İslam’da uyku adabı ve rüya kavramları nasıldır?

Fiziksel Sağlık Contributor
alvaro-reyes-ZKe1PwEa57o-unsplash
Alvaro Reyes-Unsplash

Gününün bir kısmını uyuyarak geçiren insanın gaflete düşmemesi için islamda uyku adabı işlenmiştir. Yemek, yolculuk etmek ve konuşma adabına benzer şekilde uyku adabıyla temelde aynı sonuç hedeflenir. Bu bağlamda, mümin kimsenin dünyevi işlerin tümünde şuur içerisinde hareket etmesi beklenir.

İslam’da uyku adabı ve kuralları nelerdir?

İslam inancında yer alan uyku adabı, Müslüman kişinin gaflet içerisinde ve rastgele uyuyup uyanmasını engeller. Bu doğrultuda bazı hadisi şeriflerle karşılaşmak mümkündür. Konuyla ilgili bir hadiste, “Gece ibadet niyetiyle yatan, fakat uyku galebe çalıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allahü Teala’nın ihsan ettiği bir sadaka olur.” (İbn Mace) buyrulur. Buradan da anlaşılacağı üzere uykuya adabıyla geçmenin mümin kimseler bakımından türlü faydaları vardır.

Dinimizde uyku adabıyla alakalı türlü tavsiyeler bulunur. Yatağa abdestli girmek, sağ tarafa doğru yatmak, uyumadan önce diş temizliği yapmak ve tövbe ederek uyumak; bu kuralların başında yer alır. Bunlara ek olarak uyumak için yorgunluk hissedilinceye kadar beklemek de İslam’da uyku adabı kuralları içerisinde yer alır.

Uyku adabına uymak mümin kişinin yatarken gaflete düşmesine engel olur. Bu bağlamda, abdestli şekilde ve sureler okuyarak uyumak kişinin maneviyatına iyi gelir. Yatarken gece ibadetine kalmak üzere niyetlenen kişi de ibadetlerini uykusunun önüne koymuş olur. Uykunun ağır geldiği durumlarda dahi bu niyetin Allah katında bir karşılığı vardır.

Uyku, kişinin dünyevi ve kulluk vazifelerinden kaçabileceği bir seçenekmiş gibi görülebilir. Ancak bu nimet kişinin gece vakti dinlenmesi üzere verilmiştir. Tembellik ederek uykuya sığınmak bir kaçış yolu değil aksine şeytanın vesvesesine düşmektir. Bu bakımdan uyku adabına göre yatarken uzun saatler bu şekilde kalmamaya da özen gösterilmelidir.

İnsanlık tarihinde rüya nasıl şekillenir?

Rüya, eski çağlardan beri var olan ve insanlık tarafından da ilgi çeken bir konudur. Kelime anlamıyla görmek manası taşıyan bu olgunun tarih boyunca türlü yorumları da yapılmıştır. Konuyla alakalı varılan bazı görüş birlikleri rüyada, gerçekte görülebilecek olayların vuku bulabileceği şeklindedir.

Bazı kaynaklarda rüyanın bir idrak ve yansıma olduğu kabul edilir. Buna göre kişinin kalbinde yatan ve hayal edilen hisler, rüya vasıtasıyla zihinde idrak edilir.

Dinimizde rüya inancının yeri nedir?

İslam inancında rüya kavramı varlığı onaylanan bir olgudur. Bu bağlamda, Kur’an-ı Kerim ayetlerinde Hz. İbrahim ile Hz. Yusuf’un görmüş olduğu birtakım rüyalar işlenir. Buna ek olarak Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in gördüğü rüyalarında çıktığı bildirilir. Kendisine gönderilen ilk vahyin rüya biçiminde olması da bunun bir işaretidir.

Dini literatüre göz atıldığında rüyaları üç farklı şekilde ele almanın mümkün olduğu görülür. Bu bakımdan ilk rüya çeşidi, rahmani olandır. Bu tip rüyalar maneviyatta alınan bazı müjdeleri ve haberleri içerir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in görmüş olduğu rüyalar, bu sınıf içerisinde yer alır.

Rahmani rüya dışında görülen rüya çeşitleriyse şeytani ve nefsani olarak sınıflandırılır. Şeytani rüya, isminden de anlaşılacağı üzere şeytanın kişiyi korkutmak amacıyla oluşturduğu türlü vesveselerdir. İslam alimleri bu tip rüyaların anlatılmaması ve tabi edilmemesi gerektiğini ifade ederler.

Son rüya çeşidiyse nefsani olarak adlandırılır. Bu tip rüyalarda kişi genellikle günlük işlerini görür. Nefsin hayal ettiği olaylar ya da kuruntu yapıp akla takılan detaylar nefsani rüyalar aracılığıyla idrak edilir.

YAZI: İPEK ATACAN

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.