İslam’da Düğün Merasimi Yeri ve Önemi

Photo 81375848 © Amnarj2006 - Dreamstime.com

İslam’da düğün merasimi neredeyse insanlık tarihi kadar eski köklere sahip bir gelenektir. Buna göre evlenen çiftler hem kendi milletlerine hem de göreneklerine göre farklı şekillerde düğün eğlenceleri ve düğün merasimi yaparlar. Bu merasimler için de davete icabet etmek gerekir.

İslam inancında evliliğin şartı nikah akdidir. Günümüzdeki düğün geleneği bundan sonra ortaya çıkmıştır. İki şahit huzurunda yapılan nikah sonrasında düğün merasimi içinse ilave bir şart konulmaz. Ancak evlilik, bireysel ve toplumsal açıdan oldukça önemli bir gelişme olarak kabul edilir. Bu birlikteliğin etrafa duyurulması için de düğünler bir araç olarak kullanılır. Bu bağlamda tanıdıklar düğün için davet edilir ve bu kimselerin davete icabet etmesi beklenir.

İslamiyet’te düğün merasimi ve yeri: Düğün, zaman içerisinde değişim gösterse de temelde gelin ve damat taraflarınca yapılan ve davete icabet edilen eğlencelerden ibarettir. Bu bağlamda, dinimizde sosyal yaşam ile alakalı şartlara uyulduğu takdirde düğün yapmaya ve davete icabet etmeye izin verilir. Ancak bu noktada aşırılığa kaçılmaması önem arz eder.

Hz. Muhammed (SAV) düğünlere bakışı

Günümüze aktarılan kaynaklarda peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in düğün merasimi için; def çalmayı, duyuru yapmayı ve imkanlar ölçüsünde yemek ikram etmeyi teşvik ettiği ve bazen de davete icabet ettiği bilinir. Düğün merasimi sırasında uyulması gereken esas ise haram ve helal ayrımının mutlaka yapılması gerektiğidir.

Dinimizde yapılan düğün merasimi için uygun ölçüde çalgı çalınmasına izin verildiği görülür. Ancak çalgıda aşırıya kaçmak, kişinin harama düşme riskini artırabilecek bir eylem olarak görülür. Bu sebeple de düğün sırasında okunan şarkıların İslami inançlar ile çatışmamasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde toplulukta yer alan bir kimsenin bu sözler karşısında isyana ve şirke düşmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Harama vesile olan her türlü etkenin de haram olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu durumda davetli kişilerin davete icabet konusunda tereddüt yaşaması da olağandır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in düğün ve davete icabet konusundaki bakış açısı nasıldır? Peygamber Efendimiz hakkında aktarılan rivayetlere göre, kendisi düğün eğlencelerine izin vermiştir. Hatta davete icabet ettiği bazı düğün merasimi olduğu konusunda da türlü yorumlar bulunur.

Hz. Aişe bir defasında yakınlarından bir kimseyi düğün yapmadan Ensarlardan biri ile evlendirmek ister. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de Hz. Aişe’ye Ensarın düğün eğlencesinden hoşlandığını bu sebeple düğün merasimi yapılmasının daha iyi olacağını söyler. Hatta başka bir rivayete göre de Erneb ismindeki bir kimseyi şarkı söylesin diye gönderebileceğini eklemiştir. (İbn-i Hacer)

İlgili kıssadan da anlaşılacağı üzere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, düğün konusunda net bir yasağa gitmemiş ve dozunda olan eğlenceleri de teşvik etmiştir.

Dinimiz ve düğün merasimi için haber verilen davete icabet etmek: Hz. Muhammed’in bir hadisinde buyururlar:

“Haram birleşme ile helal birleşmeyi birbirinden ayıran iki şey; def çalmak ve ilan etmektir.” (Tirmizi)

Buradan da anlaşılacağı üzere dinimizde nikah akdi ve düğün merasimi çevreye duyurularak yapılır.

Düğün daveti yapılırken herhangi bir sınıf ayrımı gözetmemek son derece önemlidir

Bu bakımdan İslam inancına uygun bir davette zengin ve fakir gibi gruplandırmalar yapılarak eşitsizliğe gidilmez. Düğün merasimine davet edilen bir kimseninse bu davete icabet etmesi gerekir.

İslam’a uygun olmadığı için ya da diğer sebeplerle düğün için davete icabet etmek istenmeyebilir ya da şartlar elverişli olmadığı için katılım sağlanamayabilir. Bu durumda da düğün merasimi için davet edilen kişinin mutlaka ev sahibine önceden davete icabet edemeyeceğini haber vermesi gerekir.

Düğün merasiminin en sonunda davete icabet edenlerin gelin ve damadı tebrik ederek iyi dileklerde bulunması ve hayır duası yapması da sünnettendir. Nitekim, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in de evlenen kimseler için hayır duası yaptığına dair bazı rivayetler de mevcuttur. Bunun yanı sıra; davete icabet etmek, din kardeşi için salih hisler beslemek ve onlara dua etmek de İslam inancını oluşturan temel davranış biçimleri arasında yer alır.