İslam’a göre fakir kimdir?

İslam 31 Ara 2020 Contributor
abdulla-al-salim–MLIrLazv4I-unsplash
Abdulla Al Salim-Unsplash

Fakir ve fukara kelimeleri dilimizde yaygın olarak kullanıldığından İslam’a göre fakir kimdir sorusu da sıklıkla sorulur. Fakir, kelime anlamıyla kendi gereksinimlerini karşılamakta zorlanan veya bir başkasına muhtaç olan kimse manasına gelir. Bu bakımdan genellikle maddi bir nitelik taşır. Ancak Kur’an-ı Kerim ayetlerinden anlaşılacağı üzere İslam’da fakirlik anlayışı, bu yaklaşımdan çok farklıdır.

Kur’an’da fakirlik olgusu nasıl işlenir?

Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde hem fakir hem de bunun çoğulu olan fukara terimlerine yer verilir. Buralarda eş zamanlı olarak Allahü Teala’nın zenginliğinden bahsedilir. Söz konusu ayeti kerimelerden birinde şöyle buyrulur:

“(Ey Müminler!) İşte siz Allah yolunda harcama yapmaya çağrılıyorsunuz, fakat içinizden bir kısmı cimrilik ediyor. Halbuki cimrilik eden ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur; zira Allah zengindir, siz ise yoksulsunuz. Eğer hak çağrısına sırtınızı dönerseniz Allah sizin yerinize başka bir topluluk getirir; sonra onlar sizin gibi olmazlar.” (Muhammed Suresi, 38. Ayet)

Buradan da anlaşılacağı üzere kul, dünya malı ne kadar olursa olsun, Allah karşısında yoksul ve acizdir. Bu da İslam’a göre fakir kimdir sorusunun asıl cevabıdır.  Gerçek müminler bunun bilincinde olan kimselerdir ve geçici dünya mallarının Allah’tan geldiğini bilirler. Bu malları yine Allah yolunda harcamaya özen gösterirler.

İslam’a göre fakir kimdir, miskin kimdir?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed bazı hadislerinde fakirlik konusuna değinmiş ve gerçek fakirin kim olduğu hususunda açıklamalar yapmıştır. Bu hadislerden anlaşılan temel çıkarımlar ise fakir ve miskinin aynı kişiler olmadığı yönündedir. Bu bağlamda, kapı kapı dolaşıp rızık arayan kimse miskin değildir. Miskin olan, gereksinimlerini karşılayamadığı halde bunu duyurmayan ve dolayısıyla da sadaka verilemeyen kimsedir. (Buhari)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in yönlendirmesinden anlaşıldığı üzere kapı kapı dolaşıp rızık toplamaya çalışmak bazı durumlar dışında helal değildir. Utandığı için bir başkasına el açmayan kimse ise fakirler arasında en üstün niteliklerin sahibidir.

Sadakayı ihtiyaç sahiplerine vermenin önemi nedir?

Dinimizde Allah rızası gözetilerek yapılan maddi, manevi, küçük ve büyük tüm iyilikler sadaka olarak nitelendirilir. Sadakanın faydaları ve faziletleri bakımından türlü ayetler ve hadislerle karşılaşmak mümkündür. Bu kaynaklarda, sadakanın kişiden bir şey eksiltmeyeceğine ve onu fakirleştirmeyeceğine vurgu yapıldığı görülür. Bu noktada sadaka ve buna benzer yardımları gerçekten ihtiyaç sahiplerine vermek oldukça önemlidir.

Sadaka kimlere verilir sorusunun en yaygın cevabı; ihtiyaç sahibi, yoksul ve düşkün kimseler şeklinde sıralanır. Ancak başka kimselere ve farklı şekillerde sadaka vermek de mümkündür. Buna göre, Allah yolunda ilim ve bilim öğrenmeye çalışan kişiler de sadaka vermeye uygundur.

Sadaka doğrudan maddi veya manevi bir yardım olarak verilebildiği gibi sadaka-i cariye şeklinde de verilebilir. Buna göre; cami, medrese, hastane, okul ve çeşme gibi insanlar için kalıcı işler yapmak da sadakanın bir türlüsüdür.

Kısacası, sadaka vermek ve başka iyiliklerde bulunmak her Müslümanın vazifesidir. Yapılan bu yardımların kişiden bir şey eksiltmeyeceği hem ayet hem de hadislerde vurgulanır. Bu bakımdan, Allah yolunda harcama yapmaktan çekinen kimseler dinimizce asıl fakirler olarak nitelendirilir. Zira Allahü Teala tüm kainatın ve içindekilerin sahibidir. Asıl zengin olan ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan O’dur. İnsan, maddi ve manevi tüm vasıflarıyla O’nun karşısında aciz ve fakir konumdadır. Bu sebeple herkesin fakirlik korkusu yaşamadan büyük ve küçük, maddi ve manevi yardımlarda bulunması gerekir.

YAZI: İPEK ATACAN