İslam’da dost ve düşman kavramları nasıldır?

Toplum İpek Atacan
dost ve düşman
Tim Foster-Unsplash

İnsanların kendilerine ve dinlerine göre dost ve düşman edinmesi dünyanın bir kuralıdır. Ancak dostlara ve düşmanlara karşı yapılan tutum insanın kendi sorumluluğundadır. Allah’a ve Hz. Muhammed’e bağlı kalarak insanların hangi gruba girdiği doğru şekilde belirlenmelidir. Allah’ın dostu olan kimseleri düşman edinmek İslam’a göre yanlış bir davranıştır.

Dostluk ve düşmanlık ne demektir?

Sözlükte bulunan anlamına göre dostluk, bir kimsenin muhabbetinden kaynaklı olarak onu tutmak demektir. Dost olan kimseler birbirlerini yakın bulur, sırlarını paylaşır, güven duygusunu pekiştirirler. Aynı zamanda dostluk kelimesi sözlükte yardım anlamında da bulunur.

Düşmanlık kelimesinin sözlükte bulunan anlamı birine karşı kötü duygular hissetmektir. Düşman olan kimseler birbirlerine zarar verecek davranışlarda bulunur, çeşitli çatışmalara girerler. Bazı durumlarda bu kimselerle silahlı kavgaların yaşanması mümkündür.

İnsanların her biri dostlara ve düşmanlara sahiptir. Eğer ki bir kimsenin hiç düşmanı yoksa dostlarından şüphe etmesi gerekir. Bir kişinin hiç dostu yoksa da kendi davranışlarına bakmalı, yanlışlarını düzeltmelidir. İnsan için en iyi olan, her şeyin azına sahip olmaktır. Bu bağlamda bir kimsenin hem dostunun hem düşmanının bulunması onun için hayırlıdır.

Müminler için dost ve düşman ne anlama gelir?

İnsanlar sahip olduğu dostları severken, düşmanlarını sevmezler. Temeli iyilik olan dostluğu ve kötülük olan düşmanlığı Allah’ın yarattığını unutmamak gerekir. Bir kimsenin her iki gruptaki kişilerle yaşadıklarının tamamı Allah’ın emirlerine uygun şekilde olmalıdır. Dostlarda olduğu gibi düşmanlara yapılanlar da insana hesabı sorulacak işler arasındadır.

Müslümanların en büyük dostu Allah’tır çünkü Allah, kullarının her daim yanındadır. Sahip olduğu güç hiçbir varlıkta bulunmadığı için her konuda yardım edebilecek olan Allah’tır. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın dostluğu hakkında şöyle buyrulur:

“Sizin veliniz ancak Allah’tır, peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir.” (Maide, 5/55) Ayetten anlaşıldığı gibi Allah, Hz. Muhammed ve müminler; Müslümanlar için gerçek dostlardır.

İslam’a göre müminlerin kötülüklerini isteyen, onlara zarar veren kimseler ve şeytan düşmandır. Allah’ın dostluğunu kabullenen kişiler bu insanları düşman bellemeli, kendilerini ve sevdiklerini korumalıdır. Aksi durumda Allah’ın düşmanlarıyla dost olunmuş, İslam’a göre yanlış hareketler yapılmış olur.

İnsanlar dost ve düşman ayrımını yaparken genellikle çıkarlarına göre hareket ederler. Ancak her mümin diğerinin dostu olduğu için müminler arasında düşmanlık hoş görülmez. Bu kimselerin kötülüğünü isteyenlerle dostluk kurmak da Allah’ın rızasını kazanmaya engel olur. İslam’a göre dostu ve düşmanı ayırt etmek, dünya yaşamını buna göre geçirmek gerekir.

Düşmanlıkları dostluğa çevirmek için neler yapılmalı?

Yaşanan düşmanlıkların çoğu insanların anlaşamaması, birbirlerini anlamak istememesinden kaynaklanır. Bu nedenle bir düşmanı dosta çevirmek için öncelikle onun isteklerini anlamak gerekir. Aksi taktirde yaşanan iletişimsizlik o düşmanı dosta çevirmekten alıkoyar.

Müminler arasında yaşanan düşmanlıklar İslam’a göre doğru değildir. Bu bağlamda düşman görülen bir mümini dosta çevirmek her Müslümanın sorumluluğudur. Allah’ın emirlerine göre hareket ederek, kişiler birbirlerini sevmeseler bile Allah rızası için düşmanlığı bitirmelidir. Kendilerine ve karşısındaki kimselere zarar vermeden yaşamalı, kötülük getirecek işlerden uzak durmalıdır.

Kısaca; elde edilen dostluğun korunması, düşmanlığın korunmasından daha zordur ancak imkansız değildir. Bu bağlamda, bir bireyin davranışları karşısındaki insanın dost mu düşman mı olacağını belirler. Allah’ın dost kabul ettiği kimselerle düşmanlık etmemek, düşman bellediği kişilerle dost olmamak gerekir.

 

 

 

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.