İslamiyet ve Diğer Dinler Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

© Kitti Kahotong | Dreamstime.com
© Kitti Kahotong | Dreamstime.com

Kökleri aynı olmasına rağmen İslamiyet öncesinde tebliğ edilen semavi dinler ile İslam arasında çok büyük farklar vardır. Bu farklar hem ibadet şeklinde hem de ibadet yerlerinde açıkça göze çarpar. Bu bağlamda; Hıristiyanlar Kilisede, Yahudiler Sinagogda ve Müslümanlar da Camilerde ibadet ederler. Ancak dinler arasında farklılık bununla sınırlı değildir. Dışarıdan yeni bir inananın dine mensup olması ve günahların affedilmesi konusunda da bariz ayrılıkların olduğu söz konusudur.

Dine dışarıdan kabul alma konusu… Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta; aslında bu dine mensup olmayan bir kimse farklı şekillerde dine girebilir. Hz. Muhammed bir hadisi şerifinde “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan ya da Mecusi yapar.” (Buhari) buyurur. Bu hadis incelendiğinde anne ve babaların çocukları Müslüman yaptığına dair bir açıklamaya yer verilmediği görülür. Buradan anlaşılacağı üzere her çocuk annesinden İslam fıtratı üzerine doğar. Ancak anne ve babanın durumuna göre, çocuğun dini inancı şekillenmeye başlar.

Yahudilik bir din olmanın yanı sıra bir ırk olarak da görev üstlenir. Buna göre, Yahudiliğin kan ile anadan çocuğa geçtiği inancı benimsenmiştir. Hıristiyanlıkta ise isteyen herkes seçimi doğrultusunda Hıristiyan olabilir. İslam da kişinin bireysel seçimi sonucunda geçilebilen bir dindir. Bu bağlamda, kişi Allah’a ve onun peygamberine iman ederek kelime-i şehadet getirir ve Müslüman olur.

Semavi dinlerde insanın günahları nasıl bağışlanır? Bütün dinlerde insan yanlış bir davranış yaptığında bağışlanmayı diler. Ancak bu bağışlanmanın şekli; Hristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlık için oldukça farklıdır. Bu bağlamda, Hıristiyanlıkta papazların tanrı ile kul arasında aracı olduğu görülür. Günah işleyen bir kimse kiliseye gidip, burada günah çıkardıktan sonra temizlenmiş sayılır. Müslümanlık ve Yahudilikte papazların yaptığı görevi üstlenen bir aracı sınıfa rastlanmaz.

Yahudilikte kendini diğer din ve ırklardan üstün görme düşüncesi kabul edilir. Bu bağlamda, kutsal kitapta yer alan toplumsal hükümler yalnızca Yahudiler arasında geçerlidir. Örneğin, “Öldürmeyeceksin!” emrinden anlaşılan Yahudi bir kimsenin öldürülemeyeceğidir. Bunun dışında kalanları öldürmek ya da diğer yasakları yapmak serbest olarak görülür.

İslam inancında ise kul, yalnızca Allah’a dua eder ve yalnızca O’ndan bağışlanmayı diler. Kur’an-ı Kerim’de tövbe ile alakalı şöyle denir: “Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.” (Ali İmran Suresi, 135. Ayet) Bu ayetten de anlaşılacağı üzere İslam’da günahlar için af, yalnızca Allah’a edilir. Bağışlama gücü de yalnız Allah’tadır. Canlı ve cansız aracılardan bağışlanmayı beklemek nafile bir davranıştır.

İslamiyet kolay öğrenilebilir mi? İslam’ı öğrenmek için Allah’a ve Allah’ın hükümlerine ihlasla bağlanmak gerekir. Zaten kişinin nefsi en çok bu noktada zorluk çıkarır. Din öğrenilirken; Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerifler, tefsir kitapları ve din alimlerinden destek alınır. Kişinin dini içselleştirmeye başladığı zamanlarda da nefsi “hayır” diyerek onu geri çevirmeye çalışır. Ancak, nefsinin ve şeytanın vesveselerini susturabilen kişi için İslam’ı öğrenmek oldukça kolaydır.

İslamiyet’i öğrenmenin farklı yolları vardır. Bunlardan ilki mutlak inanılan bir zatı dinlemek, diğeri de yazılı kaynakları incelemektir. Bu noktada Allah’ın bize türlü nimetler ve imkanlar verdiği görülür. Bu sebeple, din öğrenilirken tevazuyu kaybetmek ve ilimden uzaklaşmak da mümkündür. İhlaslı bir Müslüman olmak isteyenlerin İslam’ı öğrenirken vasıflarını kaybetmemeye özen göstermesi gerekir.