İslam’da Sütannelik Kavramına Nasıl Bakılır?

ID 14337218 © Buttakwup | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 14337218 © Buttakwup | Dreamstime.com

Allah’ın insanlara vermiş olduğu evlat mucizesi, anne karnında başlar. Bebek ile annesi arasındaki manevi bağı, insan aklı ile açıklamak mümkün değildir. Gelişme dönemi incelendiğinde varlıklar arasında en zahmetli bakıma insan yavrusunun ihtiyaç duyduğu görülür. Böylesine bir yavrunun gelişmesi için gerekli bakım da anne ve babaların sorumluluğuna verilir. Ancak bebeğin büyümesi sırasında annenin varlığı yadsınamayacak derecede önem arz eder. Anne sütü de yavrunun annesi aracılığı ile ulaştığı bir kavramdır.

Anne sütünün önemi: Anne sütü, bebeğe maddi ve manevi yararlar sağlayan ve bu yararları da tıbbi açıdan kanıtlanmış bir besin kaynağıdır. Bu dönemin anne açısından zorluğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zahmete katlanarak taşıdı ve zorluk çekerek doğurdu. Karnında taşıması ve sütten kemesinin süresi otuz aydır.” (Ahkaf Suresi, 15. Ayet)

Anne sütü, bebeklerin sindirmekte zorlanmadığı tek içecektir. Her türlü besin değerine sahiptir ve bebeğin biyolojik sistemlerinin gelişmesine de destek verir. Anne sütü ile beslenen bebek, bunun dışındaki herhangi bir ek gıdaya gerek duymaz ve çoğu hastalığa karşı da korunmuş olur.

Yeni doğan bebeğin anne sütü ile beslenmesi bebek için olduğu kadar, annenin sağlığı açısından da oldukça faydalıdır. Bu bağlamda, emziren annelerde doğum sonrası rahim eski haline daha kolay döner. Pek çok kanser türüne yakalanma riski de azalır. Ancak bazı durumlarda bebeğin emzirilmesi mümkün olmaz. Bu durumda da sütannelik teriminden destek alınır.

Sütannelik Nedir? Sütannelik ve süt kardeşlik kavramları İslam dışında kalan hiçbir dinde kabul görmez. Bebekler doğal sürecin bir gereği olarak belli bir döneme kadar, yalnızca anne sütü ile beslenebilirler. Bu beslenmenin bebeğin öz annesi tarafından karşılanamadığı ya da karşılanmadığı durumda Allah, beslenmenin devamlılığı için sütanneleri vasıta kılar. Yani bebeği, emzirmeye uygun başka bir kadın besler.

İslam inancında evlilik konusunda bir kısım insanlar, diğerlerine haram kılınmıştır. Bu konuda Kur’an-ı Kerimde, “Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşinizin anaları, kendiyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı.” (Nisa Suresi, 23. Ayet)

Kur’an’da sütanneyle alakalı geçen ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere, bebeği emziren kadın anne olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple de sütanne ve onun yakınları ile evlenmek haram sayılır. Sütanne ilişkisinin ne miktarda emzirmeyle kurulacağına dairse farklı rivayetler vardır. Bu bağlamda, çocuğun emdiği bir yudum sütün bile sütannelik için yeterli olduğu rivayet edilir. Ancak buna karşılık süt bağını, beş doyumluk emmeye çıkaran rivayetlerle karşılaşmak da mümkündür.

Peygamber Efendimiz ve sütanneleri: Peygamber Efendimiz’e; Süveybe, Halime-i Sadiye ve Ümmü Eymen sütannelik yapmıştır. Peygamber Efendimiz, sütanneleri ile alakadar olmayı ihmal etmemiştir. Bu bağlamda kendisi, Süveybe’yi hem Mekke hem de Medine döneminde gözetmiştir. Onun Mekke’deyken sütannesini ziyaret ettiği ve  Medine’deyken de giyecek gönderdiği bilinir.

Hz. Muhammed, Halime-i Sadiye’nin yanında 4 yaşına kadar kalmıştır. Kendisi Hz. Hatice ile evlendikten sonra, Halime-i Sadiye tarafından ziyaret edilir. Sütannesinin yurtlarındaki kuraklıktan bahsetmesi üzerine de ona kırk koyun ile bir tane de deve hediye eder.

Peygamber Efendimiz, son sütannesi hakkında ise “Cennet ehlinden bir kadınla evlenmekten hoşlanan, Ümmü Eymen’i tezevvüç etsin.” (Tabakat) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere Peygamber Efendimiz, sütannelerine derin bir sevgi besler. Dinimizde sütannelik anne ile eş tutulduğu için de onların üzerinden elini çekmez.