İslam’da Irkçılığın Hükmü Nedir?

michael-mims-ISczHsDwK1M-unsplash
Fotoğraf: Michael Mims-Unsplash

İslam inancına göre, dünya üzerinde yaşamlarına devam eden tüm varlıkların yegane yaratıcısı Allah’dır. Bu sebeple de insanlar arasında evrensel bir kardeşlik ve eşitlik olduğu kabul edilir. Bu insanlar arasında; ırk, yaş, cinsiyet veya ten rengine göre herhangi bir ayrım yapılması söz konusu değildir. Bu durum hem Kur’an-ı Kerim ayetlerinde hem de Peygamber Efendimiz’in hadislerinde açıkça belirtilir.

Irkçılık nedir? Irkçılık, insanın tarih sayfasında yer edinmesiyle birlikte ortaya çıkan evrensel nitelikli bir dayandırma biçimidir. Bu biçimde, kendi mensup olduğu ırkı diğerlerinden üstün tutma eğilimi ırkçılık olarak nitelendirilir. Bu öğreti, İslam tebliğ edildiğinde Arap Yarımada’sında oldukça yaygındı. Bu adete günümüzün gelişmiş ülkelerinde de baskın bir biçimde karşılaşmak mümkündür.

Kur’an-ı Kerim ırkçılık hakkında ne der? Kur’an-ı Kerim’de insanların birbirinden yalnızca takva bakımından üstün olabileceği bildirilir. Bu konuyla ilgili bir ayette, “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat Suresi, 13. Ayet) burulur. Buradan anlaşılacağı üzere insanlar; grup, kavim ve ümmet gibi kimliklerle birbirlerinden ayrıdırlar. Ancak bu farklılıklar onları birbirlerine üstün kılmaz. Allah’ın katında değerli olan iman ve kulluk vazifelerinin yerine getirilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e tebliğ edildiği vakitlerde Arap kabileleri arasında bir üstünlük adeti bulunurdu. İslam’ın tebliği ile birlikte de insanlar arasında eşitlik olduğu ilan edildi. Kabileler arasında bu çağrıya uyanlar olduğu gibi, karşı çıkanlar ve kölelere kızlarını vermek istemeyenler de oldu. Peygamber Efendimiz bu durumla uzun yıllar mücadele etti ve insanlara şöyle seslendi: “Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki Rabbiniz birdir, babanız birdir. Arap’ın başka ırka, başka ırkın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza, dindarlık ve ahlak üstünlüğü dışında bir üstünlüğü yoktur.” (Müsned)

Irkçılık için manevi bir hastalık benzetmesi yapmak doğru mu? Irkçılık, kalbi huzursuz eden ve kişinin maneviyatını zedeleyen bir davranış biçimidir. Bu davranış biçimi İslam’ın emrettiği eşitlik ve kardeşlik ilkeleri ile de çelişen bir durumdur. Irkçılık yapan bir kimse, aynı zamanda kibir ve gururun da gölgesinde yaşamaya başlar. Dünyanın farklı coğrafyalarında ırkçılıkla karşılaşan ve bu durumda yaşamına devam eden çok sayıda insan vardır. Bunlar arasında bilinen örneklerden biri de Hristiyan olarak dünyaya gelen ve sonrasında İslam inancını benimseyen Muhammed Ali’dir.

Muhammed Ali, dünya şampiyonluğu olan bir boksördür. Kendisi bu şampiyonluğu 1960’lı yıllarda kazanır. Bu dönemde Muhammed Ali’nin ülkesinde ırkçılık yaygındır. Kendisi şampiyon olunca, bu durumun yarattığı sonuçlardan kurtulacağını ümit eder. Ancak durum, Muhammed Ali’nin beklediği gibi olmaz, siparişleri ten rengi dolayısı ile restoranlarda alınmamaya devam eder. Kendisi, ataları hakkında ufak bir araştırma yapar ve onların İslam’ı benimsediğini öğrenir. İslam’ı araştırınca da, bu inancın temelinde insanların eşit olduğunu görür ve dinini değiştirmeye karar verir.

Irkçılıktan doğan kibirle birlikte insanların kendilerinden daha aşağı gördükleri kişilere karşı alay halinde oldukları görülür. Bu bağlamda insanlar, doğarken seçme hakları olmayan konulardan dolayı aşağılanır ve alay konusu olurlar. Kur’an-ı Kerim içerisinde insanların bu tavra girmesi kesinlikle yasaklanan bir konudur. Allah katında kimin diğerlerinden üstün olduğunu bilmek mümkün değildir. Bu sebeple de Allah’ın yarattığı tüm insanlara hoşgörü ile yaklaşmak gerekir.