İslam’da Sosyal Dayanışma ve Kovid 19 Pandemisinin Sosyal Yansıması

dreamstime_s_24673110

İslam’da sosyal dayanışma içinde bulunduğumuz bu pandemi günlerinde daha da önem taşır hale geldi. Tüm dünya Korona virüs ve pandemi ile büyük bir sarsıntı yaşarken, insanları ayakta tutan temel duygu sosyal dayanışma oldu. Sosyal dayanışma en basit tanımıyla toplumu oluşturan insanların karşılıklı yardım veya işbirliği ile ilgili oluşumlardır.

İnsanlar bir arada yaşamak ihtiyacındadır

Bu psikolojik bir ihtiyaç olduğu kadar, sosyal ve ekonomik gereklilikten de kaynaklanır. Sosyal dayanışma şartlarının oluşabilmesi için, öncelikle bireylerin birbirine karşı iyi niyet ve samimiyetle yaklaşması gerekir. Bireysel hırs ve isteklerinin dayatması altında olan günümüz insanı pandemi ile birlikte acizliğini sorgulamak durumunda kalmıştır. Mal, mevki, güç bir noktadan sonra anlamını yitirmiş herkes eşit şartlarda aynı tehdite boyun eğmiştir. Modern insanın unuttuğu diğergamlık duygusu pandemi ile tekrar gün yüzüne çıkmıştır.

İslam’da sosyal dayanışma büyük önem taşır. İslam dini, bireyden yola çıkarak ideal toplumun gereklerini ortaya koymuştur. Sosyal dayanışma bu gereklillerin başında gelmektedir. Bireyin nefsini terbiye etmesi, Allah’ın rızasını kazanma yolunda benliğini oluşturmasıyla hırs, kibir, açgözlülük, riya, adaletsizlik, zalimlik gibi duyguların terk edilmesi beklenmektedir. Yüce Allah, Müslümanlara iyi ve güzel olan her konuda yardımlaşma ve dayanışma içerisine girmeyi buyurmuştur: “İyilik etmek, fenalıktan sakınmak için birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve haddi aşmak üzere yardımlaşmayın” (Maide, 2. Ayet)

İslam’da yerine getirilmesi istenen ibadetler nefisleri ıslah etmek, birlik ve beraberlik şuurunu inşa etmek için emredilmiştir. Hac, her türlü sınıflandırmayı ortadan kaldırarak Allah’ın önünde eşitliği; zekat, Allah yolunda hakça paylaşmayı, sosyal dayanışma ruhunu; namaz, yalnızca Allah’a kulluk edileceğini; oruç, her türlü lütfun Allah’tan geldiğini bildirmek içindir.

İslam, bütün yönleriyle sosyal dayanışma ve diğergamlığı prensip edinmeyi buyurmaktadır. Bu noktadan hareketle bireyden başlayarak toplumsal yapıda ortaya çıkan herhangi bir bozukluk, tüm İslam toplumunun yapısını sarsacak bir tehlikenin belirtisi olacaktır. Toplumsal aksayışlar sosyal dayanışma halinde iyiliğe yönlendirilemezse sosyal yapı çözülecek, gemi, içindekilerle beraber batmaya mahkum olacaktır.

Sosyal dayanışma neden önemli?

Dayanışma toplum içerisinde her bireyin, topluma karşı bir takım görev ve sorumlulukların bulunduğunu idrak etmesi demektir. Bir binayı oluşturan tuğlalardan her birini birey olarak kabul edersek sorumluluklarını yerine getirilmesinde ihmalkar ve sorumsuz davrandıklarında, toplum da binaların çöktüğü gibi çökmeye, erezyona uğramaya mahkumdur.

Toplumun birey üzerinde hakkı bulunduğu gibi, bireyin de toplumda hakkı vardır. Toplum, her hak sahibinin hakkını vermeli, zayıf ve muhtaçların ihtiyaçları giderilmelidir. Eğer bu sosyal dayanışma gerçekleşmezse toplumu ayakta tutan değerler alt üst olur ve bireyler arası güvensizlik ve çatışma meydana gelir. Bu aşamadan sonra toplumsal çöküş kaçınılması imkansız bir sonuçtur.

Faziletli bir toplumun oluşması için İslam, kötülüklerden uzaklaştırıp, iyilikle davranılmasını esas almıştır. Dini emirler, buna dayanarak öncelikle kalplerin ıslah ve arındırılması amacına yönelmiştir. Ancak salih ve doğru yola yönelen insanlarla oluşturulan toplumda sosyal hayat çatışmalardan, güvensizlikten ve kaygılardan temizlenebilir, sosyal dayanışma gerçekleşir.

Sosyal dayanışma ve diğergamlık

Bu olgu, manevi değerleri yüksek, doğru yoldan sapmayan insan ve toplumların birbirlerine hoşgörü, sevgi ve merhametle yaklaşmalarıyla gerçekleşir. Bu özellikler olmadan toplumsal çatışmaları önlemek ve sosyal dayanışma duygusunu gerçekleştirmek imkansızdır. İşte Batı toplumlarında, onca refaha, teknolojik ilerlemeye, gelişmişliğe rağmen pandemi ile birlikte ayyuka çıkan çatışmaların temelinde yatan sorun tüm manevi değerlerin alt üst edilmesidir. Aslında Batıda sadece vitrinin güzel göründüğü, son aylarda her alanda yaşanan çatışmalardan, kaos ortamından anlaşılmaktadır. Pandemi günlerinde, sosyal gelişmişliğin en belirgin özelliği olan hiçbir sosyal dayanışma girişimi olmamıştır.

Oysa Türk toplumu Batı’ya göre sınırlı olan imkanlarına rağmen sosyal dayanışma ve yardımlaşma için birbiriyle yarışa girmiştir. Pandemi sürecinin en ağır döneminde bakım evlerinde ölüme terk edilen yaşlılar, sağlık giderlerini karşılayamadığı için hayatını kaybeden binlerce yoksul insan, birbirlerinin sağlık malzemelerini gasp eden sözde medeni devletler Modernizmin manevi çöküşünün en somut göstergesidir. Sosyal dayanışma değil sosyal çatışma ortamı doğmuştur. “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar” pandemi ile gerçek yüzünü bir kez daha sergilemiştir.

Yazı: Demet Demirok / [email protected]