İslamiyet’te İnsana Verilen Temel Haklar Nelerdir?

elena-mozhvilo-j06gLuKK0GM-unsplash
Fotoğraf: Elena Mozhvilo-Unsplash

Allah, dünya yaşamına geçici olarak gönderdiği kullarına bazı temel haklar vermiştir. Bu bağlamda dinimizde insan hakları eşitlik ve adalet kavramları çerçevesinde ele alınır. İslam’a göre insani hiçbir özelliğe göre (din, dil, ırk, zenginlik, vb.) ayrım yapılmaz ve kişinin temel hakları bu şekilde korunur. Korunma altında olan temel haklar ise; can, mal, namus, din ve akıldır. Yani, İslam’ın insana verdiği haklar evrensel bir nitelik taşır.

İslam hukuku incelendiğinde insan haklarına farklı başlıklarla yaklaşıldığı görülür. Bu bağlamda insanın; yaşama hakkı, düşünme hakkı, evlenme hakkı, mülkiyet hakkı ve inanç hakları vardır.

Yaşama hakkı: Yaşama hakkı, insan haklarının temelini oluşturur. Bu hakkın sağlanmadığı bir bölgede insanın diğer haklarından söz edilmesi mümkün olmaz. Allah, kişinin hem kendine hem de bir başkasına zarar vermesini yasaklar. Bu durum Kur’an-ı Kerim içerisinde şöyle işlenir: “İşte bundan dolayı İsrailoğulları’na şöyle yazmıştık ’Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir kimseyi öldürürse büyün insanları öldürmüş gibi olur…’ Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler.” (Maide Suresi 32. Ayet)

Maide Suresi’nde anlatıldığı üzere Allah, insan yaşamını kutsal sayar. Bir insanın öldürülmesini ise tüm insanlığın öldürülmesi ile denk tutar. Tüm insanların eşit olduğu göz önüne alındığında, haksız nedenlerle birini öldürmek bunun yayılmasına sebep olur. Sonuçta da toplum düzeni temelinden sarsılır. Üstelik bir insanı öldürmek, yalnızca fiili bir eylem değildir. Kişi bunu yaparak insan hayatının kutsallığını da hiçe saydığını gösterir.

Düşünme hakkı: İslam’da kişinin canı önemsendiği kadar aklı da önemsenir. İslam, genel hatları ile inananlara iyilik yapmalarını ve kötü şeylerden de uzak durmalarını emreder. Peygamber Efendimiz, bir hadisinde “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin…” (Müslim) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere dinimizde kişinin düşünme ve kötüye karşı muhalefet etme hakkı vardır. Akli iradesi yerinde olmayan çocuk ve yaşlı kimselerin yaptıklarından sorumlu tutulmamaları da akıl ve düşünme hakkına verilen önemin bir işaretidir.

Evlenme hakkı: İslam inancında aile kurumuna ve burada yetiştirilecek olan nesillere değer verildiği görülür. Bu bağlamda, herkesin evlenme ve çocuk sahibi olma hakkı bulunur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “İçinizden evli olmayanları, köle ve cariyeleriniz arasından elverişli olanlarla evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lütfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır.” (Nur Suresi, 32. Ayet) Buradan anlaşılacağı üzere, ilgili ayeti kerimede evlenmenin önündeki iki engele dikkat çekilir. Bunlardan biri köle-sahip ilişkisi diğeri ise yoksulluktur.

Eski Arap toplumunda köle ve cariyelerin sahiplerinin izni olmadan evlenmesi mümkün değildi. Ancak Kur’an’da onların da evlenme hakkı olduğu vurgusu yapılmıştır. Yoksulluk içinse Allah’ın lütfuna sığınılması tembih edilmiştir.

Mülkiyet hakkı: Dinimiz, kişinin helal yollardan çalışıp para kazanmasına ve bununla da mülk sahibi olmaya temel bir hak olarak bakar. Kişi dilediği gibi mal alma ve bu malları da kullanma hakkına sahiptir. Ancak bu noktada, başka bir kimsenin hakkına dokunmamaya dikkat edilmelidir.

Dini haklar: İslam hukuku eşitlik ilkesi çevresinde şekillenir. Bu bağlamda, Müslüman ve gayrimüslimlere insani konularda eşit yaklaşılır. İnsanlar İslam’ı kabul etmeleri için zorlanmazlar, ancak İslam’ı terk etmek de yasaklanan bir konudur. Kur’an-ı Kerim’de “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” (Kafirun Suresi, 6. Ayet) buyrulur. İslam hukukunda da gayrimüslimlere inanç ve ibadet özgürlüğü verilir. Bu sebeple, dünyada İslam’ın yaygın olduğu pek çok coğrafyada gayrimüslimlerin de inançlarını korudukları görülür.