Çevre Bilinci ve Duyarlılığı Nasıl Olur?

Photo 143604505 © Elabracho - Dreamstime.com

Çevre bilinci ve duyarlılığı ile ilgili ne biliyoruz? İslam’ın teşvik ettiği çalışma hayatının en önemli kuralları iyi ve güzel üretim yapıp, bunları kaliteli bir biçimde alıcıya ulaştırmaktadır. Tüm bunları yaparken de kişi; sorumluluk ve çevre bilinci ile hareket etmeli ve bazı konulara karşı duyarlı olmalıdır.

Çalışma hayatının içinde var olan sorumluluk bilinci nedir? Sorumluluk, insanın üstlenmiş olduğu görevleri eksiksiz ve geciktirmeden yerine getirmesi anlamına gelir. Sorumluluk bilinci ile hareket eden bir kimse; işine saygı duyar, planlı ve programlı bir şekilde hareket eder ve zamanını verimli geçirir. Yani temelde çalışma ahlakına uygun bir biçimde hareket eder.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir hadisi şerifinde, “Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhari) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere çalışan kişi de yaptığı işten sorumludur.

Çevre bilinci ve duyarlılığı için neler yapmalı?

İnsan, yaradılış fıtratı gereği hem çevresindeki diğer insanlar da hem de yaşadığı çevre ile sürekli bir etkileşim halindedir. Allahü Teala tarafından yaratılan kainatta kusursuz bir denge vardır; bitkiler, hayvanlar ve geri kalan tüm varlıklar bu kainatın bir parçasıdır. İnsana dünya hayatında düşen vazifelerden biri de bu düzeni bozmayacak şekilde hareket etmek ve doğayı korumaktır.

Günümüz dünyasında yaşanan çevre kirliliklerinin temelinde insanın kaynak tüketiminde yaptığı yanlışlıklar ve umursamazlık yer alır. Kur’an-ı Kerim içerisinde bu durum hakkında, “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah, dönüş yapsınlar diye, işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rum Suresi, 41. Ayet) buyrulur.

İlgili ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere doğaya verilen her zarar, insanlık için olumsuz sonuçlar doğurur. İçerisinde Allah inancı taşıyan hiçbir Müslümanın bilerek çevreye zarar vermesi mümkün değildir. Bu bakımdan çalışma hayatında üretici ya da tüketici olarak yer alan herkese de bazı vazifeler düşer.

Çalışma ve üretim aşamasında çevreyi maddi anlamda kirletmemek, bu şekilde davranan diğer çalışanları uyarmak ve gelecek nesilleri doğa bilinci ile yetiştirmek; yetişkinlere düşen başlıca vazifelerdir. Bu bilinç sayesinde kişi yalnızca doğaya sahip çıkmakla kalmaz, aynı zamanda büyük bir duyarlılık örneği de göstermiş olur.

Kur’an-ı Kerim’de kainata zarar verilmesi hakkında ne denir?

Dinimizde çevre bilinci ve duyarlılığı büyük önem taşır. insanların kendilerine emanet edilen her türlü şeye (maddi ve manevi) riayet etmesi gereği vardır. Bu bakımdan insanın içinde yaşam sürdüğü kainat da aslında kendisine verilen bir nimet ve emanettir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde kainattaki düzen hakkında şöyle buyrulmuştur:

“Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren yüklerle seyreden gemilerde, Allah’ın gökten indirerek onunla ölü haldeki toprağa can verdiği ve orada her çeşit canlının yetişmesini sağladığı yağmurda, rüzgarları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirip yönlendirmesinde aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır.” (Bakara Suresi, 164. Ayet)

İlgili ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere kainattaki düzen, iman ile bakan bir kalbe çok şey anlatır. Allahü Teala’nın yaratmış olduğu bu düzene sahip çıkmak ve korumak her Müslümanın başlıca görevidir. Bu noktada, insanların tümünün aynı dünyada yaşadığı ve aynı havayı soluduğu unutulmamalıdır.

Doğaya gerçekleştirilen her türlü eylemin ve doğaya verilen her türlü zararın uzun vadede bile olsa geri dönüşü vardır. Bu geri dönüşün bedelini de gelecek nesiller, yani çocuklarımız ödemek durumunda kalabilir. Kur’an-ı Kerim içerisinde de insanlar bu konu hakkında açıkça uyarılır. Öyleyse yaşadığımız çevreye sahip çıkalım ve bu bilinçte nesiller yetiştirelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İslam’da Sorumluluk Bilinci, Çevre Bilinci ve Duyarlılık

 

İslam’ın teşvik ettiği çalışma hayatının en önemli kuralları iyi ve güzel üretim yapıp, bunları kaliteli bir biçimde alıcıya ulaştırmaktadır. Tüm bunları yaparken de kişi; sorumluluk ve çevre bilinci ile hareket etmeli ve bazı konulara karşı duyarlı olmalıdır.

Çalışma hayatının içinde var olan sorumluluk bilinci nedir? Sorumluluk, insanın üstlenmiş olduğu görevleri eksiksiz ve geciktirmeden yerine getirmesi anlamına gelir. Sorumluluk bilinci ile hareket eden bir kimse; işine saygı duyar, planlı ve programlı bir şekilde hareket eder ve zamanını verimli geçirir. Yani temelde çalışma ahlakına uygun bir biçimde hareket eder.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in bir hadisi şerifinde, “Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhari) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere çalışan kişi de yaptığı işten sorumludur.

Çevre bilinci: İnsan, yaradılış fıtratı gereği hem çevresindeki diğer insanlar da hem de yaşadığı çevre ile sürekli bir etkileşim halindedir. Allahü Teala tarafından yaratılan kainatta kusursuz bir denge vardır; bitkiler, hayvanlar ve geri kalan tüm varlıklar bu kainatın bir parçasıdır. İnsana dünya hayatında düşen vazifelerden biri de bu düzeni bozmayacak şekilde hareket etmek ve doğayı korumaktır.

Günümüz dünyasında yaşanan çevre kirliliklerinin temelinde insanın kaynak tüketiminde yaptığı yanlışlıklar ve umursamazlık yer alır. Kur’an-ı Kerim içerisinde bu durum hakkında, “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah, dönüş yapsınlar diye, işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rum Suresi, 41. Ayet) buyrulur.

İlgili ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere doğaya verilen her zarar, insanlık için olumsuz sonuçlar doğurur. İçerisinde Allah inancı taşıyan hiçbir Müslümanın bilerek çevreye zarar vermesi mümkün değildir. Bu bakımdan çalışma hayatında üretici ya da tüketici olarak yer alan herkese de bazı vazifeler düşer.

Çalışma ve üretim aşamasında çevreyi maddi anlamda kirletmemek, bu şekilde davranan diğer çalışanları uyarmak ve gelecek nesilleri doğa bilinci ile yetiştirmek; yetişkinlere düşen başlıca vazifelerdir. Bu bilinç sayesinde kişi yalnızca doğaya sahip çıkmakla kalmaz, aynı zamanda büyük bir duyarlılık örneği de göstermiş olur.

Kur’an-ı Kerim’de kainata zarar verilmesi hakkında ne denir? Dinimizde insanların kendilerine emanet edilen her türlü şeye (maddi ve manevi) riayet etmesi gereği vardır. Bu bakımdan insanın içinde yaşam sürdüğü kainat da aslında kendisine verilen bir nimet ve emanettir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde kainattaki düzen hakkında, “Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren yüklerle seyreden gemilerde, Allah’ın gökten indirerek onunla ölü haldeki toprağa can verdiği ve orada her çeşit canlının yetişmesini sağladığı yağmurda, rüzgarları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirip yönlendirmesinde aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır.” (Bakara Suresi, 164. Ayet) buyrulur.

İlgili ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere kainattaki düzen, iman ile bakan bir kalbe çok şey anlatır. Allahü Teala’nın yaratmış olduğu bu düzene sahip çıkmak ve korumak her Müslümanın başlıca görevidir. Bu noktada, insanların tümünün aynı dünyada yaşadığı ve aynı havayı soluduğu unutulmamalıdır.

Doğaya gerçekleştirilen her türlü eylemin ve doğaya verilen her türlü zararın uzun vadede bile olsa geri dönüşü vardır. Bu geri dönüşün bedelini de gelecek nesiller, yani çocuklarımız ödemek durumunda kalabilir. Kur’an-ı Kerim içerisinde de insanlar bu konu hakkında açıkça uyarılır. Öyleyse yaşadığımız çevreye sahip çıkalım ve bu bilinçte nesiller yetiştirelim.