İslamiyet’in Davete İcabet Adabı Nedir?

Transformasi puasa
© Odua | Dreamstime.com

Türk kültüründe de oldukça önemli bir yeri bulunan “davete icabet”, kelime manası ile çağrılan bir yere gitmek anlamına gelir. İslamiyet’te din kardeşlerinin birbiri üzerinde türlü hakları bulunduğuna dikkat çekilir. Din kardeşinin davetine karşılık vermek de bu haklardan biridir.

Davet edilen her yere gitmek doğru bir davranış mı? Davete icabet etmek hakkında hadis-i şerif var mıdır? Peygamber Efendimiz konuyla ilgili, “Karşılaştığın zaman ona selam ver, seni davet ettiği zaman davetine git, senden öğüt istediği zaman ona öğüt ver, aksırdığı zaman ‘elhamdülillah’ derse yerhamükellah de, hasta olduğu zaman onu ziyaret et, öldüğü zaman cenazesinde bulun.” (Tirmizi) buyururlar.

Buradan anlaşılacağı üzere Müslüman bir kimsenin davetine icabet etmek gerekir. İslam alimleri konuyla ilgili hadis-i şerifleri açıklamış ve her türlü davete katılmanın vacip olmadığını ve sünnet sayıldığını bildirmişlerdir. Ancak davete icabetin sünnet olabilmesi için ilgili davetin mutlaka meşru olması gerekir.

İslam’da davete icabet adabı nedir? İslam’ın davete icabet adabında Müslümanların birbirlerinin hakkını gözetmesi temeli vardır. Ancak bazı durumlarda kişi davete gitmeyi reddedilebilir ya da davetten usulünce ayrılabilir. İhya, Şir’at-ül İslam ve Muhit kitaplarında bahsi geçen bu durumlar şöyle sıralanabilir: yemek şüpheliyse, zalim ve bidat birinin sırf gösteriş olsun diye davet ettiği biliniyorsa, din kardeşlerinin çekiştirildiği bir ortam varsa ve içki içilen bir durum söz konusuysa.

Din kitaplarında ele alınan ve yukarıda sıralanan durumlarda davete icabet etmek gerekmez. Önceden haberi olmadan böyle bir toplantıya katılanlar ise bir bahane ile davetten geri dönebilirler. Bu noktada, davet esnasında günah işlenmesini önlemek davet sahibinin vazifesidir. Onun bu görevi üstlenmediği durumda ise harama bulaşmamak için davete katılmaktan kaçınmak, kişinin kendi sorumluluğundadır.

Düğün yemeğine katılmak: Düğün yemeği vermek ve düğün yemeğine davet edildiğinde buna katılmak sünnettir. Peygamber Efendimiz konu hakkında, “Biriniz bir düğün yemeğine davet edilirse, böyle bir davete icabet etsin” (Müslim) buyururlar.

Başka bir hadiste ise “Her kim davete icabet etmez ise, gerçekten o, Allah’a ve Resulüne isyan etmiş olur. Oruçlu olsa bile, icabet eder ve duada bulunur. Eğer oruçlu değilse yer ve dua eder. Eğer (özürsüz) yemez ise günahkar olur ve cefa etmiş bulunur.” (Müslim) buyrulur.

Her iki hadisi şeriften de anlaşılacağı üzere davete icabet etmek şarttır. Hatta kişinin oruçlu olması bile davete katılmasına engel değildir. Ancak bu noktada davetlinin, katılacağı toplantının haram ve günahtan uzak olduğundan emin olarak hareket etmesi gerekir. Aksi takdirde kişi sünneti yerine getirmeye çalışırken harama bulaşabilir. Haramın var olduğu herhangi bir toplantıya gitmek ise caiz değildir.

Alacaklı bir kimsenin borçlusunun davetine gitmesi: İslam açısından ele alındığı üzere kişi, alacağı olan bir kimsenin davetine icabet edebilir ve toplantısına katılabilir. Ancak bu konu takva bakımından ele alınırsa borçlunun daveti neden verdiğinin düşünülmesi gerekir. Davet, borçlu olmanın verdiği bir hatır ile yapıldıysa ve davetli bunu biliyorsa; icabet etmemek daha iyi bir seçenektir.

Daveti reddetmenin adabı nedir? Tatlı dil, Peygamber Efendimiz tarafından sık sık tavsiye edilen bir davranış biçimidir. Bu bağlamda, bir davete icabet edilmeyeceği zaman öncesinde davet sahibine mutlaka haber verilmeli ve gerekçe hakkında bilgi verilmelidir. Davete haram korkusu ile katılmayan bir kişi bunu, uygun bir üslup ile İslami değerlere göre sakıncalı bulduğunu ifade ederek reddedebilir. Bu tarz davetler meşru sayılmadığı için, daveti geri çevirmekte herhangi bir sakınca yoktur.

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!