İslam’da Kız Çocuk Hakları Nedir?

Toplum 22 Tem 2020 Contributor
ID 9148911 © Leonid Dedukh | Dreamstime.com
ID 9148911 © Leonid Dedukh | Dreamstime.com

Çocuk hakları nedir? Neden çok önemlidir? İslamiyet’ten önceki cahiliye döneminde kız erkek fark etmeksizin çocuklara kötü davranıldığı, diri diri gömüldüğü ya da acımasızca öldürüldüğü bilinmektedir. Aileler geçim sıkıntı yaşadığında veya çok fazla çocuğa sahip olduğunda kendi çocuklarını öldürmekteydiler. Soyların devamını sağlayacağı için erkek çocuklar ölümle daha az karşılaşsa bile, kız çocukları için ya kötü bir yaşam ya da ölüm vardı.

İslam’da kız çocuklarına verilen önem: İslam dini insana değer verir. İnsanı; anne, çocuk, baba, kız evlat veya erkek evlat olarak ayırmaz. Bu sebeple eşitliği sağlar ve eşitliğin sağlanmadığı durumlarda müdahalelerde bulunur. Kız çocuklarına yapılan eziyet de İslam dininin gelişi ile azalmıştır.

Çocuk hakları nedir?

Kur’an-ı Kerim’de kız çocuklarına yapılan haksızlık için şu şekilde bir ayet buyrulmuştur:

“Onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. Verilen müjdenin (kendisine göre) kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. Böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! Görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar!” (Nahl 16/58-59)

Hz. Muhammed’in çocuk sevgisi

Allah’In resulü Hz. Muhammed her zaman erkek kız ayırt etmeden çocuklara değer vermiştir. Gördüğü çocukları sevmiş, onlarla muhabbet etmiştir. Hz. Muhammed’in Hz. Hatice ile olan evliliğinden altı, Hz. Mariye ile olan evliliğinden ise bir çocuğu olmuştur. Yedi çocuğunun dördü kız, üçü de erkektir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kızları ile ilişkisi: Hz. Muhammed kızlarına daima değer vermiştir. Evlatlarını birbirinden ayrı tutmamıştır. Kızlarını ve çocuklarını daima sevmiş, cahiliye dönemindeki diğer insanlar gibi onları öldürmek yerine başının tacı olarak görmüştür. Peygamber Efendimiz bir çocuk gördüğü zaman sevinir ve mutlu olurdu. Yüzünü ayrı bir gülümseme alırdı, bunu yaparken çocuğun kız ya da erkek olması onun için bir şeyi değiştirmezdi.

Namaz kılarken omuzlarına çıkan kız torunu ile namazına bozmadan devam eden Hz. Muhammed, kız çocuklarına verdiği değeri göstermiştir. Torununu omuzlarından indirmemiş ve oraya çıktığı için kızmak yerine namazına devam ederek sevgisini davranışıyla anlatmıştır.

Son peygamber Hz. Muhammed’in kızları kimlerdir?

Hz. Muhammed’in en büyük kızının adı Hz. Zeynep’tir. Annesi Hz. Hatice’dir. Hz. Zeynep çok küçükken Medine’de hayatını kaybetmiştir.

Peygamber Efendimizin ikinci kızı Hz. Rukiyye’dir. Hz. Rukiyye’nin annesi Hz. Hatice’dir. Hz. Rukkiyye Bedir savaşı döneminde, Medine’ye zafer haberi ulaştıktan hemen sonra vefat etmiştir. Savaş sebebiyle Hz. Muhammed kızının cenazesinde bulunamamıştır.

Peygamber Efendimizin İslamiyet gelmeden önce Hz. Hatice ile olan evliliğinden doğan kızı Hz. Ümmü Gülsüm’dür. Hicretten dokuz sene sonra vefat etmiştir.

Son peygamber Hz. Muhammed’in en küçük kızı Hz. Fatıma, Peygamber Efendimizin soyunun devam etmesini sağlayan çocuğudur. Annesi Hz. Hatice’dir. Mekke’de doğmuştur ve babasının vefatından altı ay sonra rahmetli olmuştur. Hz. Fatıma’nın da Hz. Ali’den Hasan, Hüseyin, Muhsin, Ümmü Gülsüm, Zeynep isimlerinde beş çocuğu olmuştur.

Hz. Muhammed’in kız çocuklarına verdiği önem

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in kız çocuklarına değer verdiğini gösteren hadisleri: Hz. Muhammed çocuklarını ayırt etmeden sevmiştir. Cahiliye döneminde kız çocuklarına yapılan eziyetler için de halkı uyarmıştır.

Hadislerinden birinde “Kimin bir kız çocuğu dünyaya gelir de onu toprağa gömmeden, horlamadan ve üzerine erkek çocuğunu tercih etmeden yetiştirecek olursa Allah Teala o kimseyi cennetine koyacaktır.” (Ahmed) buyurarak kız çocuklarını erkek çocuklardan ayırt edilmediği takdirde Allah tarafından ödüllendirileceğini söylemiştir.

Allah’ın resulü Hz. Muhammed kız çocuklarına verilen değeri Allah’ın mükafatla karşılayacağını şu sözleri ile “Erkek çocuk nimet, kız çocuk ise hasenedir; yüce Allah nimetin hesabını sorar, haseneye ise mükâfat verir.” (İmam Cafer-i Sadık) buyurmuştur.