği oldukça etken bir faktördür. Özellikle dini açıdan kişiyi zarara sokacak kimselerden uzak durmanın herhangi bir sakıncası yoktur.

Peygamber Efendimiz ve ashabı ile kurduğu ilişkiler… Hz. Muhammed; yaşamı, ahlakı ve davranışları ile tüm İslam alemi tarafından örnek alınan bir kimsedir. Bu bağlamda, Müslümanlar arasında olması gereken tutum da en iyi onun davranışlarından anlaşılır. Kendisi; çocuklar başta olmak üzere tüm insanlara değer verir ve onarın dertleri ile ilgilenirdi. Olabildiğince güler yüzlü durur ve selamlaşma konusunda da oldukça hassas davranırdı.

Peygamber Efendimiz’in davranışlarından anlaşılacağı üzere insanlarla iyi ilişkiler kurmak için öncelikle onları ciddiye almak gerekir. Bir insana değer vermenin ve bunu hissettirebilmenin başlıca yolu da onlara hal hatır sormak ve dertleri ile alakadar olmaktır. Bir ortama girince selam vermek ve tebessüm göstermek de yapılması gereken diğer davranış biçimleridir.

Din kardeşine selam vermenin ve hediyeleşmenin önemi nedir? Selamlaşma, iki birey arasındaki iletişimi başlatmanın temel adımıdır. Peygamber Efendimiz de müminlere “Allah katında en makbul insan, karşılaşmada selama önce davranandır.” (Buhari) diyerek selamlaşmanın önemine dikkat çekmiştir. İslam Peygamberi, Müslümanlar için en büyük örnektir ve hayırlı bir Müslüman olmak için de onun sünnetine uymak gerekir.

Hediyeleşme de tıpkı selamlaşma gibi insan ilişkilerini destekleyen bir davranış biçimidir. Hz. Muhammed de ümmetine iletişimi koparmamak için hediyeleşmeyi emretmiştir. Ayrıca hediyeleşme sevgiyi dile getiremeyenler için de oldukça iyi bir yöntemdir. Kendisi konuyla ilgili, “Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti artırır.” (Beyheki) buyurmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere dinimizin önem verdiği konuların başında; iyi aile ilişkileri kurmak, hayırlı evlatlar yetiştirmek, küslüğü uzun tutmamak, selam alıp vermek ve hediyeleşmek vardır.