İslam’ın Yaşlıya Bakış Açısı ve Huzurevleri

ID 159462604 © Kristina Trimailova | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 159462604 © Kristina Trimailova | Dreamstime.com

“Allah sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren sora gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O hakkıyla bilendir, kudret sahibi olandır.”  (Rum Suresi, 54. Ayet)

İnsan tabiatı gereği çocukluk, ergenlik ve yaşlılık evrelerini yaşarlar. Yaşlılığın gelmesiyle güçten düşen, hareket fonksiyonu yavaşlayan insanın, tek başına destek almadan yaşaması güçleşir. Yaşlılığın verdiği fiziksel zayıflığın yanı sıra manevi olarak daha duygusal olan yaşlılara duyulması gereken saygıyı anne-babalarımız üzerinden öğreniriz.

Allah’tan sonra bizim dünyaya gelmemize vesile olan ana ve babalarımıza hürmette kusur edilmemesi gerektiğini vurgulayan İslam dini, önce Allah’a kulluk edilmesini sonra da ana – babaya hizmet edilmesini emreder. Evlatlar olarak onlara tatlı dil, güleryüz göstermeli, gönüllerini hoş tutmalı, ihtiyaçlarını karşılamalı ve dua etmeliyiz. Bir gün hepimizin ana- baba olacağımızı ve yaşlanacağımızı düşünerek davranışlarımızı da ona göre belirlemeliyiz. Her genç, yaşlı kimsede yaşayacağı hayatın evrelerini görmelidir.

“Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse Allah’ta ona yaşlılığında kendisine hürmet edecek birini hazırlar.” (Tirmizi, Birr, 75). Yaşlılarımızı bizim geçmişimiz olarak görmeli geleceğimizi planlarken onların hayat tecrübelerinden faydalanmalıyız. Yaşlılarımız sayesinde gelecek nesillere dini ve ahlaki değerlerimizi, kültürel mirasımızı aktarırız.

Bizden daha fazla insan tanımış ve olayla karşılaşmış olan yaşlılarımızdan akıl ve tavsiye almak onların bilgeliğinden faydalanmak gerekir. Yaşlılarımızı hiçe saymak, saygısızlık etmek, ziyaretlerine gitmemek onların hayata küsmesine ve yalnızlık hissine sebep olur. Yalnızlığa terk edilmemiş, fikrine saygı duyulan, tecrübelerine başvurulan yaşlı, kendisini daha mutlu ve huzurlu hisseder.

İnsanın en çok ihtiyacı olan şey yaşlılık döneminde huzurlu ve mutlu bir yuvadır. Yorgunluk, hastalık ve yıpranmışlıktan dolayı gücünü yitirmiş olan yaşlı bireyin aradığı tek şey hizmet edilmek, saygı görmek, hoşgörü, tatlı dil ve güler yüzdür. Türk aile yapısında yaşlısına sahip çıkma ve saygı duyma vardır. Geleneklerimize göre yaşlılar evlatları veya yakın akrabaları tarafından sahip çıkılır ve bakımları üstlenir; ancak günümüzde çekirdek aile kavramının yerleşmesi ve hayatın koşuşturmacası ortasında kalan bireyler yaşlılarına bakmakta zorlanabiliyorlar. Bakıma muhtaç olan yaşlısı ve hayatının zorlukları arasında kalan bireyler çareyi huzurevlerinde veya yaşlı bakım evlerinde arayarak buluyorlar. Her ne kadar geleneklerimiz bakımından çok yaygın olmayan huzurevleri insana biraz soğuk ve itici gelse de mecburiyet karşında bir çare olarak görülmektedir.

Bakıma muhtaç olan, kişisel bakımını kendisini karşılamayan yaşlı bireylerin uygun tıbbı tedavi ve psikolojik destekle bakıldığı ve sosyal ortamlarının karşılandığı kuruluşlar olan huzurevleri artık yaşlıların terk edilmişliğe bırakıldığı yerler değildir. Yeniliğe ve değişime çok hızlı adapte olamayan yaşlılar, evlatları veya yakınları tarafından huzurevlerine bırakılma zorunluluğu karşında kendilerinin istemeyen birey ve mutsuz hissedebiliyorlar. Fakat günümüzde eski anlayışın aksine bazı yaşlılar huzurevlerini kendileri tercih ediyorlar.

Ailelerine veya evlatlarına yük olmak istemeyen, akranlarıyla sosyalleşmek isteyen ve daha iyi bir bakım isteyen yaşlılar maaşlarını bu kurumlara hibe ederek orada yaşamayı tercih ediyorlar. Aileleri ile birlikte yaşasalar bile farklı jenerasyonun hayat biçimine ayak uyduramayan yaşlılar köşelerine çekilerek hayatlarını son dönemlerini yalnız geçiriyorlar. Bir çeşit kalabalık içinde yalnızlık yaşayan yaşlı bireyler, huzurevlerindeki akran ve ahbapları ile sosyalleşme imkanı sayesinde ise daha mutlu ve güvenli zaman geçirmektedirler. Bura da gençlere düşen görev huzurevlerindeki yaşlılarını sürekli hatırlamak ziyaret etmek ve onlara yalnız olmadıklarını ve sevdiklerini hatırlatmaktır.