İslam’ın Beş Temel Şartı Nedir?

dreamstime_xs_167477836
Fotoğraf: Istena Negara Camii, Kuala Lumpur © Shahrul Affendi A Kadir | Dreamstime.com

Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadisi şerifinde, “İslam, beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek; namaz kılmak; zekat vermek; Kabe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhari) Hz. Muhammed’in bu hadisinden anlaşılacağı üzere İslam’ın şartı beş tanedir ve hepsinin kendi içinde farklı hükümleri vardır.

Kelime-i Şehadet getirmek: Allah’a ve O’nun tüm peygamberlerine inanmak aslında imanın şartları arasındadır. Ancak Kelime-i Şehadet getirmek İslam’ın bir şartıdır. Kelime Şehadet ile “Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Ben yine şehadet ederim ki, Muhammed Aleyhisselam O’nun kulu ve elçisidir” denir. İslam’ın şartlarına uyan kimse Müslüman olarak kabul edilir. Kelime-i Şehadet getirmek de Müslüman olmanın ilk adımıdır.

Namaz kılmak: Kur’an-ı Kerim içerisinde yer verilen namazın kelime manası duadır. İslamiyet içerisinde kabul görmüş olan namazın vakitleri, özel bir rüku ve diğer şartları vardır. Namaz, peygamber Efendimiz’in görevinin on birinci senesinde 5 vakit şeklinde farz olarak kılınmıştır. Bir kimseye bu ibadetin farz olabilmesi içinse bazı şartlar aranır. Bu şartlara göre kişinin; Müslüman olması, akli dengesinin yerinde olması ve erginlik çağına girmiş olması gerekir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan bazı namaz ayetleri ise şu şekildedir: “Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte rüku edin.” (Bakara Suresi, 43. Ayet), “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin.” (Bakara Suresi, 45. Ayet), “Namazı kılın, zekatı verin.” (Bakara Suresi, 110. Ayet)

Zekat vermek: Zekat vermek, İslam’ın maddi şartları arasında yer alır. Bu şart, Hicret’ten bir süre sonra Medine dönemindeyken Müslümanlara farz kılınır. Zekat vermekle yükümlü olan kimselerin nisap miktarda mala sahip olması gerekir. Nisap, İslami ölçülere göre dinen zenginlik olarak kabul edilen mal miktarıdır.

Zekat, yalnızca Allah rızası için malın kırkta birinin zekat vermeye uygun olan kimselere dağıtılmasıdır. Kur’an-ı Kerim içerisinde zekatın; fakirlere, miskinlere, kölelere, borçlulara, İslam’a ısındırılmak istenenlere, Allah yolundaki kimselere ve yolda kalmış insanlara verilebileceği buyrulur. (Tevbe Suresi, 60. Ayet) Anneye, babaya, eşe, çocuklara, gayrimüslimlere, zenginlere, Hz. Muhammed’in yakınlarına, küçük çocuklara ve akıl hastalarına ise zekat verilmez.

Oruç tutmak: Oruç tutmak, Müslümanların tümüne farz kılınmış bir ibadettir. Oruç ile birlikte bir taraftan nefis terbiyesi yapılırken, diğer taraftan da yoksul ve muhtaç haldeki din kardeşlerinin anlaşılması ile manevi bir süreç geçirilir. Sayılı bir gün için farz kılınmış olan bu ibadetin, nafile olarak yapılması da mümkündür.

Hacca gitmek: Hac ibadeti oruç ve namazdan farklı olarak yalnızca maddi gücü yerinde olan Müslümanlar için farzdır. B u bağlamda, durumu olan kişilerin hayatlarında bir defa hacca gitmeleri yeterli olur. Maddi durumu ya da sağlığı vermeyen kimseler içinse hac yapmak farz değildir. Bu kimseler, imkanları olduğu takdirde vakit kaybetmeden hac yapmalıdır.

Hac ibadeti din kardeşleri arasındaki; birlik, beraberlik ve eşitliği simgelediği için oldukça değerlidir. Bu ibadet sırasında, farklı ırk ve kültürlerden gelen Müslümanlar bir arada bulunur ve kaynaşmak için bir vesileye sahip olurlar.

Peygamber Efendimiz, hac ibadeti ile alakalı “Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, (kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi döner.” (Buhari) buyurur. Bu hadisi şeriften de anlaşılacağı üzere ihlas ile hac yapan bir kimsenin günahları affedilir ve duaları kabul olur.