İslam’ın İlk Büyük Üç Şairi

patrick-tomasso-Oaqk7qqNh_c-unsplash
Fotoğraf: Patrick Tomasso-Unsplash

Şiir, insanlık tarihi kadar eski köklere dayanan edebi bir türdür. Arap toplumunda da hem İslam öncesi dönemde hem de İslamiyet yayıldıktan sonra şiir ile uğraşıldığı görülür. Hz. Muhammed’e tebliğ görevi iletildikten sonra buna karşı çıkan Mekkeli liderler şiirden güç alarak kendilerini ifade etmişlerdir. Ancak ilerleyen zamanlarda dini şiirle öven ve düşmanları da aynı şekilde yeren şairler ortaya çıkmıştır. İslam’ın ilk büyük şairleri olarak anılan bu kişiler ise; Hassan bin Sabit, Ka’b bin Züheyr ve Abdullah bin Revaha’dır.

Hassan bin Sabit, Ka’b bin Züheyr ve Abdullah bin Revaha Neler Yaptılar? İslam karşıtı şairler, din ve peygamber ile alay ederken; Hassan bin Sabit, Ka’b bin Züheyr ve Abdullah bin Revaha bunlara karşı şiirler yazmıştır. Bu üç şairin beyit ve kıtaları hemen ezberlenir ve İslam karşıtları için oldukça tesirli olurdu. Bu durum Kur’an-ı Kerim’in bir bölümünde de işlenmiştir. Bu bağlamda, şu ayetleri örnek verebiliriz:

“Şairlere gelince, onlara da yoldan sapmışlar uyarlar. Ancak iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlar, Allah’ı çokça ananlar ve haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunanlar başkadır.” (Şuara Suresi, 224 ve 226. Ayetler).

Hassan bin Sabit: Hassan bin Sabit, İslamiyet’i kabul etmeden önce de tanınan bir şairdi. Gassani hükümdarları sarayına mensup olan Hassan bin sabit, Hazrec kabilesine de İslamiyet daveti geldiğinde Müslüman olur. Müslüman olduğunda 60 yaşında olan şair, sonrasında Medine’ye gelir ve Hz. Muhammed’in yanında durur.

Hassan bin Sabit; Hz. Muhammed’i öven çok sayıda şiiriyle tanınır. Bunun yanı sıra İslam karşıtı şairler tarafından yazılan şiirlere de sözlü bir biçimde cevap verir. Kendisi bu yönüyle Peygamberimiz’in de takdirini kazanmıştır. Bu bağlamda, yaşlı bedeni sebebiyle Bedir’e katılamayan şaire savaş sevabı alamayacağı yönünde eleştiriler gelir. Hz. Muhammed de buna karşılık “Hassan’ın beyitleri düşmana ok darbesinden daha tesirlidir.” (Tirmizi) buyurur.

Ka’b bin Züheyr: Ka’b bin Züheyr’in babası, kendisine ahir zaman peygamberi geldiğinde ona iman etmesini vasiyet bırakır. Hz. Muhammed’in, İslamiyet’i duyurmasıyla birlikte de aile Medine’ye doğru yola çıkar. Ka’b bin Züheyr burada herkesten önce İslamiyet’i kabul eden kardeşi Büceyr’e kızar. Ardından da hem ona hem de İslamiyet’e karşı kötü sözler içeren bir şiir yazar. Büceyr, kardeşini Hz. Muhammed’e şikayet eder ve bunun üzerine Ka’b’ın cezalandırılmasına hükmedilir. Büceyr, karşı bir şiir yazarak durumu Kab’a iletir. Büceyr’in şiiri kardeşinin Müslüman olmasını sağlar ve Ka’b tövbe ederek Müslüman olur.

Ka’b bin Züheyr, Hz. Muhammed’den özür dilemek için ashab-ı kiramın da olduğu bir sohbete girer. Burada “Banet süadü” (sevgili uzaklaştı) diyerek bir kaside okumaya başlar. Kasideyi beğenen Hz. Muhammed hırkasını (bürdesini) çıkararak Ka’b bin Züheyr’in omuzlarına koyar. Sonrasında da şair Kaside-i Bürde ile ün kazanır.

Abdullah bin Revaha: Dönemin kudretli şairleri arasında yer alır. Kendisi, Hz. Muhammed’in şair ve vahiy katibi olarak hizmet vermiştir. İkinci akabe gecesinde Hz. Muhammed’in çağrısı üzerine Müslüman olan Abdullah bin Revaha, Hayber fethinde de Hz. Muhammed’in maiyetinde bulunmuştur. Sonrasında da peygamber ile beraber Hudeybiye Anlaşması’nın olduğu sene yapamadıkları umreyi kaza etmek amacıyla Mekke’ye gitmiştir. Bu sırada şehrin ileri gelenleri hınç ve kin dolu bakışlar ile Hz. Muhammed’i gözetlemektedir. Abdullah bin Revaha, Hz. Muhammed’in devesinin yularını tutarken “Ey kafirler çekilin, Peygamberin yolundan ki Allahu Teala ona gönderdi Kur’an” diyerek şiir okumaya başlamıştır. Hz. Ömer Abdullah’a şiir okuduğu için kızmış, Hz. Muhammed de olaya müdahale etmiştir. Peygamber Efendimiz, olay üzerine Abdullah’ın okuduğu şiirin Mekkelilere ok yağdırmaktan daha tesirli olduğunu söylemiştir.

Kur’an-ı Kerim’in kendisinin bizzat en iyi edebi eser sayılacağı İslam aleminde bu büyük üç şair gibi bazı önemli kullar da Allah yolunda önemli şiirler yazmışlardır. İslam’ın ilk şartı olan “Oku” emrini yerine getirip, iyiyi, güzeli okumalı her daim…